HERKESİN BİR RÜSTEM PAŞA’SI MI VAR?

HÜSEYİN TEKİN

08-11-2026 22:39

Toplum olarak ilginç bir değişim yaşıyoruz. Üstelik bu değişim yalnızca ekonomik değil; insan ilişkilerimizde, davranışlarımızda ve karakter anlayışımızda da kendisini gösteriyor.

Geçmişten anlatılan bir Rüstem Paşa hikâyesi vardır.

İnsanların kendilerini onun kulları olarak tanıttığı, onun gücünden ve nüfuzundan söz ederek toplum içinde kendilerine yer edinmeye çalıştıkları anlatılır.

Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman döneminin en güçlü devlet adamlarından biriydi.

Ancak bugün Rüstem Paşa ismini tarihî bir kişilikten ziyade, bir toplumsal davranışın sembolü olarak ele almak istiyorum.

Çünkü sanki bugün herkesin bir Rüstem Paşa’sı var!

Bir insan düşünün; kendisinden daha güçsüz gördüğüne karşı son derece sert, buyurgan, hatta zalim.

Ama kendisinden daha varlıklı, daha nüfuzlu veya daha güçlü birinin karşısına çıktığında bir anda değişiyor.

Dili değişiyor, tavrı değişiyor, düşünceleri değişiyor.

Dün eleştirdiği şeyleri bugün savunuyor. Dün karşı çıktığı insanlara bugün hayranlık duyuyor.

Hatta bazen kendi kişiliğinden, düşüncelerinden ve onurundan vazgeçmeyi bile göze alıyor.

Üstelik bu durum yalnızca ekonomik sıkıntı yaşayan, birilerinin yardımına muhtaç insanlarda görülmüyor.

Maddi imkânları oldukça iyi olan, toplumda belli bir yeri bulunan insanlarda da aynı davranışla karşılaşıyoruz.

Demek ki mesele yalnızca para değil.

Mesele, insanın güce karşı nasıl bir karakter sergilediği.

Birilerine karşı ağa, başka birilerine karşı kul olmak…

Kendinden güçsüzü ezmek, kendinden güçlüye boyun eğmek!

Bunun adı saygı değildir.

Bunun adı nezaket de değildir.

Bu, güce göre şekil alan bir karakter anlayışıdır.

Oysa insanın gerçek değeri, kendisinden güçlü birinin yanında nasıl davrandığıyla değil, kendisinden güçsüz birinin karşısında nasıl davrandığıyla ölçülür.

Bir toplumda herkesin bir Rüstem Paşa’sı varsa, orada eşitlikten, adaletten ve özgür bireylerden söz etmek giderek zorlaşır.

Çünkü kulluk yalnızca bir insanın başka bir insana boyun eğmesi değildir.

Bazen düşüncelerini teslim etmektir, bazen vicdanını susturmaktır, bazen de çıkarı uğruna kendi doğrularından vazgeçmektir.

Asıl tehlike de burada başlıyor.

Biz ne zaman özgür bireyler olmaktan vazgeçip birilerinin adamı olmayı başarı saymaya başladık?

Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru budur.

Kendinden güçsüze ağa, kendinden güçlüye kul olan bir toplum, ne ağalığı bitirebilir ne de kulluktan kurtulabilir.

 

DİĞER YAZILARI İMZANIN GÜCÜ 01-01-1970 03:00