KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

TOLSTOY VE SİVASTOPOL ESERİNDE OSMANLI İMGESİ (KÂİNAT OKUMALARI–14)
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 24 Temmuz 2016 - 16:10:34

Benzemeye çalışacağımız güzellik nerede?
Kim alçak ve kim kahraman?
Her şey iyi ve her şey kötüdür.”
Sonra tekrar gururla kendini toparlayıp şöyle devam eder:
“Hikâyelerimde, kalbimin bütün gücüyle sevdiğim, güzelliklerin içinde göstermeye çabaladığım kahraman daima gerçekti, gerçektir ve gerçek olacaktır.”
Sovremennik dergisinin direktörü Nekrasov bu sayfaları okuduktan sonra Tolstoy’a şunları yazıyordu: “Rus toplumunun şu sıralarda gerçeğe ihtiyacı var.
Gogol’ün ölümünden bu yana Rus edebiyatında gerçeklikten pek az şey kaldı… Sanatımıza sizin getirdiğiniz bu gerçekçilik hepimiz için yepyeni bir şey.
Sadece bir şeyden; zamanın ve hayatın aşağılık taraflarının, çevremizi kuşatan ve içimizden pek çoğunun uğramış olduğu sağırlık ve dilsizliğin, sizdeki bu enerjiyi öldürmesinden korkuyorum.” Zaman, bu korkunun yersiz olduğunu gösterecektir. Sıradan insanların enerjisini çökerten zaman, Tolstoy’unkini güçlendirmişti.
Rusya güç bir sınav geçirmekteydi. Yazar, Kırım savaşlarını, hem ıstırap dolu bir hüzün, hem de büyük bir açıklıkla anlatır. Üçüncü hikâyesi olan Ağustos 1855’te Sivastopol’da kumar oynayan ve tartışmaya başlayan subayları tasvir ederken birden hikâyeyi keser ve şöyle der:
“Bu üzücü sahnenin üstüne hemen bir perde çekelim. Bugün veya yarın bu insanların hepsi de neşe ve gurur içinde ölümle savaşmaya gidecekler, gözlerini kırpmadan sükûn içinde öleceklerdir.” Tolstoy’un kişilerini seçme tutumu, yazarın eğilimlerini yeterince ortaya koymaktadır.
Malahof Tepesi’nin kaderi ve sonrası, kahramanca düşüşü iki kişide, mağrur ve heyecan verici iki kardeşte sembolleşir. İki kardeşten birinde, daha yaşlı olan bölük komutanı Kozıltjov’da, Tolstoy’u hatırlatan çizgiler vardır.
Öteki kardeş, asteğmen Volodya, mahçup ve hayalperesttir. Kendi kendine hummalı konuşmalar yapar. Bazen bir hiç için gözyaşı döker, bunlar kimi zaman sevgi, kimi zaman kırılan onurunun gözyaşlarıdır. Bataryada geçirdiği ilk saatleri korkularla doludur.
Zavallı küçük, karanlıktan korkar ve yatağa girince de başını asker kaputunun içine saklar.
Çevresindeki vurdumduymazlıklar, bunalımlar içine düşer. Ve nihayet saati gelince de neşeyle tehlikelerin tam ortasına koşar. Bu delikanlı, Tolstoy’un Çocukluk Yılları’ndaki şairane tipler grubuna dahildir.
Sonra bu tip, Savaş ve Barış’ta Petya olarak tekrar karşımıza çıkacaktır. Onlar da yürekleri aşk dolu bir halde, gülerek savaşır ve ansızın, hem de hiçbir şey anlamadan ölümü bulurlar.
Sivastopol’da da her iki kardeş, savunmanın son gününde yani aynı gün vurulur.
Ve hikâye, içinde yurtseverce bir öfkenin kabardığı şu satırlarla biter: “Sivastopol ordusu geri çekiliyordu…
Hemen hemen her asker arkada bıraktıkları Sivastopol’a doğru bakınca, yüreğinde anlatılmaz bir acıyla içini çekiyor ve yumruklarını düşmana doğru sallıyordu.”

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz