GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YAZIM SANATINDA HAYAL DİLİ: ÇOCUK
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Nisan 2015 - 16:07:48

Sınırsız bir atlası vardır çocuğun. Bulutlar, ay, yıldızlar, Kafdağı… çocuğun kapsama alanına dahildir. Sınırsız coğrafyasında kendi seçtiği öğelerle kurduğu dünyası gürül gürüldür.

Çocuk, coşkudur.
Çocuk sevgidir.
Çocuk, bir masal bahçesidir.
Kötülüklerden arındırdığı dünyasında katıksız güzelliklere yer vardır. Kötüler ve kötülük her defasında cezasını alır ve kaybolur ortalıktan.
Çocuk, coşkunun, sevginin ve masal bahçesinin dilini en iyi bilen ve bu dili en iyi konuşandır. Bu dille oluşturduğu dünyasının ana ayıraçlarından birisidir “çocuksu”luk.
Çocuğu anlamak diye bir şey olamaz bence. Biz büyükler çocukla iletişime iki yolla varabiliriz.
1.Çocuğu yanımıza çağırmak
2. Çocuğun yanına varmak.
Ortası resmiyet ve iletişimsiz, ağzı bıçak açmayan bir resmiyet. Somurtkan, kapalı bir kutu olur ortadaki çocuk. Suç isleyip müdür odasına çağrılan çocuğun durumu. Bu noktada duran çocuğu bir türlü açamayız. Çocuklar, suçlu olduğunu anladığı zaman, yani sütü döktüğü zaman bu orta noktaya kaçar ve ulaşılmaz olan o orta noktada durur. Çocuğun yanına varmak, yani çocuksu çizgiye inmek – büyüklerce- kısmen başarılabilir. Yazılı ve sözlü olarak bunu başarabiliriz. Sözlü olarak, masal anlatmak, masalı âdeta onlarla yaşamak, çocukla aramızdaki bütün engelleri kaldırır ve çocuk coşku iklimine geçip bizi kendine kabul ederek o coşkuyu birlikte yasamamızı sağlar. Çocuğun sınırsız coğrafyasına adım atabiliriz o anda. Her insan kendine iyi bir dinleyici arar durur. Yazı yazmak da tanımadığımız dinleyicileri aramak değil midir zaten. Çocuk, karşısında kendisini dinleyen birisini bulursa o sınır tanımaz hayâl ülkesini etrafındaki somut verilerden hareketle gittikçe soyutlaştırarak kurup size anlatacaktır. Dört yaşındaki oğlum, annesine saatlerce oturup hayallerini anlatıyor. Rüyalarını anlatıyor. Arkadaşlarından hareketle olaylar kurgulayıp hayallerini hikâyeleştiriyor. Bulutların içinde adamlar görüyor ve adamların yastığının olmadığını anlatıyor. İçindeki coşku dolu dünyasını kendisini dinleyen birisini bulursa sonuna kadar anlatıyor. Biz onu dinleyip açabilirsek çocuk, iyi bir anlatıcıdır.
Çocuğu dinledikçe, çocuğun düşünce ve hayal dünyasına vâkıf olabiliriz. Çocukluğu yaşayıp o günleri geride bırakmış birisi olarak içimizde uyuyan çocuğu, bu coşkuyu çocukla yaşarken uyandırabilirsek, çocukla ilgi kurma imkânımız fazla olacaktır. İçimizdeki çocuk kimliği bize hakim olunca, sırtımızdaki kürkü atacağız. O zaman, içimizdeki çocukla karşımızdaki çocuk aynîleşecektir. Buna özdeşleşme diyebiliriz. Çocuklar için yazan, onlara metin üretenlere düşen yakaladığımız bu çocuk coşkusunu gümrah ırmaklara dönüştürebilmektir. Çocuk şiirleri yazdığım zamanlar bu gümrah ırmağı yakalayabildiğim anlardır ve 3-5 tane şiir bir anda oluşuvermiştir. Belli yaştan sonra çocukluk bizden geçip gittiği için kullandığımız üslup “çocuksu”lukla nitelenebilir herhalde. Çocuksu üslupla ortaya çocuk edebiyatı metinleri koyabiliriz, aksisi düşünülemez.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz