Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ALİ RIZA NAVRUZ

TÜRKÇEMİZ VE KARAMANOĞLU

Bu haber 06 Aralık 2018 - 11:40 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.
TÜRKÇEMİZ VE KARAMANOĞLU

Geçen hafta sonu akşamı, yorulan beynimi biraz olsun dinlendirmek amaçlı şöyle televizyon karşısına geçtim. Bir elimde çay, vay anam vay! Kanalın ismi bende saklı kalsın da, işte orada üç beş bayan oturmuş koltuklara muhabbet ediyorlar şuradan buradan. Bir şeyler anlatıyorlar ama anlamam mümkün değil… Güya konuştukları dil Türkçe! Aman ne Türkçe! Sanki bu bayanlar Türkçemizi katletmek amaçlı olarak özel kurulmuş tim.

Tamam sevgili dostlar, bayram da değil seyran da…Fakat; bu konuda yine dertlerim depreşti durup dururken. “Bu işlerin derdi sana mı düştü” demeyesiniz sakın ha! Tarih boyunca 117 devlet 16 imparatorluk kurmuş olan Türklerin dilinin, yani Türkçemizin dünya üzerinde en çok kullanılan bir imparatorluk dili olduğu hiç kimse tarafından inkâr edilmemiş, edilemez de… Bu da demek oluyor ki köklü ve sağlam bir dile sahibiz Türk milleti olarak. Atamız der ki; “Ülkeler sadece topla tüfekle işgal edilmez, bir millet dilini, dinini, kültürünü kaybederse ülkesini de kaybeder” Kaybettirmemeliyiz… Konu tam da buraya gelmişken, dilimiz hakkında kocaman bir parantez açmam gerekiyor sanırım. Açmalıyım ki nereden nereye gelişimiz gözler önüne serilsin!

Bilindiği gibi Türkçemiz 10. yüzyıla kadar Göktürk alfabesine dayanmaktadır. Konuyla ilgili en önemli kaynaklarımız; bu alfabeyle yazılan Orhun anıtları olarak bilinen kitabelerdir. Bu kitabelerde Bilge Kaan’ın kardeşi Kültiğin’le birlikte Çinlilere karşı yapılan savaşlar ve Türk Milletinin bütünlüğünün sağlanması için verilen mücadeleler anlatılmaktadır.

Orta Türkçe Dönemi olarak adlandırabileceğimiz dönemse 10. yüzyıldan başlayıp 13. yüzyılın sonuna kadar sürer. Bu dönemde Türkler resmen Karahanlı Türkçesi kullanmışlardır. İslamiyet’in Türkler tarafından kabulü bu döneme rastladığı içindir ki daha sonraları Arap alfabesine geçilmiştir. Tabi ki bu süreçte Arapça ve Farsça sözcükler de dilimizi etkilemiştir. Aynı zamanda Türkçemiz de o dilleri etkiler durumdadır. Bu devirde Türkçe ve Arapça eşit derecede kullanılmıştır diyebiliyoruz. Kutadgu Biliğ, Divanü Lügat-it Türk ve Atabet-ül Hakayık gibi ünlü eserler bu devirde yazılmış eserlerdir.

13.yüzyıldan 20. yüzyıla kadar olan döneme Yeni Türkçe Dönemi diyoruz. Bu dönemde Türkçemiz Doğu ve Batı Türkçesi olarak ayrılmış gibi gözükmektedir. Doğu Türkçesi; eski dönemin ve Karahanlı Türkçesinin sanki devamı gibidir. Batı Türkçesi ise; Osmanlı Türkçesi ve Azeri Türkçesidir… Yani o dönemde Türkçemize bu iki kol etki etmiştir.

Dilimizin son devresi 20. Yüzyılı kapsamaktadır. Bu devirde ülkemizde yeni Türk alfabesi kullanılmakta ve Türkçemizin adı Türkiye Türkçesidir. Yine bu dönemde Özbekistan ve yakın çevresinde Özbek Türkçesi, Türkmenistan ve dolaylarında da Türkmen Türkçesi kullanılmaktadır. Cumhuriyet Döneminde, Bu güzel Türkçemizin bozulmaması için M.Kemal Atatürk’ün emriyle 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur.

Görünen o ki; günümüzde bu güzel Türkçemiz yeterince korunamıyor. Siz “korunabiliyor” diyebilir misiniz? Sanmam! Üzülerek söylemem gerekirse son dönemde batı dilleri ve çeşitli şekillerdeki medya aracılığı ile dilimiz yozlaştırılmak isteniyor. Öyle ki artık, bir ailede çocuklar aileleriyle iletişim dahi kuramıyorlar. Teknolojinin etkisiyle de ülkemizde “mesaj dili” dönemi başlatılmıştır. Çarşıda pazarda ise Türkçe isimlerden daha çok, yabancı tabela isimlerine rastlar olduk. Nereye doğru, hangi yöne gittiğimizin sanırım farkında değiliz. Farkında olduğumuzda da belli ki çok geç kalmış olacağız.Ve sevda kuşları bir daha gelmeyecek geç kalmışların çağrılarına! Sonra da oturup diz döveceğiz halimize.

Şimdi gelin ayağa kalkıp hep birlikte bekleyelim Karamanoğlu Mehmet Beyi ve hep birlikte arayalım bir şairimizin diliyle:

/Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı…

Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?/

 

İçi yanmayanımız var mıdır ki? Gelin o zaman yine hep birlikte, yine hep bir ağızdan tekrarlayalım Beyimizin bu fermanı; “ŞİMDEN GİRÜ HİÇ KİMSE KAPUDA VE DÎVÂNDA VE MECALİS VE SEYRÂNDA TÜRKÎ DİLİNDEN GAYRI DİL SÖYLEMEYE…”

13 Mayıs 1277 yayınlanan bu fermanın özünde yatan; bir milletin birlik ve beraberliğinin ilk adımının, dil birliği olduğu vurgusudur.

Hay ağzına sağlık Beyiiiiiiiim!.. Bu fermanınıza uymayanlar için gösterdiğin meydan ve “dar” hazır!

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA