ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

YUNUS EMRE VE DOSTOYEVSKİ İLE SEVGİ KAVRAMI
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Aralık 2016 - 11:40:56

İnsan ve varlıklar; bir güce sığınma, ondan şefkat-sevgi duyma ihtiyacı içersinde yaratılmıştır. Her varlık, illa da insanlar, birbirleriyle irtibatlı ilişkiler ağı içersinde hayatlarını sürdürürler. Bu ilişkiler çoğu zaman karşılıklı fayda unsurunu doğurur. Bu fayda her zaman somut olmayabilir. İnsanda, birçok varlıkta ve Yunus Emre’de olduğu gibi, soyut fayda unsuru olan sevgi oluşur ve öne çıkar. Her şeyin geçici ve fani olduğunu bilmek insanı boşluğa düşürür. Bu boşluk duygusuna kapılan insan bir şeye, bir yere, belki yüce bir varlığa sığınmak ister. İşte bu boşluk duygusunu taşıyan insana sunulacak biricik şey, sevgi olmalıdır. İnsan ve varlığın bu boşluk duygusundan kurtulmasının başka bir yolu da yoktur. İnsan için sevgi bu denli ilk soyut ihtiyaç olma gücündedir. İnsan, sığınma ihtiyacının yanı sıra, sevgiye de ihtiyaçlı doğar. Kâinatta dikey ve yatay bütün oluşumların ve seyreden devamlılığın harcında sevgi vardır. Sevginin karşıtı olan kötülük ve kavga, sevginin örülemediği, boy veremediği boşluğumuzda kendine yer bulur. Tabiatın boşluktan nefret ettiği gerçeğini bundan daha güzel ne izah edebilir ki? Ama biz, aklı erenler, insanoğlu, boşluğumuzu sevgiyle doldurmak borcundayız. Sevgi, varlığın özünde zaten vardır. İlişkiler ağı varlığı ve insanı bir şeye veya kimseye karşı ilgi ve bağlılık göstermeye mecbur eder. İşte bu ilgi ve bağlılık önce duyguya, sonra eyleme dönüşürse sevgi gerçekleşir. Sevginin boy verip serpilmesi için, önce seven ve sevilenin de teşekkül etmesi lazımdır. Büyük bir şefkat ve bağlılık, seven ve sevileni, yani sevgiliyi ortaya çıkardığı an sevinç ve mutluluk duyarız ki, sevginin biricik amacı da gerçekleşmiş olur. Sevgi devamlılığı sever, devamlı ve titrek-canlı halde bulunmalı ki varlık nedeni idrak edilişmiş olsun. Sevginin devamlılığı sonuçta bizi aşk dediğimiz güçlü duyguya yöneltir. Sevgi çoğu ilişkilerde aşk haline dönüşmedikçe bir anlam ifade etmez yahut kendisine çok az muhatap bulur. Sevginin coşkulu hali olan aşka, bir zamanlar bir cinsi diğerine yönelten bedeni veya ruhi güçlü duygu demişler. Eski çağ filozofları ise yalnızca bedeni bir istek olarak algılamışlar. Sokrates, Platon, Aristo ve Stoacılar, en ince ve en yüce duygu olarak açıklamışlar.
Çağımız düşünürleri ise, insanı sırf madde ile sınırlar. İnsanı bütün kıymet hükümlerinden soyarlar, sevgi ve aşk insan hayatından çıkartılır. Bugün mutlu muyuz? Sorusuna insanlık coşkuyla evet diyorsa, çağımız düşünürleri haklı idiler. Değilse, yaptıklarının nice bir kötülük olduğu açıktır. Özellikle biz Yunus’u asırlar ötesinden yalnız sevginin hatırı için günümüze çağırdığımıza göre biz evet diyenlerin değil, hayır! İnsanlık coşkulu ve mutlu değildir! Diyenlerin yanında yakınında yer alırız. Geçen asırlarda Yunuslar aradan çekilirse insanlığın sevgiden çok şey anlamadığı ortaya çıkar. Türk insanının ise, destanlar çağında, yani İslam la muhatap olmadan önce sevgiden ne anladığı, sevgiyi bünyesinde nasıl yaşattığı büyük bir araştırma konusu olarak bekleye dursun. Biz Metehan’ in “Toprak milletin köküdür” dediğini biliriz. Buradan Türk insanının destanlar çağında sevgiyi hangi sahalarda yaşattığını anlayabiliriz. İslam la muhatap olduktan sonra tevhit inancı ve yine İslam’ın ruhundan kaynaklanan tasavvuf düşüncesi sonucu, yeni bir anlayışla Türk düşünce hayatı ördüğümüz gerçektir. Yunus, bu yeni örgünün Türk düşünce yaşayışında ilk teşekkül çağının ortasında boy verip fışkırmış bir sevgi çağlayanıdır. Bu sevgi çağlayanında yetesiye yıkanıp temiz olmanın ilk koşulu; Yunus’ un çağını toplumumuz açısından bilmek, anlamak gerekir. Yunus’un doğduğu bir çağda kin ve nefretin önünü tıkayarak, suların yönünü sevgiden yana döndürmek aşkıyla çırpınışı, oldukça yüce bir harekettir. Yunus’ un mevcut mana ve değerini ikiye, üçe, beşe katlar.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz