ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ALİ ASLIM YAZIYOR…EŞŞEKTEN PERŞEMBELİK UMULMAZ(BEKLENMEZ)
ALİ ASLIM YAZIYOR…EŞŞEKTEN PERŞEMBELİK UMULMAZ(BEKLENMEZ)

Bu deyim önemlidir. Çocukluğumda deyimin ifadesini bizzat görüp yaşadım. Bu genellikle Kayseri’de kullanılan bir deyimdir. Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde yazılı yüzlerce deyimin içinde bulamadım. Bir düzine deyimler sözlüğünü taradım hiç birinde yazılı değil. İmdadıma merhum öğretmenim Kazım Yedekcioğlu yetişti. “Kayseri Ağzı 3” kitabında “Cumhuriyet’ten Önce” eski mahalle mekteplerinde hocalara Perşembe günleri, çocuklar ailelerinin durumlarına […]

Bu deyim önemlidir. Çocukluğumda deyimin ifadesini bizzat görüp yaşadım. Bu genellikle Kayseri’de kullanılan bir deyimdir.
Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde yazılı yüzlerce deyimin içinde bulamadım. Bir düzine deyimler sözlüğünü taradım hiç birinde yazılı değil. İmdadıma merhum öğretmenim Kazım Yedekcioğlu yetişti. “Kayseri Ağzı 3” kitabında “Cumhuriyet’ten Önce” eski mahalle mekteplerinde hocalara Perşembe günleri, çocuklar ailelerinin durumlarına göre altmış para, yüz para götürürlerdi. Bu bir tür ders ücreti gibi bir şeydi. Buna “Perşembelik denirdi” diye yazmış.
Deyim Kayseri’ye aittir. Çünkü Kayseri ağzında eşek denmez, eşşek denir. Deyim çok eski ama günümüzde seyrek de olsa söylenmektedir. Gelecekte de anılacaktır. “Görgüsüz, kaba kimselerden incelik, kibarlık, duyarlık beklenmez” ifadesi ile anlamını güzelce açıklamış.
1949’da bir güz gecesinde babam yatsı namazından gelince bana: “Erken kalkacaksın, yat uyu! Sabah namazına seni camiye götüreceğim, orada namazlık öğreneceksin” dedi.
Camiye gitmek, namazlık öğrenmek beş yaşındaki ben çocukta merak ve heyecan uyandırmıştı. Kalbim pır pır ederek yatağa girip uyudum. Sabah babamın uyandırması ile kalktım. Ortalık yarı karanlıktı. Sabah ezanı okunuyordu. Anam ve iki ablamda yataktaydı. Onlarda namaza kalkmıştı.
Hayat denilen avluda babam ibrikle abdest aldı. Bana da abdest aldırdı. Namazın iki rekât sünnetini evde kıldı. Birlikte evimizin yakınındaki tarihi Yeni Cami’ye gittik. İki düzine kadar cemaat vardı. Benim yaşlarımda -beş, altı, yedi yaşlarında- on tane kadar erkek çocuklardık. Bir kaçını tanıyordum.
İki rekât sabah namazını babalarımızın yanında onları taklit ederek kıldık. Namazın bitiminde cemaat dağıldı. Yastıkçı ustası olan fahri imam da gitti. Müezzin Mustafa Emmi, babalarımız ve biz çocuklar camide kaldık. Bu senenin tedrisatı bugün başlayacakmış. Bizleri Mustafa Emmi’ye emanet eden büyüklerimiz daha doğrusu velilerimiz camiden çıkıp gittiler.
Caminin aydınlık bir köşesine hocamız yaslandı. Bizler de önünde diz çöküp oturduk. O devirlerde imam ve müezzinlerin kadrosu, maaşı, sosyal güvencesi yoktu. Hepsi fahri olarak görev yapıyordum. Çoğu fakir olup, küçük esnaf veya amele idiler. Cemaatin yaptığı ufak, tefek yardımlara seviniyorlardı. Süphaneke’den başladık. Bir saat kadar tekrarlayıp durduk. Sonra evlerimize dağıldık. Her gün sabah namazından sonra devam ediyorduk. Namazlarda okunan duaları, salavatları, namaz surelerini azar azar öğrenecektik.
Aradan birkaç gün geçti. Perşembe sabahı babam hocaya vermem için üç lira verdi. O devirde üç liraya otuz ekmek alınırdı. 22 ayar altının gramı yaklaşık on lira kadardı.
Hocamız canla başla üşenmeden bize namazlık ve dini bilgiler öğretiyordu. Bu para az da olsa hakkıydı. Dağılırken on arkadaştan sekizimiz üçer beşer lira hocaya verdik. Sevindi. Saçlarımızı muhabbetle okşadı.
İki arkadaş para vermedi. Oysa bunların aileleri zengin sayılırdı. Sorup öğrendik ki bunlar velilerin verdiği paraları lokantada ve pastanede yemişler. Utanmadan Cuma sabahı hocanın dibine oturup namazlık öğrenmişler. Bu ikisinin dışında arada para vermeyip o paraları dışarıda yiyenler vardı.
Bunlar açıkgöz geçinen eşeklerdi. Her deyimin bir öyküsü, efsanesi, kaynağı vardır.
Eşşekten perşembelik umulmaz(beklenmez) deyimimiz, perşembelik parasını getirmeyen veya vermeyenleri eşek yerine koyan cuk oturmuş bir deyimdir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz