Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
AHMET KARAASLAN

AĞIT

Bu haber 02 Kasım 2018 - 11:32 'de eklendi ve 28 kez görüntülendi.
AĞIT

Anonim halk edebiyatı nazım şeklidir.

Ağıtın İslamiyet öncesi Türk edebiyatın’ da adı “sağu”, divan edebiyatı’nda da ise “mersiyedir.” Ağıt, ölenlerin ardından acılarını dile getirme yöntemidir.

Ağıt yakma geleneği, Gömürgen Türkmenleri arasında çok yaygın olan bir gelenektir. Ölüden kalan soyhalar ortaya atılır. Kadınlar bir araya toplandıktan sonra, ağıtçı kadın bir dörtlük söyler. Bu dörtlüğün onlar üzerinde bıraktığı tesire göre bir müddet ağladıktan sonra, ağıtçı kadın, başka bir dörtlükle devam eder. Bazen de sonradan gelenler yeni birkaç dörtlük söyleyince onların bu dörtlüklerine bezer şeyler söyleyerek ağıt yakarlar.

Gömürgen kültüründe çok önemli bir yeri olan Ağıtı, zaman zaman erkekler de söylerler. Biz burada çok az bir kısmını derleyebildik.

Yazılı kültüre geçmemiş, ağızdan ağıza dolaşarak zamanımıza ulaşanlar olduğu gibi, zamanımızda ölenlere söylenen ağıtlar da derledik. Kimilerinin hikâyeleri, eski olmasına rağmen hafızalara iyi kazınmış olduğuna bakılırsa, ya ağıtçılar çok güçlü ifade etmişler veya ölenin acısı toplumu çok etkilemiş olmalıdır.

Yukarıda ağıtın “anonim halk edebiyatı” türü olduğunu söylemiştik. Derlediğimiz ağıtların tamamının Gömürgen’e ait olduğunu iddia etmiyoruz. Biz, sadece Gömürgen’den derlediğimiz ağıtları buraya aldık. Gömürgen’e ait olmayan ağıtlar da kasabada bilindiğine göre akraba topluluklarının olmalıdır.

“Ağıda gelen ağlar, düğüne gelen oynar.” Atasözü gereği gittikleri taziyelerde akraba topluluklarının ölülerine ağıtlar yakmışlardır. Bu ağıtları da Gömürgen’de sözlü kültüre geçmiştir.

Atalarımız, “ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz” demişler. Gömürgen ağıtları, bu sözü ataların boşuna söylemediklerini bir daha ispat ediyor. Kiminin başında bir kara sevdadır gelip geçerken, kiminin başında karagün kararıp kalıyor. Kimi Yemen’e gidip dönmüyor. Kimi muradına ermiyor.  Kimi darağacında salınıyor, kimi bir söze, siteme alınıyor. Kimi düşüyor Muratsızların ağına, kimileri yaylasına, dağına…

Ağıtlarımızdan dağ dağ, yayla yayla insan kokusu geliyor. Yazılı kültüre geçmemiş, zamana karşı hâlâ direnen ağıtlardan derlediklerimiz birkaç örnektir.

Derlediğim ağıtlarımızı ESKİ AĞITLARIMIZ ve GÜNÜMÜZÜN AĞITLARI olmak üzere iki bölüme ayırdım.

SABİT’İN AĞITI

(Kaynak kişi: Nihat Başçı)

 

Yatmış tahtanın üstüne

Bahın kekile kekile.

Anâm öle, babam öle

Gardaş gelir mi akıla?

 

Ankara’dan taksi gelir

Hem götürür, hem de durur.

Gurbanlar oluyum gelin.

El, öğsüze şaplah vurur.

 

Acı Göl’e ekmiş bostan,

Aç dilini diyem destan.

Gayrı buralara gelmem,

Sahlanmıyo benim hıstam[1]

 

Acı Göl’e vurmuş guyu,

Çıhmamış yüzüne suyu.

Yatmış ki yolun üstüne,

Uyu babam oğlu uyu.

 

 

 

[1] Hisse, pay

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA