ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ÜÇ MÜRİT HİKAYESİ-2
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Haziran 2016 - 15:07:35

Aileleriyle helâlleşen üç arkadaş, belirledikleri yer ve zamanda buluştular. Bu yolun geri dönüşü yoktu. Şeyhe mürit olmak için “Bismillah” deyip köyden ayrıldılar. Taşları yanık olan dağlara doğru yol aldılar. Güneşin yanıcı sıcağı, dudakları kurutan rüzgâra rağmen bir günlük yolu yürüyüp akşama şeyhin tekkesine ulaştılar.
Bedenleri yorgun olsa da, gönülleri sevinç dolu heyecanla o akşam tekke misafirhanesinde dinlendiler, kılınan toplu akşam namazına katıldılar.
Bir gün dinlenip yorgunluğu üzerlerinden attılar avluda otururken tekke şeyhinin beklediği haberi geldi. Üç arkadaş tekke şeyhinin karşısına çıkıp düşüncelerini anlatıp bağlıklarını ifade ettiler. Burası bir çile hane çile çekmek insana ağır gelir isyan edersiniz dese de Şeyh, üç arkadaşın tekkede kalıp ders almasına izin verdi. Önce sabırlarının denenmesi gerekiyordu. Üç müride yalnız su ve bulamaç verilmek suretiyle bir hafta sabır hücresinde aç bırakıldı.
Beden olarak zayıflayan, sabırla zenginleşen üç mürit hücreden çıktılar. O günden sonra şeyhin sözünden çıkmayıp yıllarca tekkede hizmet görüp din, tasavvuf ve dua ilmi dersi aldılar. Tekkede bulunan ve ziyarete gelenler üç müride büyük hürmet gösteriyorlardı bazen tekkede yoğunluk olduğu zaman üç mürit de gelen ziyaretçilere sohbet ediyorlardı.
Tekkede ilim öğrenmek isteyen çok az insan vardı. Din ilimlerini öğrenenleri şeyh bekletmiyor, öğrendiklerini yeryüzünde dağda, ovada, yaylada, köyde ve yol üzerlerindeki handa konaklayan insanlara yaymaları için gönderiyordu.
Tarikat Şeyhi Fettah Hz. Gördüğü rüya üzerine, sabah üç müridi yanına çağırtıp, onları sözlü olarak uyardı: “Sizler bu tekkede dervişlik makamına eriştiniz. Tasavvuf ve dua ilmini öğrendiniz. Sizlerin burada hizmetiniz doldu. Size şu beldeye, bu beldeye gidin demiyorum. Gönlünüz nereye gitmek isterse oraya gidin. Öğrendiğiniz Allah’ın dinini, kelamını, ilmini yeryüzüne yayın, insanlara hizmet edin. İnsana hizmet Allah’a hizmettir. İnsanlar ilminizden faydalansın, sakın inatçı olmayın topluluktan ayrılmayın, hata edeni hatasından pişman olduktan sonra ayıplamayın, daima yaptığınız işlerin sonunu düşünün. Faydasız işlerle uğraşan insanlara söyleyin, iş kaygılarının âhiret için olmasını bildirin.” dedi.
Tekkede kalmak isteyen üç mürit, bu sözleri duyunca şaşırıp üzülmüşlerdi. Üzülmenin hiç bir faydası yoktu. Şeyh emrine itaatsizlik olmazdı. “Şeyhimizin elbette bir bildiği vardır…” dediler.
Tekkeye hizmet edip dua ilmini öğrenen, nereye gideceklerini bilmeyen üç mürit, yol boyu gittikleri yerlerde köy, kasaba demeden Müslüman avam insanlarla sohbet edip Allah yolunu anlatıp dînî konularda aydınlatacaklardı. Şeyhleri böyle söylemişti. Yük hayvanının üzerine çulu, çadırı attılar. Arkadaşlarıyla vedalaşıp boyunları bükük, aşağı köy içinden geçip yukarı harman yoluna çıkınca kendilerini boşlukta bulup bir garip hissettiler.
Şeyh Fettah Efendi, “İnsanda nefis denen bir şeytan vardır, giden müritler ilimlerinin dışına çıkıp yalan dünya aldanmasın.” deyip arkalarından dua etmeyi, Allah’a niyazda bulunmayı da ihmal etmedi.
“Gönlünüz nereye gitmek isterse oraya gidin” diyen şeyhlerinin yakınında kalmak isteyen üç mürit harman çıkışında durup bir birilerinin gözüne baktı. Ayakları gitse de gönülleri gitmiyordu. Üçünün de acı gülümsemesi yüzlerinden beli oluyordu. Gönüllü gönülsüz sağa sola bakıp uzakta başı göğe eren dağları, yeşil ekinleri, mor sümbülleri, karşı uçsuz bucaksız bozkırı, havada kanat çırpıp süzülen dağ kırlangıcı, ibibik ve tarla kuşlarını, uzakta kanat süzen atmacayı seyretmeye başladılar.
İçlerinden biri gönlündeki duygusunu dışa vurdu. “Görüyorum ki şeyhimizden ayrılmak bize zor geldi. İlim tekkesinden ayrılsak da, bu topraklarda kalalım şeyhin maneviyat havasını alalım.” dedi. Bölgede kalma fikri birlikte kabul edildi.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz