4. KOLORDU KOMUTANI SİVRİ VALİ KAMÇI’YI ZİYARET ETTİ

4. KOLORDU KOMUTANI SİVRİ VALİ KAMÇI’YI ZİYARET ETTİ

SAHABİYE’DE SÖZLEŞME İMZALANDI

SAHABİYE’DE SÖZLEŞME İMZALANDI

MÜZİKSEVENLER SABİT ÖZDEMİR  ÖZENÇ VEFA GECESİNDE BULUŞTULAR

MÜZİKSEVENLER SABİT ÖZDEMİR ÖZENÇ VEFA GECESİNDE BULUŞTULAR

RIDVAN KARABULUTLA ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNE BİR RÖPÖRTAJ

RIDVAN KARABULUTLA ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNE BİR RÖPÖRTAJ

ANADOLU ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ (AÇGED) GENEL KURULU YAPILDI

ANADOLU ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ (AÇGED) GENEL KURULU YAPILDI

ALİ ASLIM YAZIYOR…KAYSERİ’DE OKUL BOYKOTUNU İLK BİZ YAPTIK
ALİ ASLIM YAZIYOR…KAYSERİ’DE OKUL BOYKOTUNU İLK BİZ YAPTIK

General Faruk Güventürk: -“Seni ortadan kaldırırım” diye gürledi. Yapar mı yapardı. Sene 1961. Eski adıyla Kayseri Erkek Sanat Enstitüsü tesviye bölümünden bir ay süren Haziran bitirme sınavlarını başarı ile vererek mezun oldum. Yaşıtım Erciyes Üniversitesi’nin kurucu ve efsane rektörü Hisarcıklı Prof. Dr. Mehmet Şahin de bizimle sınava girmiş ve okulu beraber bitirmiştik. Fakir ve onurlu […]

General Faruk Güventürk:
-“Seni ortadan kaldırırım” diye gürledi.
Yapar mı yapardı.
Sene 1961. Eski adıyla Kayseri Erkek Sanat Enstitüsü tesviye bölümünden bir ay süren Haziran bitirme sınavlarını başarı ile vererek mezun oldum.
Yaşıtım Erciyes Üniversitesi’nin kurucu ve efsane rektörü Hisarcıklı Prof. Dr. Mehmet Şahin de bizimle sınava girmiş ve okulu beraber bitirmiştik.
Fakir ve onurlu bir ailem vardı. Kimseden yardım almadan kıt kanaat geçinip gidiyorduk. Ankara dışındaki bir üniversitede öğrenim görmem maalesef imkansızdı. Yedi yaşımdan beri aileme maddi manevi katkılarda bulundum. Lüks ve israfa alalen, üretmeden sürekli tüketen çocuklara, gençlere örnek olsun diye bunları yazıyorum.
En ideal öğrenim çalışarak yapılandır. Hayatın gerçekleri görülür, pişilir gerçek adem olunur. Çalışmaktan ademe bir şey olmaz. Kazanan kişinin başı diktir. “Veren el alan elden üstündür” ayeti hayat boyu benim düsturum olmuştur.
İş için müracaat ettiğim Kayseri Sümer Bez Fabrikası’nın yazılı, sözlü ve uygulamalı sınavlarını kazanıp 2 Eylül 1961’de tornacı olarak işe başladım. Cumartesi’de tam gün çalışarak haftada 48 saat mesai yapıyordum. Bazı zamanlarda da akşamdan sonra günde 3 saat fazla mesai yaptığım oluyordu. Böylece bilgi ve becerimi geliştiriyordum. Para biriktirdiğim gibi ailemin de geçimine destek oluyordum.
İşe girdiğimden 15 gün sonra Kayseri Akşam Tekniker Okulu’nun sınavlarına girip makine bölümünü kazandım. 1 Ekim 1961’de okul açıldı. Derslere başladık. Tekniker okulları Türkiye’de 1911 yılından beri faaliyet gösteriyordu. Mühendisle ustabaşı arasında görev yapan teori ve uygulamayı beraber yürüten çok faydalı elamanlar yetiştiriyordu.
Lise ve muadili okul mensupları gece üç, gündüz ise iki yıl okuyorlardı. Okulumuz Kayseri’de 1959 yılında açıldı. Makine ve inşaat bölümleriyle senelerce öğrenci yetiştirdi. Öğrenim akşam on sekiz ile yirmi iki saatleri arasında ve Pazar günleri de dokuz ile on üç saatleri arasındaydı.
Maalesef acı gerçek; mezun olduğumuzda yüksek okul mezunu sayılmıyorduk. Yedek subaylık hakkımız yoktu. Birçok tekniker Nafia(Bayındırlık) müdürlüğü yapıyordu. Şantiyelerde, fabrikalarda, bürolarda mühendislerin en büyük yardımcılarıydı. Tekniker ağır sorumluluk yüklenen değerli elemandır.
Haksızlığa uğradığımız için sesimizi duyurmamız gerekliydi. En küçüğümüz on sekiz yaşlarında olup, altmış yaşlarında olan arkadaşlarımız bile vardı. Gündüz yorucu işte çalışıp akşamları okumak elbette zordu. Çoğumuz evli barklı, çoluk çocuk sahibiydik.
Bir sürü maddi, manevi uğraşlar içinde ailemize, topluma üretici ve verimli kısaca faydalı kişiler olarak çalışıp, çabalıyorduk.
Haklarımızı alabilmemiz için Akşam Tekniker Okulu Talebe Derneği’ni kurduk. Belediye iş hanında bir oda kiraladık. Aylık Tekniker Dergisi’ni çıkarttık.
Sosyal, kültürel faaliyet olarak Kamp 17 ve Akıl Taciri gibi piyesleri sahneledik. Geleceğimizi iyi görmüyorduk. Sesimizi ilgililer duymuyordu.
Son çare olarak okulu boykot ettik. Şubat1963’te okula gitmeme kararı aldık. Basın toplantıları yapıp, miting düzenledik. Döviz ve pankartlar hazırlayıp sesli yürüyüşler yaptık.
Hiçbir zaman kaba kuvvete başvurmadık. Devletin, milletin malına zarar vermedik. Boykotumuz ses getirmişti. Yerel ve ulusal basın yazdı. Haklılığımızı dile getiren köşe yazıları çıktı.
Okul idaresi, milli eğitim ve valilik hoş görmüyor, okula devam etmemiz, yoksa kayıtlarımızın silineceği, ceza göreceğimiz filan söyleniyordu.
O yıllarda Kayseri’de ve Türkiye’de okul boykotu hiç yoktu.
Soğuk kış gününün gecesinde okulumuza vali ile Doğu Menzil Komutanı General Faruk Güventürk geldi. Pek olmadık, umulmayan, beklenmedik bir durumdu. Demek ki boykotumuz tabiri caiz ise işe yaramıştı.
İdarecilerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrenci olarak bizler okulun bahçesinde toplandık. Karşımızda vali ve otoriter, çok yetenekli General Faruk Güventürk, asılı suratla duruyorlardı. Faruk Güventürk’ün özgeçmişini sizlere kısaca tanıtıyorum:
1912 doğumludur. 1933’te harp okulundan mezun oldu. 1952’de binbaşı rütbesi ile Kore Savaşı’na katıldı. 26.12.1957’de Demokrat Parti iktidarına darbe yapma iddiası ile 9 subay olayı diye tarihe geçen olayla tutuklandı. 26.05.1958’de beraat etti. 27.05.1960 İhtilalı’ndan sonra Kayseri Doğu Menzil Komutanı olarak görev yaptı. Muhtelif komutanlık görevlerinden sonra 1969 yılında kadrosuzluk nedeniyle orgeneral rütbesi ile emekli oldu. Yayınlanmış 20 kitabı vardır. 16.08.1992’de öldü.
1917 doğumlu; 27 Mayıs 1960 İhtilalı’nın hazırlanmasında büyük emeği geçen emekli kurmay albay Dündar Seyhan’ın 1966’da yayınlanan “Gölgedeki Adam” kitabından Faruk Güventürk ile ilgili çok kısa bilgiler-alıntıları aşağıya yazıyorum.
-Otoriterdi, ağzı çokça laf ediyordu, cesur görünüyordu.
-Boş zamanlarda milleti etrafına toplayıp nutuk atmaktan haylice zevk duyuyordu. Pervasız konuşurdu. Dilinde bir ölçü, kafasında bir hudut yoka benziyordu.
-İktidarın-Demokrat Parti iktidarı- o günkü tutumuna rahatça yerli yersiz ve fakat çekinmeksizin ateş yağdırıyordu.
-Güventürk, bir ihtilal komitesine alınabilmek için –itiraf etmeliyim ki- biraz frensiz bir adamdı.
-Makariyas, Faruk Güventürk’e aramızda verdiğimiz kod isimdi.
Ahmet Kaplan’ın “Erciyes’in Eteğinden Geçenler” adlı kitabından da kısa birkaç alıntı:
-Bir neo ittihatçı: Faruk Güventürk
-İhtilalin merkez komutanı
-Politikacı general
Faruk Güventürk’ü kısaca tanıttım. Şimdi gelelim o geceye. Kaldığımız yerden devam ediyorum. Okulun bahçesinde toplandık demiştim. Konuyu toparlayıp bitiriyorum.
İdarecilerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrenci olan bizler endişeli, tedirgin beklerken Güventürk paşa yüksek perdeden seslendi:
-“Kim bu öğrencilerin başkanı?”
Dernek başkanımız merhum Yılmaz Tevatiroğlu idi. Tesadüf o gece aramızda yoktu. Ben yardımcısı sayılırdım. Arkadan öne çıkıp generalin yanına vardım.
-“Benim.”
Kurbanlık koyun gibiydim. Paşayı az çok tanıyordum. Ortadan kısa boylu, kara kuru, biraz da kılıksız olan bendenizi bir an hışımla süzdü.
-“Ne diye okulu terk ediyorsunuz? Devlet size öğrenim imkanı sunmuş. Boykot da ne demek? Derslerinize bakın, okuyun.”
Arkamdan sesini yükseltip bana bağırdı:
-“Elebaşı sensin demek! Seni ortadan kaldırırım.”
Yapar mı yapardı. Yetkileri çok genişti. Derin bir sessizlik, sükut. Rüzgara kapılmış yaprak gibiydik.
-“Paşam” diye titrek sesle konuşmaya başladım. “Bizler vatanımızı seven kişileriz. Ülkemizin kalkınması içinçaba sarf ediyoruz. Tahsilimizin karşılığını alamadığımızın üzüntüsü ile istemeden boykot ettik. Liseden sonra bu okulda üç yıl okuyoruz. Yüksek okul hakkımız yoktur. Çoğu kere mühendisin yerine imza atıp sorumluluk alıyoruz. Yetkilerimiz çok azdır. Unvanımız pek belli değildir. Yedek subaylık hakkımız bile yoktur. Bizler daha da okuyup mühendis olmak istiyoruz. Önümüz açılsın. İlerleyip üretimde, verimlilikte daha da faydalı olmak idealimizdir. Okula; devletimizin malına bir zarar vermedik.”
Konuşurken baktım. Gece bekçisi yaşlı Reşit Emmi, arkadan korkuyla bana bakıyordu. Kimi arkadaş konuşmamı kesmem için bana uzaktan işaret ediyor, kimisi de arkamdan ceketimi çekiştiriyordu. Ayakkabıma bile basanlar oldu.
Endişe, biraz korku…
Ben ise nasıl bu kadar konuştuğuma şaştım, sakindim. Paşa:
-“Haydi derslerinize. Bir daha boykot lafını duymayayım. Bizler de haklarınızın verilmesi için ilgilileri uyarırız. “
Ortalık sakinleşti. Ağzımdan gayri ihtiyari:
-“Teşekkür ederim paşam” ifadeleri çıktı. Yürüyüp sınıfımıza girdik. Öğretmenimiz geldi, derslere başladık.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz