CİLT BAKIMI VE TEMEL MAKYAJ KURSUNA BÜYÜK İLGİ

CİLT BAKIMI VE TEMEL MAKYAJ KURSUNA BÜYÜK İLGİ

KAYMOS’TA TUNCAY SABUNCU BAŞKAN SEÇİLDİ

KAYMOS’TA TUNCAY SABUNCU BAŞKAN SEÇİLDİ

ÖZHASEKİ: KAYSERİ-ANKARA ARASI 1 SAAT 15 DAKİKA OLACAK

ÖZHASEKİ: KAYSERİ-ANKARA ARASI 1 SAAT 15 DAKİKA OLACAK

MÜSİADDA, ORAN KALKINMA AJANSI MALİ DESTEK PROGRAMI TANITILDI

MÜSİADDA, ORAN KALKINMA AJANSI MALİ DESTEK PROGRAMI TANITILDI

KAR HAVUZUNA ATLAYARAK, SOĞUĞA MEYDAN OKUDULAR…

KAR HAVUZUNA ATLAYARAK, SOĞUĞA MEYDAN OKUDULAR…

ANADİLİMİZİ İYİ ÖĞRETELİM
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 5 Şubat 2018 - 11:15:10

Anadilinin kişisel hayatta ve ulus hayatında çok büyük önemi vardır. İnsanın düşünce sınırlarını belirleyen ana dili, aynı zamanda bir milleti millet yapan kültürel değerlerin bir arada tutulmasına yarayan bir araçtır. Anadil, insanlar arasında iletişimi sağlayarak, onların düşünüp hayal kurmasına ve kendilerini ifade etmelerine fırsat verir. Uluslar da dilleriyle gelişip, tarihten aldıkları tecrübeleri ve medeniyetleri gelecek nesillere aktarırlar. İnsan anadili kadar vardır ve ancak anadilini geliştirerek düşüncesini ve üretimini artırabilir. Uluslar da egemenliklerini dilleriyle sağlarlar ve sürdürebilirler. Kültürel sınırların gittikçe ortadan kalktığı 21. yüzyılda gelişmekte olan ülkelerde toplumların varlığını devam ettirmesi için gerekli olan birtakım unsurlarda da değişiklikler olmaya başladı. Gelişen kitle iletişim araçları ve teknoloji toplumların yaşam şekillerini etkiledi. Böylelikle toplumlar arasındaki sınırlar daraldı ve onlar birbirinden her alanda ve her an haberdar olmaya başladılar. Gelişmek ve çağdaşlaşmak adına kendine yabancı olan unsurları yaşam alanlarına sokan gelişmekte olan toplumlar kendi öz değerlerini korumanın bilincine varamadılar. Dilin gelişmesinde bilimin büyük etkisi vardır, ancak bilimin gelişmesinde de dilin etkisi büyüktür. İletişimin hızla geliştiği çağımızda; dilimiz yabancı dillerin, özellikle de İngilizcenin etkisiyle karma bir dil olma yolunda ilerlemektedir. Dil bir konuşma ve düşünme aracı olduğundan yabancı dillerin etkisiyle dilimiz kendi öz yapısından ve sadelikten uzaklaşıyor. Bir dilde bir düşünceyi belirtmek için o dili gerektiği gibi konuşup anlamak gerekir. Aksi halde insanlar düşüncelerini sağlıklı bir şekilde birbirlerine aktaramaz ve birbirlerini anlayamazlar. Dil bir toplumun aynasıdır ve kullanıldığı toplumun düzeyini, gelişmişliğini ve düşünce yapısını gösterir. Humboldt’a göre, dil bir ulusun kültür düzeyini gösteren en iyi araçtır. Ancak kendi diline dayanan, kendi dilinde ilerlemeler yapan bir ulus gerçek bir kültürün de yaratıcısı olabilir. Dilin başsız ve sonsuz bir derinliği vardır. Dil, insan soyunun bütün varlığıyla birlikte gider. İnsan, dilde, içinde yaşadığı zamanın duygusuna bağlı olduğu halde uzak geçmişi de açık ve canlı olarak duyar ve sezer. Dil, bu iki duyguyu birleştiren bir şeydir.Milleti millet yapan ve o milletin bireylerini birbirine bağlayan temel unsurların en başında gelen anadili, kullanıldığı toplumdaki bireylere ortak bir “evreni anlama ve anlatma yolu” kazandıran, insanın zihninde evreni biçimlendiren bir düşünce dizgesi olarak karşımıza çıkar. Kültürün kazanıldığı eğitim sürecinde başvurulan en önemli belki de tek araç dildir, anadilidir. Sadece bir iletişim aracı olarak düşünülmeyecek olan anadilinde eğitimin başlıca amacı, bireyin içinde yaşadığı ailenin, toplumun dilini anlamak ve onu geliştirmektir. Anadil, insanın yaşamı boyunca içinde yaşadığı topluma göre biçimlenen, başta beyindeki dil merkezinin olgunlaşmasıyla koşut olarak, sosyokültürel etkileşimlerle gelişen, değişken bir göstergeler dizgesidir. Dilsel göstergelerin toplumsal hayatı düzenleyici, kimlik oluşturucu, değer taşıyıcı, iletişim sağlayıcı gibi birçok işlevleri vardır. Bir düşüncenin ifade edilmesi için dile, ifade edilecek bir şey için de düşünceye gereksinim vardır. Yani dil ve düşünce iç içedir. Dil konuşulduğu toplumun ruhunu yansıtır. Kendi ruhunun farkında olmayan kimse, bir başkasının ruhunu, düşünüşünü, yaşam biçimini, vs. kavrayamaz. Ancak bu kavramlar bireyin beyninde şekillendiği ölçüde çevreyi kavramaya, şekillendirmeye dolayısıyla da başka bir dili öğrenmeye başlar. Buradan anadili öğrenmenin ikinci bir dili öğrenebilmek için temel olduğu varsayımı çıkarılabilir. Çünkü dilin kuralları, o dili kullanan insanların düşünce yapısına göre biçimlenirken, düşünceyi de belli bir dizgeye koyarak dilin gelişimine yol açar.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz