709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YOLCULUK KAPISININ ÖNÜ
  • OSMANEFEKERE
    • OSMAN EFEKERE
    • OSMANEFKERE@kayserihakimiyet2000.com
    • 18 Şubat 2016 - 16:14:01

YOLCULUK KAPISININ ÖNÜ

Asrısaadetin sonuna doğru Medine(Peygamber) şehrinde bir kadın vefat eder, vefat eden kadını yıkamak için bir kadın gelir. Herkesi dışarıya çıkardıktan sonra, kadını yıkamaya baslar. Ancak suyu mevtanın üzerine döküp abdest aldırırken, mevta olan kadına, şu nahoş sözlerde bulunur, “Acep bu kadın kaç

Kişi ile beraber gayri meşru harekette bulundu” diye iftira eder. O anda yıkayan kadının eli mevtaya yapışır, her ne kadar uğraşsa da bir türlü elini cenaze üzerinden ayıramaz. Zira el mevtanın vücuduna yapışmıştır. Hatta yıkayıcı kadın korkusundan kapıyı kimse bilmesin diye arkadan bastırır. Bütün gücünü kullanır fakat bir türlü elini kurtaramaz. Bu arada mevtanın yakınları dışarıdan yıkama işi tamam oldu ise kefeni getirelim mi diye dışarıdan seslenirler.

İçeriden yıkayıcı kadın biraz bekleyin dese de bir sonuç alamaz. Ancak mevtanın yakınlarından bir kadın içeri girdiğinde, bütün olanları gözleri ile görür ve dışarıya haber verir. Halk arasında bir takım münakaşa başlar.

Bazıları mevtayı yıkayan kadının elini keselim, bir kısmı mevtanın vücudunu keselim gibi sözler bir hayli üzer. Bu hadise orada bulunan insanları derin münakaşalara sürükler. Onda uğraşanların aklına hemen Yüce Peygamberin şu mübarek sözleri akla gelir. “HER HANGİ BİR KİMSE İFFETLİ VE NAMUSLU BİR KADINI ZİNA İLE İFTİRA EDERSE YÜZ SENELİK İBADETİ HEDER OLUR)buyurduğu gibi buradaki sırrı çözebilmek için Medine âlimleri çeşitli görüşlerini ortaya atarlar. Yukarıda zikrettiğimiz gibi, bazısı yıkayanın eli kesilsin, bazısı ölünün etine yapışık olan kısmı kesilsin gibi bir takim münakaşalar uzar.

Nihayet sonunda Medine’nin büyük Manevi Mimari olan İmamı Malik akla gelir ve ona bu meseleyi arz ederler. İmamı Malik, hemen mevtanın bulunduğu eve gider, ölüyü yıkayan kadına perde arkasından konuşur ve şöyle der, “Ey kadın sen bu mevta hakkında ne dedin? Yıkayıcı kadın, sözünü gizlemeyerek “Mevtayı yıkadığım sırada ben zina ile iftira ettim” der. Daha sonra İmam Malik Allah’ın şu mealdeki ayeti(NAMUSLU KADINLARA ZİNA SUÇU ATIPTA, SONRA BU SUÇLARI ISPAT İÇİN DÖRT ŞAHİT GETİREMİYENLERE SEKSEN DEYNEK VURUN VE ARTIK ONLARIN ŞAHİTLİKLERİNİ ASLA KABUL ETMEYİN. ONLAR YOLDAN ÇIKMIŞ KİMSELERDIR?) (Nur.4) okuyarak hatırlattı sonunda Medine kadınları cenazenin olduğu yere girerek, yıkayıcı kadına seksen değnek vurarak Allah’ın emri icra edildi, son değnekte ölüyü yıkayan kadının yapışık eli kendiliğinden mevtayı bırakı verdi.

İmamı Malik varken başka yere müracaat etmeye lüzum görmediler.

Yukarıdaki gerçek hadiseden anlaşılıyor ki, bir iffetli, namuslu Müslüman gerek kadın, gerekse erkek olsun iftira edilmenin asla doğru olmayacak bir gerçektir. Ve bu gibi durumlarda Yüce Mevla böyle yapanların cezalarını insanlara ve uyarı olsun diye (Müfterileri) yani iftira edenleri cezalandırıyor.

Allah cümlemizi iftira hastalığından korusun. Zira Tarih bu gibi konularla doludur. Örnekleri: Münafıkların, Hz. Aişe’ye iftira ettikleri gibi.

**

DÖRT MESELEDEN SORU

Yine İslam pınarından kana, kana yudumlayan ve Peygamber okulunun ünlü pınarından su içmiş, Peygamber okulundan yüksek liyakatli diploma almış, olan yüce sahabe olan Abdurrahman Bin Avf (Allah on,dan razı olsun)  sahabenin en zenginlerindendi. Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz dünyasını değiştirdikten sonra bazı sahabe adi geçen sahabe, (Abdurrahma bin Avf ) giderek böyle sözlerde bulunur, “Ey Abdurrahman malının çokluğu seni Hz. Resule olan sevgisini unutturacağından korkuyorum. Bunun üzerine Abdurrahman bin Avf niçin korkuyorsunuz? Daha sonra “sahabe “Abdurrahman bin Avf’a Hz. Peygamber’in şu mealdeki hadisini hatırlatarak “Kişi kıyamet gününde dört konudan sorulmadıkça gerçek makamına kavuşamaz.

1)Gençliğini nereye yıprattığını.

2)Ömrünü nerde geçirdiğini.

3)Malını nereden kazandığını ve nereye sarf ettiğini.

4)İlmi ile ne gibi faydalar sağladığını.

Söyledikten sonra sahabe Abdurrahman bin Avf’a şöyle dediler a)Gerginliğin konusunda bir soru ile karşılaşacaksın. Ömrün konusunda yine soru ile karşılaşacaksın, c)İlminden dolayı yine bir soru ile karşılaşacaksın d)Ancak mal yönünden iki konuda soru ile karşılaşacaksın 1-Birincisi, o malı nereden kazandın, ikincisi ise o malı nereye harcadın denilecektir. Bunun üzerine Abdurrahman Bin Avf ne yapayım, benim bunda kusurum ne? Sabahleyin ben yüz hayır yaparsam, Allah geceleyin bin kat daha faza lütfeder diye cevabını veriyor. Demek ki, Allah yapılan iyilikler boşa gitmeyeceği, bir hayra karşı kat, kat mükâfat lütfedileceği anlatılmaktadır.

**

GÖZÜ TOK FUKARA

Asrısaadetin onurlu zamanında, iki cihan Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimize bir adam elinde bir pişmiş etle gelir, Peygambere o eti verir.

Sonra o kişi Ey Allah’ın Resulü bu eti Müslümanların fakirlerine verdi. O anda Hz. Peygamberlik birlikte bulunan Müslümanların fakirleri ise onun akşam yemeklerini yedikleri için, Hz. Peygambere, “Ey Allah’ın Resulü biz bugün karnımızı doyurduk. Bu eti bizden daha fazla aç olanlar olabilir diye Peygamberin vermek istediği eti kabul etmezler. Nihayet Hz. Muhammed sahabeden Ebu Hureyre’ye, bu eti alda kocası ölmüş, yetimlerle kalan kadına ver emrini verir. Bunun üzerine Ebu Hureyre yetimlerin bulunduğu eve vermek için girer ve kapıyı çalar, Kadın içeriden “kimdir kapıyı çalan?” “Benim Ebu Hureyre” deyince. Yine kadın niçin geldiğini sorar. Kapıdan Ebu Hureyre, kadına şöyle dedi, “Allah Resulü sizin yetimleriniz yesin diye benimle bu eti gönderdi” dedi. Yine içeriden kadın, “Ey Ebu Hureyre Allah’ın Resulü’ne selam söyle, Allah ondan razı olsun, zira benim çocuklarım bu akşam yemeğini yediler, şuan uyuyorlar.” Ebu Hureyre yine kadına bu eti alda sabahleyin kahvaltı etsinler dedi. Allah’ın Resulü buyurdu deyince, Kadın ısrar ederek Hz. Rasul’e selam söyle ve deki Allah Resulü benim yetimlerim için sabahleyin yaşamasını taahhüt eder mi, yarın ölmeyeceklerine ne malum”, son olarak kadın, Ebu Hureyre’ye al bu etleri de bizden daha fazla muhtaç olanlar vardır diye eti almayı kabul etmez. İşte haline şükreden kanaat sahibi bir mümine inanmış kadın.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz