ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

TASAVVUF VE MESNEVİ FELSEFESİ-III
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 23 Kasım 2016 - 12:54:41

Ezoterik felsefelerde evrende tezahür etmiş her varlık bütünün bir parçasıdır ve bütün gibi bu parçalar da aynı iradeye tabidir.
Bu irade ancak gerçek bir istek yani aşkla bir form kazanır.
Bu form ise zekânın ürünüdür. Mevlana ‘ya göre mikrokozmoz olan insanoğlu üç unsurdan oluşur:
Ruh (öz, enerji, hareket, sema), akıl (zekâ, bilgi, olgunluk) ve aşk (duygu, şiir, musiki) sürekli bir döngüsellik içinde bulunan makrokozmoz ile mikrokozmoz olan insanın ilişkisi eylemsel düzeyde sema ile kurulurken, aynı ahenk ve düzen evrenin ahenk ve uyumunu sessel düzeyde ifade eden musiki ile tamamlanır.
Kaynaklar, Mevlana ‘nın herhangi bir kurala bağlı olmadan vecde geldiği her zaman, istediği her yerde sema ettiğini bildiriyor.
Sema bireysel bir eylem biçimi olmaktan çıkıp kuralları saptamış bir grup aktivitesi haline Mevlana ‘nın oğlu Sultan Veled döneminde gelmeye başlamıştır.
1460’larda Mevlevi ayinin bir parçası olmuştur.
Mevleviler bu kurala bağlanmış sema törenini üç farklı aşamaya ayırırlar: Bunlarda birincisi “ Doğal Sema“ dır. Bu sazla, sözle, raksla hem dönenleri, hem seyredenleri derin bir coşkuya götüren bir düzeydir. İkinci düzey “ Ruhani Sema” dır. “Ruhani Sema” tasavvuf yolunda olgunlaşmış kişilerin içinde tanrısal sırların doğmasını ve oluşması sağlayan semadır.
Mistik adamı yani “Velinin” ulaştığı ve tanrısal sırlarla yaşayan kişilerin “Sema”sı ise “ Rabbani Sema ” olarak adlandırılır.
Mevleviliğin anladığı aşk, insanın insana karşı duyduğu geçici, beşeri muhabbet değildir, Tanrı‘ya duyulan sınırsız, derin ve karşılıksız bağlılığı gerektiren sevgidir, sonsuz coşkunluktur.
Mevleviliğin düşünce ve görüş bakımından Yeni-Eflatun’cu felsefe akımının dolaylı olarak etkisi altında kaldığı, hem Mevlana’nın hem de onun ardından gelenlerin eserlerinde geçen tasavvuf kavramlarından açıkça anlaşılır.
Mesnevi’de, Divanı Kebir’de, Sultan Veled’in, Ulu Arif Çelebi’nin eserlerinde görülen bütün tasavvuf kavramları Plotinos’un geliştirdiği Yeni-Eflatun’cu felsefe akımının düşünce ürünleridir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz