AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

TÜRKİYENİN KARANLIK YILLARI (17)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 28 Ağustos 2017 - 12:35:24

“ATATÜRK’TEN SONRA DEVLETE VEDA EDİLDİ”
Atatürk’ten sonra Türkiye devlet olmaya veda etmiştir ‘Türkiye’de derin devlet yok, derin çeteler vardır. Ve halen öylede devam etmekte önüne geçilememektedir.
-Türkiye’de; iyi veya kötü, karanlık veya aydınlık, tamamen bu ülke için düşünen ve uygulayan, tamamen bu ülkenin kendi dinamikleriyle oluşmuş bir derin devlet yapılanması yoktur. Kendini derin devlet diye satmaya çalışan birtakım birimler ve kurumlar vardır ama bunların bazıları tamamen, bazıları kısmen kokuşmuş ve derin çete halini almıştır. Derin çetelerimizin bazıları tamamen veya kısmen yabancı gizli servislerin denetimine girmiştir. Dolayısıyla bu topraklarda Türkiye’nin kendi derin devleti değil, başkalarının derin devleti karanlık icraatlarını sürdürmektedir.
Bütün devletler ve bütün derin devlet çarkları birer suç örgütü niteliği taşır. Gizli veya açık, derin veya sığ; bütün devletler şu yahut bu ölçüde haksızlık yaparlar, hatta zalimdirler. Sözgelimi Türkiye, dış güdümlü bölücü fitne karşısında kendini savunurken sık sık sapla samanı karıştırmış, bir kısım vatandaşlarına utanç duyulacak muamelelerde bulunmuştur. Ayrıca bölücü fesada karşı yürütülen derinliksiz mücadele gerçekte fiyasko ile neticelenmiştir. Sözde müttefiklerimizin dahi silahlı desteğini almış eşkıya karşısında sağlanan kesin askeri başarıya rağmen bugün belli illerimizde devletin başı İmralıdaki Ermeni uşağı olmuştur. Evren’in derin devlet muhabbetine balıklama dalması ve 12 Eylül’ü aklamaya çalışması esasen bütün evrensel kabullerimize ve dolayısıyla bütün demokrat insanlarımıza hakarettir. Bir kere açık devletin cumhurbaşkanı ve başbakanına mahrem bir yapılanma derin devlet değil, tanımı gereği ancak derin çete olabilir. Bu böyle olduğu içindir ki, 12 Eylül’ün sabahında bir başka ülkenin başkanı, gizli servislerinin Türkiye’deki istasyon şefi tarafından şöyle uyarılmıştı:
“İHANET MESAJI”NDA
BİZİM ÇOCUKLAR BECERDİ Diyordu.
( ABD BAŞKANININ ” DAMDAKİ KEMANCI ADLI SINEMA FILMINI IZLERKEN KENDISINE TELEFONDA VERILEN BILGI böyleydi.
12 Eylül eğer söylendiği gibi gerçekten bir derin devlet müdahalesi ise, kesindir ki o derin devlet Türkiye’ye değil, başka bir ülkeye aittir! 11 Eylül 1980’e kadar Türkiye kan gölü halindeyken 12 Eylül günü terör eylemlerinin tek düğmeyle durdurulmuş gibi birdenbire kesilmesindeki sır, her hatırlanışta bir karanlığın tükürüğü gibi suratımıza yapışırken hala ihtilal savunuculuğu yapamanın ne anlama geldiğini iyi düşünmek gerek. Bana göre ve millete göre meclise girmiş olan terör örgütünün siyasi sesleri halen bu ülkenin kaderi ile oyun oyun oynamaktadır.
-Türkiye Atatürk’ten sonra devlet olmaktan çıkmıştır.
Gazi Mustafa Kemal gittiğinden beri ne Cumhurbaşkanlığı, ne de başbakanlık makamına hakiki devlet adamı oturtabilmiş değiliz. Yerli Sovyetçilerimizin de derin katkıları sayesinde, NATO ile birlikte başkasının derin devleti içimize çökmüş ve Türkiye Cumhuriyeti de bağımsızlık davasından vazgeçmiştir. Böylece başlayan mutlak güdülme sürecinde şöyle veya böyle sorumluluk almış birtakım zevatın kendilerinden menkul kerametleri bu gerçeği örtemeyecek, tarih onlara ‘devlet adamı’ sıfatını layık görmeyecektir! Ömer Lütfü Mete 05-04-2005 tarihli bir yazısında Belki bir gün, bazıları için ‘başka devletin adamı’ diye yazılacaktır. Çünkü gözüken manzara budur. Ve devletin hapsettiği fakat bir ayağı mecliste olan zihniyetten talimatlar alınıyor. Bumuda millete karşı bas bas bağırarak inkar ediyorlar. Demekteydi.
Yıllar önce adaletin nasıl bir çarkı olduğunu çok yakından tanıyanlardan biride bizzat benim. Yargısız infazlar yapıldı. Mahkemeleri bimemiş ve karar verilmemiş vatan evlatlarını idam ettiler. Bu yüz karasını halen unutamıyorum.
Oysa; Atatürk
Bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez. Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lâzımdır. ( 1919 ) diyordu…
Ve… Atatürk’üntoplum hayatımız için diğer hitabetleri
Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye lâyık olurlar. Çünkü, bunlar, hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı işlememeye karar vermiş kimselerdir. Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar, aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir. Demekte..
Hükümet, memlekete kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür. Bu nedenle adalet işi çok önemlidir… Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile teması normal ve zorunludur. Diyordu.
Bunun için adalet seviyemizi bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmak zorunluluğundayız. Bu hususları tatmin için mevcut kanun ve usullerimizi bu görüşle iyileştirmekte, canlandırmakta ve yenilemekteyiz; ve buna devam edeceğiz.
Devlet halinde teşkilatlanmış bir insan toplumu anayasasında, adalet kuvvetinin bağımsızlığının önemini açıklamaya gerek yoktur. Milletlern yargı hakkı bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez. ( 1920 ) demişti.
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. ( 1920 )
Herşey kanun yapmaktan ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima karar verenden daha kuvvetlidir. ( 1920 ) demekkteydi.
Güya adı Atatürk Türkiye’si Peki ya adaletsizlikler, talanlar, yalanlar, soygunlar, güçlünün güçsüzü ezmesi, devletin çeşitli yollarla soyulması. Ve adaletsizliğe haksızlığa hukuksuzluğa dair ne varsa yapılması ve bunlara göz yumulmas, hülasa tüm çirkinliklerle yapılanlar neyin nesidir.?
Bu soruyu.. “TÜM VİCDANLARA SORUYORUM?
YENİ ORTADOĞU STRATEJİSİ
Gelişen Türkiye’nin önlemini almak için kolları sıvayan ABD-İSRAİL ve gizli ittifak ortakları, Ortadoğu’nun stratejisini yeniden şekillendirmeye başladılar. Geçmişten bu yana içimizde etkin olan karanlık güçler, etkinliğini zoraki aydınlık güçlere devrediyor. Hatta aydınlık güçler bunu söke söke yapıyor dememiz en doğru yaklaşım olacaktır…Bu değişen stratejinin nedenlerinden bir tanesi de; bu ay sonunda gerçekleşmesi beklenen Milli Güvenlik Kurulu toplantısındaki hayalet belge olan Yeni Kırmızı Kitap‘ın resmiyet kazanmasıdır. Gerek yeni kırmızı kitaptan çıkartılan Yunan tehlikesi gerekse diğer yaşanan Türkiye-İsrail sorunları, İsrail‘i Yunanistan ile detayı gizli bir anlaşmaya sevk etti. 58 yıl aradan sonra böyle bir olayın gerçekleşmesi tesadüflerden ve kuruntulardan çok uzak, gerçeklerin üzerine kurulu bir realitedir. Özellikle detayı gizli bu anlaşmanın öngördüğü İsrail ile Yunanistanarasındaki havacılık alanında işbirliği ayrıntısı, Türkiye açısından çok önemli! Bir de İsrail Dışişleri Bakanlığının 1952 yılından bu yana imzalanan ilk anlaşma olduğunun altını çizmesindeki derin mana da bu duruma çok farklı boyutlar katıyor. Bu konuya derin manalar katan şeyler bu kadarla da sınırlı değil. Nitekim anlaşma; ÖTEKİ HÜKÜMLERİNİN yanısıra iki ülkenin havayolu şirketlerinin HER NOKTAYA OLAN UÇUŞLARINDA BİRBİRİNE DESTEK HİZMETİ SAĞLAMALARINI da ön görüyor! Bu durum sizin de aklınıza Ege denizinde Yunanlılarla yaşadığımız it dalaşlarını getirmiyor mu? Özellikle kırmızı kitaptan çıkartılan bazı ibarelerin tekrar geri alınması, tehdit unsuru oluşturmayan ülkelerin tekrar tehdit niteliği oluşturduğunu gerçeğini kabul etmiş olacaktır. 9 Türk vatandaşımızı şehit eden İsrail ile 58 yıl sonra özellikle bu anlaşmayı ele alan Yunanistan, İsrail’in ekmeğine yağ sürmüş bulunuyor. Bunu bilinçsiz bir şekilde yapmıyor da değiller!.. Yunanistan, Ege’de yaşanan krizlerin negatif yönde ilerlemesinden doğabilecek durumlar için İsrail‘den kendilerinin arkasında durulmasının teminatını almış oldu.
Tabii bir de İsrail devleti için kendisinin bir kukla olacağının da farkında varması gerekiyor…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz