709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

BASININ ÖNEMİ…
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Ekim 2015 - 19:19:07

24 Aralık 1995 seçimlerinin ardından 7 Temmuz 1996’da parlamentonun iki büyük partisi arasında Milli Görüş misyonu partileri geleneğinden gelen Genel Başkanı Necmettin Erbakan olan Refah Partisi ile Genel Başkanı Tansu Çiller olan Doğruyol Partisi arasında koalisyon hükümeti (kısaca Refahyol) kurulunca, Milli Görüş misyonunu tasfiyeye yönelik erkenden “teyakkuz” a geçen cevreler, bu sefer de “Türkiye’de şeriatçılar iktidara geldi” diyerek “alarma” a geçmişler, her yola başvurarak onu yıkmanın çarelerini aramaya başlamışlar, yine bu sırada Başbakan Erbakan’ı yıkmak için “Atatürkçülük ve Laiklik aleyhtarlığı” argümanlarına daha çok sarılmışlardı. İşin esasına bakılırsa, bunların kaygısı, Atatürkçülük ve Laikliğin yaşatılmasından ziyade, kullanabilecekleri hükümetleri iş başına getirerek “Türkiye’nin ekonomik kaymağı” nı yemeye devam etmekti. Bu uğurda adı geçen iki argüman bir istismar aracı ve koçbaşı olarak kullanılıyordu. Başbakan Erbakan’ın söylediklerine bakılırsa, kendisine bu iki argümanla saldırılar karşısında savunmasını yaparken, asıl Atatürkçü ve asıl laik kendilerinin olduğunu ileri sürüyordu.. Kendisine has üslubu ile şunlardan bahsediyordu: “Hele gidi sizleri hele! Gerçek Atatürkçü sizler değilsiniz biziz. Atatürk’ün en büyük ilkesi ‘Bağımsızlık ilkesi’ dir. Siz 50 yıl boyunca ülkemizi Amerika – Batıya bağımlı hale getirmekle Atatürk’e ihanet ettiniz. Asıl laik sizler değil biziz. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir. Siz laikliği ‘dinsizlik’ olarak anlamak ve uygulamakla, bu milleti dini ve ahlakından kopardınız.”
24 Mart 1994 Mahalli seçimlerinde Refah Partisi, önceki seçimlere nazaran daha büyük atak yapmış, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok büyük şehrin belediye başkanlığı Cumhuriyet Halk Partisi’nden Refah Partisi’ne geçmişti.
1994’e gelindiğinde medya, iki para babası, patron ve işadamı Dinç Bilgin ve Aydın Doğan gruplarının ellerinde iyice tekelleşmiş veya kartelleşmişti. Bilgin Grubu, kurduğu iki büyük gazetesi Sabah, Yeni Yüzyıl ve yıllardır çıkardığı Ege Bölgesi gazetesi Yeni Asır ile saldırıya geçerken, Doğan Grubu, satın aldığı iki büyük gazete Hürriyet ve Milliyet yanında kurduğu üç gazete Radikal, Posta ve Gözcü ile (televizyonları yanında, daha bir çok haftalık ve aylık dergide bu iki grubun elinde olduğu halde) Milli Görüş misyonu ve onun partisi Refah Partisi, Refahyol Hükümetine karşı ‘saldırı’ ya geçtiler. Bunlara ilaveten, yanılmıyorsam, Ateş, Takvim, Vatan, Güneş, Meydan vb. gibi küçük birçok gazete de bunların elinde idi. O zamanlar, Zaman, Akit, Yeni Asya, Milli Gazete, Yeni Şafak, Türkiye gibi gazeteler de 28 Şubat’a “antidemokratik olmak” gerekçesi ile cephe almış gazetelerdi. Bilgin ve Doğan Guruplarını gazeteleri bunlara, “İrticacı-Gerici Basın” lakabını takmışlardı.
Bilgin ve Doğan Gruplarının mazisi genelde hep, “devletten aldıklarıyla zengin olmak” “devletten aldıklarını gene devlete satarak palazlanmak” şeklinde tasvir edilirken, Refahyol’un kurulmasıyla birlikte bu statülerini kaybedecekleri sebebiyle hükümeti yıkmaya yöneldikleri görüldü. “Kullanabilecekleri, tıynetlerini uygun hükümetler istiyorlar” yorumları yapıldı.
Özellikle Doğan Grubu medyasının Refah Partisine saldırıları 24 Mart Mahalli seçimlerinde iyice ortaya çıkmaya başladı. Hedefte “birinci olarak”, Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan vardı. İstanbul için, “Türkiye ekonomisi ve rantının yarısıdır” deniliyordu. “zenginleşmek uğrunda” denilerek iyi bir “İstismar alanı” olan böyle kârlı bir büyük şehir, Refah’ın değil, “kullanılabilecek” bir partinin elinde olmalı idi. Doğan Medya Grubu, Erdoğan’ın “yolunu kesmek” için ona var gücüyle saldırmaya başladı. Bir örnek, Hürriyet 18 Şubat 1994’de en iri harflerle yazılmış “Vay Tayyip Ağa Vay!” manşeti ile çıktı. Erdoğan’ı yıpratmaya yönelik propagandanın ana teması, onu “Yolsuzluklar” la vurmaktı. Manşetin haberinde, % 75’i zaten gecekondudan ibaret İstanbul’da,Erdoğan’ın iki gecekondusu “villa”, bunların iki küçük arsası “çiftlik” yapılmış, kendisi de “çiftlik ağası” olarak ilan edilmişti. Yapı ve arsaların “kaçak” ve “tapusuz” olduğundan bahsediliyordu. Erdoğan bu habere verdiği cevapta, gecekonduları ve arsalarının tapularını basın mensuplarını göstererek Hürriyet’in haberini “tekzip” etti.
Doğan Medyası, Refahlı Büyük şehir belediyelerini seçildikten sonra da “takip” e aldı. Erdoğan’ın Siirt’te bir “şiir okumasın” dan “suç unsurları” çıkarılarak Erdoğan yargılandı ve 4.5 ay hapse mahkum edildi. Görevinden alındı. Birkaç yıl belediye başkanlığı yapabildi. Kayseri Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Şükrü Karatepe de Hürriyet’in haberi ile mahkum oldu ve işi bıraktı vb.
1994 mahalli seçimlerinin ardından 1995’de Meclis seçimlerine sıra geliyordu. Yeni özellikle Doğan Medya Grubu, mahalli seçimlerde olduğu gibi bu seçimleri de kazanmaması için Refah Partisine yüklendikçe yüklendi. Aleyhte haber ve yorumlar, hemen her gün ve sürekli manşetlerden verildi. Öyle ki, Refahlıların artık kendi propagandalarını yapmalarına gerek yoktu. Aleyhlerine de olsa Doğan’ın gazeteleri, onlardan telif ve reklam ücreti almadan propagandalarını her gün fazlasıyla yapıyorlardı. Bu propaganda büyük ölçüde Refah’ın işine geliyordu. Bununla hem propagandası yapılıyor ve hem de bu aleyhte yoğun propaganda, onu halkın nezdinde “mağdur” duruma düşürdüğü için, halk da geleneksel olarak “mağdur”un yanında olduğundan oylar gittikçe Refah’a kayıyordu. Sonra, ülke uzun yıllardan beri ekonomik buhranın pençesinde inim inim inliyor, iktidar olan hiçbir parti bunlara çare bulamıyordu. Ortalıkta tek “denenmemiş parti” olarak Refah Partisi görülüyor, bu sebepten de halkın oyu ona kayıyordu.
Oylarını artırmada bu iki ana faktörün yanında, Refah Partisinin 24 Aralık 1995 seçimlerinde % 10 barajını aşmak içinGenel Başkanı Alpaslan Türkeş olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanı Aykut Edibali olan Islahatçı Demokrasi Partisiyle “seçim ittifakı” na girmesi de oyları ve milletvekili sayısının artmasına sebep olarak onu, iktidara tek başına gelemese bile kurulacak bir koalisyon partisinin en büyük ortağı haline getirdi ve bu sebepten seçimlerin ardından 7 Temmuz 1996’de Refahyol Koalisyon hükümeti kuruldu.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz