AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

TOLSTOY VE SİVASTOPOL ESERİNDE OSMANLI İMGESİ (KÂİNAT OKUMALARI–13)
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Temmuz 2016 - 17:16:29

O zamanlar hayatının hedefi sanat değil, dindi. 5 Mart 1855’te şöyle yazıyordu: “Gerçekleşmesi için bütün hayatımı feda edebileceğim büyük bir ideale yaklaştığımı hissediyorum. Bu ideal yeni bir dinin, İsa’nın dininin, bütün mucizelerden ve körü körüne inanışlardan temizlenmiş bir halde yeniden kurulmasıdır.”
Tolstoy, yine de çevresini kuşatan şeylerin etkisinden sıyrılabilmek için bir yandan dinin mistik boyutuna sığınırken bir yandan da yeniden yazmaya başladı:“Gençlik üzerinde çalışmak istiyorum.” Şarapnel yağmuru altında Gençlik’in üçüncü bölümünü yazmayı nasıl başarabildiği, bunun için gerekli ruhsal özgürlüğü nasıl bulabildiği merak konusudur. İçinde bulunduğu koşulları yansıtan biraz karışık metnin, yazarın genç ruhunu yansıtan ateşli düşünceleri ve hülyalarıyla dolu satırlarına hayran olmamak mümkün değildir.
Kitabının bazı sayfaları Tanrı ile doğayı bütünleştiren coşkun bir panteizm içinde lirik güzelliklerle doludur. Buradaki hava Kafkas Hikâyeleri’ni hatırlatır. Ne var ki savaşın acı gerçeği, şiirsel hayallere ağır basıyordu. Savaşın dehşetiyle Gençlik’i yarım bıraktı. Ve kurmay Yüzbaşı Kont Leon Tolstoy, tabyasının gözetleme siperinde, top gümbürtüleri arasında, bölüğünün ölenlerinin ve yaşayanlarının ortasında çevresini gözlüyor, kendi korkusunu ve onların korkularını unutulmaz Sivastopol’u anlatan öykülerinde dile getiriyordu.
Sivastopol üç ayrı bölümden oluşur. Bu ayrı ayrı üç anlatı bir potada eritilmiş olmalarına rağmen apayrı özelliklere sahiptir.Birinci bölümü okuyan çariçenin ağladığı, çarın da bu hikâyenin derhal Fransızca’ya çevrilmesini ve yazarının da daha az tehlikeli bir yerde görevlendirilmesini emrettiği söylenir.Bu hikâyeleri bitirdiği zaman, eserlerinin hiçbirinde olmayan açıklıktan dolayı Tolstoy endişelenir.
Böyle konuşmakla haksızlık mı yaptım acaba? diye düşünüyor ve şöyle yazıyordu:“Beni acı bir şüphe yakaladı. Bütün bunlar hiç anlatılmasa herhalde daha iyi olacaktı.
Belki de anlattıklarım, her ruhun derinlerinde uyuklayan ve açığa vurulmaması gereken şu kötü gerçeklerdendir. Çünkü bunlar sadece zarar verirler, şarabı bozmaması için nasıl fıçının dibindeki tortu şaraba karıştırılmazsa bunlara da dokunulmamalıdır. Ama sakınacağımız kötülük nerede?

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz