Büyük Birlik partisi MKYK üyesi Hakan Satılmış, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
İmralı'da terör örgütünün elebaşından aldıkları talimatları “müzakereci demokrasi” cümlesiyle milletimize ve dünyaya pazarlamaya çalışanlara ve onlara bu imkanı tanıyanlara birkaç sözümüz var.
Terör örgütünün ve onun elebaşının, devletin ve siyasetin istikametini tayin etme hadsizliği ile terör örgütünü ve onun elebaşının meşrulaştırması çabalarına artık sessiz kalınmaması gerekir.
Türkiyenin egemenlik haklarına ağır hasarlar veren eski “Çözüm Süreci” ezberini sıkça tekrarlayanların tutumu, bir yandan devletin vakarını ve güvenilirliğini aşındırırken, diğer taraftan terör örgütünü ve uzantılarını daha da küstahlaştırıyor.
Hani süreç şartsız ve pazarlıksız yürütülüyordu?
İmralı’daki eli kanlı terörist başının, Kandil’deki örgütün ve siyasi uzantılarının, sanki “zafer kazanmışlar da devlet bu süreci yürütmeye mecbur kalmış” şeklinde algı oluşturmalarına artık izin verilmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin istikametini terör örgütleri değil, milletin iradesi ve hukuk belirler.
TBMM Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş bey, “PKK, Suriye dahil bütün bileşenleriyle silah bırakmadan yasal süreç başlamaz” cümlesiyle çok önemli ve doğru bir noktaya temas etmiştir.
Çünkü herhangi bir müzakere, ancak devletin üstünlüğü ve terörün mutlak tasfiyesi sonrası mümkündür. Terörün gölgesinde değil…
Süreci yöneten siyasi ve bürokratik kadrolar, bu fütursuz açıklamalara sessiz kalmamalıdır.
Bu ülkenin bir görevi var: Hem barışı hem devleti korumak.
Barış, devletin ve milletin egemenliği garanti altına alındığında anlam kazanır. Aksi halde, ‘barış’ lafı, yeniden ihanetlerin örtüsü olur.