MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

TELEVİZYON VE ÇOCUK-II
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Mayıs 2015 - 13:56:51

Televizyonun çocuklar üzerindeki bir başka olumsuz etkisi ise televizyonun, çocukların yetişkinlerin dünyasına psikolojik ve fizyolojik olarak hazır olmadan girmelerine sebep olmasıdır. Bunun sonucunda da çocuklar, çocukluklarını kaybedip yetişkin de olamadan gelişimsel açıdan verimsiz ve yaşam zevki açısından da tatsız bir dönem geçirmektedirler. Bu konuyla ilgili Çocukluğun Yokoluşu isimli kitabında Neil Postman; televizyon aracılığı ile çocukların, yetişkin dünyasına ait parasal, toplumsal ve cinsel ilişkilere, kavga, çatışma ve şiddet olaylarına, hastalık ve ölümle ilgili sırlara maruz kaldığına, bunun ise çocukluğun yok oluşu anlamına geldiğine işaret etmektedir. Nitekim çocukların kendi dünyalarından çıkıp yetişkinlerin dünyalarına hazırlıksız girmek zorunda kalmalarına neden olan en büyük etkenlerden cinsel içerikli yayınlar bazı çocukları aşırı uyarmakta, bazılarında nefret ya da suçluluk duygusu oluşturmakta, bazılarında ise cinsel suçun işlenmesine ya da normalden sapan bir davranışa neden olabilmektedir. Ayrıca bu tür yayınlar, çocukların gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde çeşitli uyumsuzlukların ortaya çıkmasına ve cinsel sorunlara neden olabilmektedir.
Modern topluma geçişle birlikte yükselen yaşam standartları, insanı doğadan kopararak, beton mezarlara dönüşen kentlere hapsetmiştir. Dört duvar arasında doğup büyüyen, çalışan anne-babaların çocuklarını sağlıklı olarak büyütmesi, onlarla sosyallik içinde bütünleşmesi giderek büyük bir zorluğa dönüşmektedir. Bu zorluğu ortadan kaldırmanın yolu ise, dört duvar içinde hapsedilen çocuğu güvende tutmanın yolu olarak, bir kurtarıcı, bakıcı, oyalayıcı, zaman geçiştirici olarak televizyona düşmektedir. Elbette, görünürde yaşamı kolaylaştırıcı bir araç olarak televizyon, gelecekte ortaya çıkabilecek ekran bağımlısı, anti sosyal, reel yaşam ve doğadan uzak, okumaktan hoşlanmayan bireylerin yetişmesinin ana faktörü olarak, başlangıçta oldukça masum bir araç olarak evlerimizde ve sürekli açık olarak durmaktadır. Bu noktada anne-babalar, yetersizlikten, değersizlikten, güvensizlikten, yalnızlıkan ve anlamsılıktan kurtulmuş, benliğini ve kişiliğini sağlıklı bir şekilde oturtmuş çocuklara sahip olmak için çocuklarına televizyon seyrettirmeleri ile ilgili aşağıda dikkat çekilen noktalara gereken hassasiyeti göstermelidirler.

1– 0–2 yaş arası çocuklara televizyon izlettirilmemeli, bunun yerine kişilerle karşılıklı etkileşim ve sosyal ilişkilere dayalı faaliyetler yaptırılmalıdır.

2- 2–10 yaş arası çocuklara günde 1–2 saati geçmeyecek şekilde algılama seviyelerine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programlar seçilerek izletilebilir.
3- Çocukların gelişimlerine uygun programları televizyonda bulmak zor oluyorsa uygun olarak hazırlanmış kaset ve CD gibi imkânlardan yararlanılmalıdır.

4- 12 yaşından önce çocuklara stres yapıcı ya da yanlış bilgiler öğretici haber programlarının seyrettirilmesi uygun değildir.
5- Şiddet, kavga, cinsellik ve ölüm olaylarının olmadığı dizi, klip, programlar seçilerek çocuklara seyrettirilmelidir.
6– Anne-babanın izlediği programlar çocuklardan farklı olmalıdır.

Birlikte zaman geçirilmesi gerekir.

 

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz