GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YAZAR OLMAK
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 20 Ekim 2015 - 18:44:54

Gerçek yazar için felsefe, kavram oluşturma, icat etme, yaratmaya dayanan bir kavram pratiğidir. Yazar geliştirdiği, giriştiği bu kavramsal çaba gerçekten de sıra dışı bir mucitlik örneği sunmasını gerektirir. Ayrıca yazarın felsefeyi bilim, tıp ve sanat gibi diğer alanlarla muhakkak bir ilişkiyle incelediğini de ilave etmek gerekir. Örneğin; bir yazara göre sanatta felsefe gibi bir düşünce etkinliğidir, fakat amacı “duyusal yığışımlar” yapmaktır. Yani sanatçı ve yazarlar aynı zamanda büyük düşünürlerdir. Ancak onlar algılam ve duygulamlarla düşünürler: Ressamlar çizgiler ve renklerle, müzisyenler seslerle, sinemacılar imgelerle, yazarlar kelimelerle düşünürler.

Yazarın edebiyata dair fikirlerini anlamak için “duygulam” ve “algılam” kavramlarının ne olduğuna bakmak yerinde olacaktır. Olayların içindeki “Oluş” kendiliğin, durağan olmadığı hep süreğen bir akış içinde olduğu anlamına gelmez. Oluş, herhangi iki çokluk arasında her zaman var olan iki çokluğun birbirinden farklılaşmasını önceleyen bir bölgeyi, bir ayırt edilemezlik ya da seçilmezlik bölgesini ifade eder.

Yaşam duygulam ve algılamlar düzeyinde edebiyat ve sanatla buluşur. Bizler özneler olarak yaşadığımızdan ve deneyimlerimizden bağımsız bir ayırt edici noktada edebiyat ve sanatı duyumsarız. Bu nedenle belki de edebiyat ve sanat bizim için ayrı bir kapı açar, gerçekliğin dışında karakterleriyle özdeş olmanın ötesinde, bir oluş durumunu yaşatır. her edebi çalışma bir yaşam tarzı, bir yaşam biçimi ifade eder. Bu nedenle de hem kritik hem de klinik açıdan değerlendirilmelidir. Edebiyatı ve yaşamı birbirine bağlayan husus sağlıktır. Bu durum yazarların sağlıklarının iyi olduğu anlamına gelmez tam tersine sanatçılarda filozoflar gibi çabuk bozulan bir sağlığa, zayıf bir yapıya ve kırılgan bir kişisel yaşama sahiptirler. Yazarlar yaşam tecrübelerinden etkilenirler ancak sadece yaşamlarını anlatıyor gibi görünen pek çok yazar bile “yaşamı onu hapseden şeyden kurtarma ve kişiselin ötesinde bir şey yapma çabasında” birleşirler. Yani yazarlar için aslında tıpkı oluş sürecinde olduğu gibi mevcut olmayan ancak ayırt edici bir düzlemde yaratma çabası vardır. “Kritik” ve “klinik” projesinin altında yatan temel fikir, yazarların ve sanatçıların hekimler ve klinisyenler gibi semptomatolojist olarak görülebileceğidir. Semptomatoloji her zaman bir sanat meselesidir. Yazarlar parmak ısırtan teşhisleriyle birer semptomatolojisttirler. Aynı şekilde semptomsal bir tabloyu yenileyebilen klinisyenlerin yaptıkları şey bir sanat eseridir. Sanatçılar da birer klinisyendir ancak kendi vakalarına veya genel olarak herhangi bir vakaya ilişkin olarak değil, medeniyetin klinisyenleridir. Edebiyatın ürettiği bir “edebi etki” vardır ve edebi makine farklı düzeylerde göstergeler üreterek bu etkileri yaratabilen ve bu yolla etkili bir şekilde işleyen bir aygıttır. Sanat eseri ancak nesnel içerik ve öznel biçimin fragmanlar halinde bir dünyanın, kaotik ve kişisel olmayan çoklu bir gerçekliğin, ortaya çıkmasıyla tam anlamını bulur.

Temel mesele sanat eserinin işlemesi yani makinenin çalışmasıdır. Kısacası edebi makinenin parçaları karşılıklı bağımsızlıklarıyla, saf tekillikleriyle, herhangi bir bütünlük veya birlik teşkil etmeyen ve birbirine gerçek ayrımlarla ya da herhangi bir bağlantının yokluğuyla tutturulup, yapıştırılmış, saf ve dağınık bir anarşik çokluk oluşturan, unsurlar olarak kabul edilmelidir. Yani farklı tekillikler, tekilliklerin birbirinden kopuk parçalarının bir etkisi olacak şekilde değişken bir bütün yaratmak, üzerine bir ilişki kurmak edebi makinenin çalışması anlamına gelir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz