ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

TASAVVUF VE MESNEVİ FELSEFESİ-V
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 25 Kasım 2016 - 11:06:48

Tasavvufun ‘suf’ ‘sofa’ ‘ehl-i suffa gibi kelimelerle ilgisinin olmadığı, kelimenin kökeninde ise Yunanca bir kelime olan “theosophy”olduğu; ve bu kelimenin Yunancada mistik bir hayatı anlatmak için kullanılmıştır.
İslam’ın açık, çok yönlü ve aktif bir hayat sistemi olmasına karşın, tasavvufun kapalı, pasif ve tek yönlüdür.
İslam da Allah’a, peygamberlere, ahiret gününe, kadere, meleklere, kitaplara iman edilmesi gerekirken tasavvufta ise sembolik olarak Allah’a yönelmeyi öngörürken, diğer inanç esaslarına ise stratejik bir araç olarak bakılmaktadır.
Buna örnek olarak ise cennet ve cehenneme önem verilmeyişini gösterebiliriz. İslam idari, hukuki bir sistem olmasına karşın tasavvuf ise; siyasi, idari ve hukuki bir sistemi asla benimsemez. İslam kaynağını vahiyden alırken tasavvuf insan ürünü bir felsefedir.
İlkçağ felsefesinden çağımızda ortaya çıkan ideolojilerin hepsinin bir arayış felsefesi olmasına karşın tasavvufun bunlardan farklı olarak bir kaçış felsefesi olduğu vurgulanmıştır.
Tasavvufun Müslümanlar arasında yayılmasının temel etkenlerine de değinilerek şu tespitlerde bulunulmuştur. İlk olarak Hz. Osman’ın şehit edilmesiyle çeşitli gruplara ayrılan ümmetin içinde bulunduğu siyasi tefrikanın çalkalanmasının tasavvufun gelişmesine zemin sağladığıdır. Hindu, Yahudi, Hıristiyan ve İslam mistisizmleri vardır.
Tasavvufun diğer adı İslam mistisizmidir. İbn Arabi’nin vahdet-i vücut anlayışına göre, varlık özde birdir, ancak çokluk halinde tezahür etmektedir. Mutlak varlık Allah’tır, var olan her şeyin tek kaynağı O’dur. Her şey yaratılmadan önce Allah’ın ilminde mevcuttu. Şu halde varlıkların suretleri ezelde Allah’ın zatı ile birdir. İnsanın Allah’la bir olmasından kastedilen budur. Yoksa insanın Allah’la birleşerek bir varlık olması değildir. Tasavvufa göre Yaratan ile yaratılan arasında ayrılık yoktur.
Çünkü Allah’tan başka varlık yoktur ve insan Allah’tan gelmiştir, yine Allah’a dönecektir. Ancak bunun için ölümü beklemeye gerek yoktur, nefsi terbiye ederek ezeldeki Birliğe ulaşılabilir.Tasavvuf, söz(kal) yolu değil hal(iyi ahlak) yolu, velayet(ilm-ü ledün) vasıtalı bir yol olup, Hakikat adı verilen değişmezliğe ulaşmayı amaçlamaktadır.
Tasavvuf, kafanda ne varsa atmak, elinde ne varsa dağıtmak, önüne ne çıkarsa çıksın ona yüz çevirmemektir. Yani zihni kötü düşüncelerden arındırmak, cömert olup başkalarına ikramda bulunmak, karşına hangi çeşit insan çıkarsa çıksın(iyi-kötü, güzel-çirkin, kadın-erkek, dinli-dinsiz) hepsine iyi gözle bakabilmektir.
Tasavvuf, herkese dost olmak, kimseye yük olmamak, gül bahçesinin gülü olmak, diken olmamaktır. Tasavvuf, ilahi ahlakla ahlaklanmak, bencillikten kurtulup, kendisinden çok başkasını düşünmektir. Bir diğer anlamda tasavvuf sevgi ve aşk felsefesidir. Nitekim Hz. Muhammed bir hadisinde “Allah güzeldir, güzelliği sever, Kibir ise Hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir”, buyurmuştur.
Allah, mutlak cemal ve kemal sahibi olarak her türlü güzelliğin kaynağıdır. İnsan, Allah’ı ne kadar tanırsa(marifeti artarsa) O’na karşı olan sevgi ve aşkı da o oranda artar.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz