Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

ALTINA İMZAMI ATSAM DA…

Bu haber 26 Eylül 2018 - 15:08 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.
ALTINA İMZAMI ATSAM DA…

Salı günü akşam saatlerinde, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, ABD  başkanında sonra yaklaşık yarım saat süren bir konuşma yaptı.

Konuşmasının bir tamamını dikkatle izledim. O kürsüden dünyaya ne diyecek, çok önemli idi.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmam ve düşündüklerimi “Köşe Yazarı” sıfatım ile yazan birisi olarak, konuşmasının tamamının altına imzamı, gönül rahatlığı içinde atabilirim…

Gördüğünüz gibi, beyinsiz, düşüncesiz her şeye muhalefet etmiyoruz. Doğru bulduklarımıza da “Doğru” demek gibi akıl ve izan (Anlama yeteneğine) sahibiyim.

Uluslararası önemli bir ortamda böylesi özünde doğru olan düşünceleri dile getirmek elbette çok önemli ve üstelik başarı da diyebiliriz.

Buraya kadar her şey tamam ve güzel…

Ne var ki, dışarıdaki ifadeler ile, ülke içindeki ifade ve davranışlar üst üste oturmuyor. Matbaacı deyimi ile kroslar kayık durumda…

Örneğin, ABD’de basın mensubunun sorduğu, Türkiye’de yargılanmakta olan Rahip konusunda söylediği şu: “Ben yargı mensubu değilim, Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanıyım. Biz hukukta kuvvetler ayrılığını kabul ediyorsak, yargının bağımsızlığını dünyanın her yerinde savunuyorsak o zaman yargının bu noktadaki kararlarına saygı duymamız lazım.”

Aynı düşünceyi ülke içinde savunmadığı gibi, davranışları itibariyle de yargının bağımsızlığını savunur olmuyorsa, BM Genel kurulunda kurduğu cümlelerin sonunda söylediği gibi “Burada bir sorun var” demektir.

Ne yazık ki genel anlamda, Türkiye’de yargı hem bağımlı hem taraflı…

Daha da garip olanı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu zamana kadar söylediği ile uyguladığı bir çok şeyin birbirini tutmadığıdır.

Ortama göre hazırlanan ve prompter aracılığı ile yaptığı konuşmaların bile “Krosları” örtüşmemektedir.

Yapacağı konuşmanın, hangi ortama göre nasıl olacağına karar veriyor, hazırlatıyor ve konuşuyor, daha doğrusu camdan okuyor.

BM’de yaptığı konuşmanın altına nasıl imzamı atıyorsam, aynı görüşün ülkem için de yapılmasını, yapılması yetmez uygulanmasını istiyorum.

Bu da “Vatandaş” sıfatımla benim hakkım olduğunu düşünüyorum.

XXX

Ekonomik durumumuzun çok iyi olmadığını, giderek daha da kötüleştiğini ifade ederken, “Ülkeyi yöneten tek adam” durumundaki Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan “Krşz-mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor.

Demesine diyor da 7101 sayılı kanun ile 28 Şubat 2018 tarihinde, 2004 sayılı “İcra İflas Kanunu”nda yapılan ve 285. Maddesindeki değişiklikle “…Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.” cümlesinin eklenmesi ile ticaret erbabının dışında vatandaşa da “Konkordato” talep etme hakkını vermiş oldular.

Şimdi düşünün bu ne demek…

Ana göre, artık “Şahıs” olarak da ödeme güçlüğü içine düşenler olacak, onlar da kendilerini korumaya alarak borçlarını yeniden yapılandırma yoluna gidebilirler.

Demek ki ülkede “Mriz” yok ama “Kriz”in varlığı yasa ile de tescillenmiş oluyor…

Kabul etmiyorsanız da siz bilirsiniz.

Eğer bir gün konkordato ihtiyacınız olursa Asliye Ticaret Mahkemesine gideceksiniz, yanlış yere gitmeyin diye bilgi veriyorum…

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA