MÜKREMİN  ÇUHADAR, EĞİTİM SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

MÜKREMİN ÇUHADAR, EĞİTİM SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

CHP İL BAŞKANLIĞI’NDA İLÇE BAŞKANLARI TOPLANTISI YAPILDI

CHP İL BAŞKANLIĞI’NDA İLÇE BAŞKANLARI TOPLANTISI YAPILDI

TOMARZA DA COŞKULU İLKÖĞRETİM HAFTASI

TOMARZA DA COŞKULU İLKÖĞRETİM HAFTASI

TDP EKİPLERİ OKULLARI ZİYARET ETTİ, ÖĞRENCİLERİ BİLGİLENDİRDİ

TDP EKİPLERİ OKULLARI ZİYARET ETTİ, ÖĞRENCİLERİ BİLGİLENDİRDİ

SÜMERBANK KAYSERİ BEZ FABRİKASI ÇALIŞANLARI BULUŞTU

SÜMERBANK KAYSERİ BEZ FABRİKASI ÇALIŞANLARI BULUŞTU

TÜRKİYENİN KARANLIK YILLARI (14)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 21 Ağustos 2017 - 12:31:34

FAKAT HİÇ TE ÖYLE OLMADI!
“Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.” Sözünden ne kadar ibret ve istikamet kazanıldı onuda zamanı iyi tahlil etmek le anlaşılacağını söylemek zorundayız.
“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” Demekteydi.

“TAŞ KIRILIR, TUNÇ ERİR, AMA TÜRKLÜK EBEDİDİR”demişti.

“Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.” Diye ta o zamandan yıllar sonra kardeşi kardeşe katlattiren ve 12 bin vatan evladını birbirine öldürten 1970 – 1980 yılları arası ülkemizde cereyan eden SAĞ-SOL nifaklarını Atatürk görürcesine böyle diyordu. Bu esir toprakları vatan yapan asil insanlar ve onların lideri rahmetli “ATATÜRK “ Cumhuriyet’in ilk günlerinden, Türkiye’nin siyaset sahnesindekilere mesajlar vermekteydi.
VE TÜRKİYE..bir devletti, millet varlığını ayakta tutmaya kararlıydı.
1923- 2015… 92 yıllık Cumhuriyet tarihi ve millet varlığımızın serüvenindeki karanlık yılların olması millet varlığımızın olgunlaşması olarak bilinse de;dürüst Siyasi iradenin yönetime talip olarak iş başına gelmesi ve Türkiye’nin bu günlere erişmesi hiçte kolay olmadı ve halen onun sancılarını çeken bir yapıya sahip olarak yaşamakta ve yaşatılmaktayız.
Türkiye’nin 1990’lı dönemleri ‘karanlık yıllar’ olarak nitelendirilir. Bu dönemde işlenen birçok faili meçhul cinayetlerin üzerindeki ‘karanlık perde’ hala kaldırılamadı. Soruşturmaları yürüten savcıların önündeki en büyük engel ise devlet sırrı olması. Olaylara ilişkin bilgi, belge, şahıs ve kurumlar tarafından sürekli ‘devlet sırrı’ denerek saklanmaya çalışılmasıydı.
Peki; “NEDEN KORKUYORLAR?
“HAKİMLER SAVCILAR NEDEN? “HEDEF SEÇİLDİ”
Türkiye’de son zamanlarda adli personelin üstüne yürüyüş hızlandı ve devamlı çeşitli bahanelerle savcılar, hakimler, hukukçular öldürülmeye başlandı.
Bunların hepsi geçmişten alınmayan derslerden kaynaklanmaktadır. Yine bir geçmişle ilgili olayda…
Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Türkiye’de geçmişte yaşanan karanlık olayların aydınlatılamamasının sebebinin ‘devlet sırrı’ kavramı olduğunu söylemektedir. Fakat aydınlatıcı hiç bir bilgi verilmemekteydi.diyordu.
Susurluk Komisyonu’nda da ‘devlet sırrı’ ile karşılaştıklarını vurgulayan komisyon başkanı şahıs en azından kanuni değişiklikle ‘devlet sırrı’ tarifinin yapılması gerektiğini belirterek “Ne devlet sırrı, ne değil; devlet sırlarını kimler bilecek; ne zamana kadar sır olarak kalacak? Bütün bu konuların aydınlığa kavuşturulması lazım.” Diyordu. 26 Kasım 1996 tarihinde kurulan Meclis Susurluk Komisyonu’nun Başkanı Mehmet Elkatmış, bir haber ajansına konuşuyor.
1993 yılında bombalı tuzakla öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun suikasttan 3 yıl sonra ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın evlerini ziyaret ettiğini açıklamasını da değerlendirdi. Güldal Mumcu’nun beyanlarının yeni olmadığını dile getirdi, ve sadece Yeşil’in ev ziyaretinin yeni olduğunu ifade etti. Mumcu cinayetini Meclis komisyonunun değil yargının tekrar açması gerektiğini vurgulayan Elkatmış, Mehmet Ağar başta olmak üzere savcının ‘devlet yaptı, devlet isterse bunu çözer’ gibi birtakım ifadelerin komisyonda söylendiğini hatırlattı. İddiaların yeni olmadığını, ancak kuşkular bulunduğunu anlatttı. Bunların karşısında yeniden savcılığın tahkikatı derinleştirmesi, dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini söylemekteydi peki me oldu büyük bir HİÇ!.
Meclis’te kurulan komisyonların yargılama yetkisi bulunmadığını ve zaman aşımının da uğradığından bir şey yapılamıyordu. Böyle saçma bir düzen ve hukuk dünyada hiç bir yerde olmadığını söylemek zorundayım..bizdehukul denilen adalet (güya) düzeni hep ters işler. Delilden suça değilde suçtan delile yürünür. Halbuki delil olmadan suçlamak adalet değil “ALDA ATTIR”
“SAVCI’NIN YETKİLİLER HAKKINDA ‘ADLİ HİZMETİ
ENGELLEMEKTEN’ DAVA AÇMASI GEREKİRDİ” AÇILMADI?
Bir diğer taraftan mevcut iktidarın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast iddialarıyla ilgili Kozmik Oda’ya girilmesi konusunda ise Kozmik Oda’ya savcının değil hakimin girdiğini söyleyerek kıvırtmanın her şeklinin yapıldığı bir düzende bu millet yaşatılmaktadır. Hakimin de fotokopi almasına izin verilmediğini, sadece bilgileri okuduğunu söylüyorlar. “Davayı kim açar, soruşturmayı kim yapar; savcı yapar. Savcı girer, delilleri toplar, soruşturmasını yapar, tahkik eder, ondan sonra iddianamesini hazırlar, mahkemeye verir. Mahkeme bunu kabul ederse artık yargılama mahkemenin inisiyatifinde devam eder. Şimdi savcı görmediği, bilmediği, okumadığı belgeye, bilgiye nasıl dayanacak, nasıl dava açacak? Ben olsaydım o zaman savcının yerinde, ‘adli hizmeti engellemekten’ dolayı yetkililer hakkında dava açardım.” Diyenlerle bir kamu düzeni sağlanmaya çalışılmakta…
“YİNE HERŞEY KARANLIKTA KALMAKTADIR”
“DEVLET SIRRININ TANIMI YAPILMALI, YASAL BOŞLUKLAR DOLDURULMALIYDI, YAPAMADILAR”
Aynı şahıs devam ediyor; Savcıların geçmişteki bütün bu olaylarla ilgili ciddi bir inceleme yapması gerektiğinin altını çizen Elkatmış, öyle usulen yapılan incelemelerden bir sonuç çıkmayacağına dikkat çekti. Türkiye’de asıl problemin ‘devlet sırrı’ kavramında olduğunu ifade eden Elkatmış, şöyle devam etti: “Hazırladığımız Susurluk Komisyonu raporunda biz de devlet sırrı engeliyle karşılaştık. En azından bir tarifinin yapılması lazım. ‘Ne devlet sırrı, ne değil; devlet sırlarını kimler bilecek; ne zamana kadar sır olarak kalacak’ bütün bu konuların aydınlığa kavuşturulması lazım. Yasal boşlukların doldurulması lazım diye bizim hazırladığımız raporda bu var. Ama maalesef bu hala tartışılıyor. Bir yasal değişiklik yapılmadı. Hükümet bir tasarı hazırladı, ama bildiğim kadarıyla kanunlaşmadı. Bütün sıkıntı burda, yani devlet sırrı, ticari sır. Düşünün çetenin, mafyanınki de ticari sırra giriyor. Biz bununla karşılaştık. Devlet sırrına giriyor, olmaz böyle bir şey.”
Devlet sırlarının da birtakım demokratik ülkelerde belli bir zaman sonra kamuoyuna açıklandığına dikkat çeken Elkatmış, “Gerek CIA’nın bir takım gizli belgeleri hatta KGB’nin birtakım gizli belgeleri dahi belli bir zaman sonra kamuoyuna açıklanıyor. Yani ilanihaye gizli olmaz ki. Bizde maalesef ilanihaye. Hatta Meclis’in gizli oturumları bile 10 yıl sonra açıklanıyor. Hadi ülkenin uluslararası güvenliğiyle ilgili belgeler açıklanmaz bunu anladık, ama ülke içine dönük birtakım şeylerin açıklanması lazım. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bunun bir süresi olması lazım en azından. Yabancı ülkeler açıklıyor. Ama bizde Cumhuriyet döneminden beri olan şeyler dahi hala sır olarak duruyor.” diye bu keşmekeş düzene isyan etmekteydi.
Devletin geçmişteki birtakım karanlık olayları aydınlatamaması halinde tartışmaların devam edip gideceğini ve devletin de daima bir şaibe ve töhmet altında kalacağın hiç kimse umursamıyordu. Geçmişte bunların konuşulup tartışılamadığının cezalarını bu ülkenin insanları çekmekteydi. “Şimdi bunlar tartışılıyor, konuşuluyor. Eminim ki bir zaman sonra gelecek ki artık bunlar hep gün yüzüne çıkacak.” Fakat buna rağmen hiç birisi halen çıkmadı. Yani milletten saklananların hepsinde ihanet oyunları vardı.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz