GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

TÜRKÜLERİN DİLİ NEŞET ERTAŞ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 26 Nisan 2016 - 14:12:43

Türkü Anadolu insanının dilidir. İç dünyasının tecelli ve tezahürüdür… Yalnız dili değil, geleneğidir, tarihidir; geçmişi ve kültürü türkülerde saklıdır bizim insanımızın. Belki de Türk’ün romanı türkülerdir diyen bu gerçeği düşünerek söylemiştir sözünü. Evrene bakışını, dünyayı değerlendirişini, inancını, imanını, değer yargılarını, sevgi ve saygısını, her şeyini türkülerle ifade etmiştir Anadolu insanı… Türkü onun için bir lüks ya da meslek değil, bir yaşama, anlama biçimidir… Onun yaşamını, tarihini, geleneğini, kültürünü anlamak istiyorsanız, Anadolu’yu dağ tepe gezen bir seyyah-coğrafyacı olmak yerine türkülerini anlamaya çalışınız. Türküleri anlayamayan, Anadolu’nun yaşanmış tarihini, ya da diğer deyişle kurgulanmamış tarihini bilemez. Bir milletin geleneği belki de en iyi türkülerinde, musikisinde yaşar. Neşet Ertaş bir gezgindir… Bir geleneğin içinde gezen ozanıdır… Hakkın hayal ile düş ile bulunmayacağını bildiği için her daim aşk atına binip sürendir..  Kimi zaman gelenekten bize aldığı ‘keş’lerden getirirken, kimi zaman da içinde yaşadığı dünyadan oraya görüntüler götürür, bu dünyayı anlatır onlara kendi dilinden… Bazen kendi kelimeleriyle, bazen da aynı gelenekten gelen bir başka ozanın kelimelerini alır, havalandırır ve söylediği avazın içine sığdırarak yüreğini, geçmişe yolculuk yapar. Yaptığı her yolculukta yine bir dostun yanındadır, onlardan haber alır, onlara haber verir… Garipliğini anlatır onlara türküleriyle… Geride bıraktıkları dünyanın halinden söz eder.
Ne söyleyim şu dünyanın halına
Dağlar ayrı ayrı çöl ayrı ayrı
Şu insanlar bölüşmüşler dünyayı
Hudud ayrı ayrı yol ayrı ayrı
İnsanlık kastine silah yapılmış
Belli insan kötülüğe kapılmış
Tetikler çekilmiş atom atılmış
Tetik ayrı ayrı el ayrı ayrı

 

Gönül dağının sesidir o… Bir sevdanın ateşidir o… Leylasında hem Leylasını hem Mevlasını arayan adamdır o.. Gençliğinde Leyla’sına yazdığı türküler, olgunluk döneminde Mevlasına yönelecektir…  Çark-ı devranın “Bir”in aşkına döndüğünün şuurundadır…Yar aşkının yüreğinde nar olduğunu bilir.. Bunun içindir ki onun çaldığı yalnızca bir enstrüman değildir… O gönlündeki yangınını yansıtan adamdır.. Kendi deyimiyle “ayaklar turabı, gönüller hızmatçıdısır”… Yunus gibi gönlü “Hakkın binası” olarak niteler.. Eşya ve hadiselere Hak nazarıyla bakmayı ve görmeyi şiar edinir… Onun için tevhit penceresinden bakamayan, Bir’i ve Biz’i anlamayan eksiktir, yanlıştadır…der.
Fuzulî’ce bir bakıştır bu… Leyla ile Mecnun’un yazarı olan ve onu duygulardan kelimelere aktaran, kelimelerde somutlaştıran Fuzuli de âlemde tek var olanın aşk olduğunu söyler:
İlim kisbiyle pâye-i rıf’at,
Ârızûyi muhal imiş ancak.
Aşk imiş her ne var âlemde,
İlm bir kıyl ü kaal imiş ancak.
Âşık olmayan saz çalmasın diyen Neşet Ertaş gerçekte aşık olamayanın sözü olamayacağını da söyler. Sözü olsa da anlamlı bulmaz. Burada da Yunus olur:

İşidin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül misali taşa benzer
Taş yürekte ne biter dilinden ağu tüter
Nice yumuşak söylese sözü savaşa benzer

Neşet Ertaş’ın sazı birer kapıdır gerçekte. Geçmişi bugüne getiren ve bugünden geçmişe gidilen… “Herkes çalar ama tatlı çalamaz, yar aşkı sinede nar olmayınca’ diyen Neşet Ertaş, Bağlama kendi ruhuyla izlerini takip ettiği dostlarının ruhunun mecz olduğu bir sürecin giriş ve başlangıç noktasıdır. O dünyaya sığdıramaz kendini, yurtsuzdur, abdaldır; türküleri bu dünyadan bir çıkıştır, bozlaklarındaki o anlaşılmaz ses, belki de gök kubbenin yırtılışının sesidir… Ve çekip gitmeye hazırdır garip ozan… Gittiği yer kuşkusuz gönül dağıdır… Çünkü artık dost elinden gel denmiştir..

Bin bir hayalınan geldim anamdan
Şu fani dünyaya geldim gidiyom
Muradımı alamadım dünyadan
Derdin çeşmesinden doldum gidiyom
Cahil ömrüm geldi geçti yel gibi

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz