Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

ANADOLU BASINI ve HAKİMİYET…

Bu haber 29 Ağustos 2018 - 16:31 'de eklendi ve 71 kez görüntülendi.
ANADOLU BASINI ve HAKİMİYET…

Bugün…

 

Elinizde tuttuğunuz “Hakimiyet” gazetesi, Kayseri’de yayın hayatının 69. yılını dolduruyor.

 

Küçümsemeyin…

 

Anadolu coğrafyasında “Gazete” çıkarmak ve “Gazetecilik” mesleği ile uğraşmak her babayiğidin harcı değildir.

 

Ha…Kapılanırsınız bir tarafa, o başka.

 

Ona da ben “Gazeteci” ve “Gazetecilik” diyemiyorum ne yazık ki…

 

Türkiye’nin genel durumuna baktığınızda, özellikle “Yazılı” kitap, gazete ve hatta el ilanı ve broşürleri bile okuma oranı çok düşük olduğundan, daha bir ifade ile “Okuma özürlü” millet olduğumuzdan dolayı sıkıntı büyüktür.

 

Hele Kayseri’de “Gazete” olmak!…

 

Anadolu basınının yaşaması için olmazsa olmazların başında “İlan geliri” denilen unsur gelir.

 

Bir tarafı devlete bağlı, “Resmi İlan” dediğimiz ilan, diğeri de özel ve tüzel reklam ilanları. Şunu belirteyim ki “Özel ve Tüzel Reklam İlanları”nın asıl amacı dışındaki gizli amaçlarına da girmiyorum hani…

 

“Gizli amaca” hizmet etmeyenleri tenzih ederim elbette…

 

Kayseri’de kaç adet gazete yayımlanır, kaç adedi bayilerde (Traj) satılır, bilemiyorum. Bildiğim, tüm gazetelerin az veya çok sıkıntıları olduğudur.

 

Bakın, ülkede ne kadar kağıt fabrikası varsa hepsini sattılar ve her türlü kağıdı uzun zamandan bu yana tamamen dışarıdan alıyoruz. Şimdilerde, ancak hurda kağıtları işleyen ve “Kaplık” denilen kağıt üreten özel firmalar var.

 

Elbette “Kağıt” üretmek için Selüloza ihtiyaç var. Selüloz için da oduna, odun için ağaca, ağaç için de elbette ormana ihtiyaç var.

 

Biz ne yapıyoruz?

 

Ormanları ya yakıyoruz ya da imara açıyoruz…

 

Basının, yani gazetenin temel ihtiyaçları, dövize bağlı malzemeler. Döviz kuru yukarıya doğru başını kaldırdıkça, “Anadolu Basını” ne yazık ki kendini yaşatmak için ne yapacağını şaşırıyor.

 

Nereden girdik, nereye geldik…

 

Amacım, bugün 69 yılını tamamlayan Hakimiyet Gazetesi’nin kuruluş yıldönümünü kutlamak ve emek veren Cengiz ailesi ve değerli çalışanlarını kutlamak idi…

 

O zaman KUTLU OLSUN diyorum…

 

XXX

 

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI…

 

Bugün, Türkiye’nin “Devlet” olması, hürriyetini ve bağımsızlık mücadelesini perçinlemesinin, bunu da yedi düvele karşı başarmasının yıl dönümü.

 

Tam 96 yıl önce, tüm emperyalist ülkelere karşı bağımsız savaşı veren ve adına “Kurtuluş Savaşı” dediğimiz mücadeleden zaferle çıktık.

 

Atatürk, “Kurtuluş Savaşı”nın hemen ardından, ikinci bir “Kurtuluş Savaşı” başlatmıştı. O savaşın amacı, ekonomik olarak da dışa bağımlı olmaktan kurtulmak idi.

 

İzmir’de amaca hizmet etmek için “İktisat Kongresi”ni toplamış, amacını açıklamış, ortak aklın kullanılması için tartışmaya açmıştı.

 

Başka zaman daha da ileri giderim.

 

Şimdilik 30 Ağustos Zafer Bayramınız da kutlu olsun…

 

XXX

 

Hakimiyet Gazetesinin kuruluş gününü kutlarken, yeri geldi diye düşünerek, çok sıkça banasorulan bir soruya bir kez daha cevap vereyim…

 

Soruyorlar; “Sen gazeteci misin?…”

 

Soruyu hangi kritere göre cevaplamam gerekiyor, orasını kestiremiyorum. Şunu bir çok kereler belirttim ki, “Gazetecilik” çalışmalarımdan dolayı cebime tek kuruş girmiş değil bugüne kadar. İşin “Matbaacılık” kısmından “Çırak” sıfatıyla haftalık 2,5 lira gelirim olmuştu. Bir hafta sonra da, gösterdiğim performans sonucu “Pedallı”ya “Makinist” olmuştum. Eğer “Kimlikli” gazteciden söz ediyorsanız, evet değilim…

 

Gelir bölümünden değil de “Etkinlik” bölümünden cevap verecek olursam; evet ben dibine kadar gazeteciyim. İlk köşe yazımı “Kıvılcım” başlığı altında, 1962 yılında, 17 yaşında Muğla’da, “Muğla Postası” gazetesinde, daha sonra da Kayseri’li bazı gazeteci arkadaşların da tanıdığı, Muğla’nın etkin gazetecilerinden rahmetli okul arkadaşım ve Devrim Gazetesi’nin sonraki sahibi Ünal Türkeş ile Devrim gazetesinde devam ettim.

 

Bir sefer “Gazeteci” sıfatıyla hakkımda yapılan şikayet üzerine hakim karşısına çıkacaktım ki, davacının babamla olan arkadaşlığı ve benim de “Çocukluğuma” verilerek kurtulmuştum.

 

İşte o günden itibaren gazeteciliğin “Etik değerlerine uyma”nın ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu anlamıştım.

 

O günlerde de bu gün de ülkenin gündemini yorumluyor ve düşüncelerimi “Etik değerlere” saygıda kusur etmeden, ilkelerimden taviz vermeden, milletimi bilgilendirmek ve doğruya yönlendirmek amacıyla yazıyor muyum?

 

Ben yazıyorum ve evet, kimileri kabul etmese de ben gazeteciyim…

 

Şimdi kararı siz de verin, gazeteci miyim, değil miyim?…

 

30 AĞUSTOS 2018

İBRAHİM PEKBAY

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA