KEMAL CEYLAN: KIBRIS’I VEREN TÜRKİYE’Yİ VERİR

KEMAL CEYLAN: KIBRIS’I VEREN TÜRKİYE’Yİ VERİR

KAYSERİSPOR’UN AVUSTURYA KAMPI BAŞLADI

KAYSERİSPOR’UN AVUSTURYA KAMPI BAŞLADI

ALİ ASLIM YAZIYOR…ÜSTAD MEHMED ÂKİF’İN YAKIN DOSTU MUAZZEZ ŞEHİD ‘’ALİ ŞÜKRÜ BEY

ALİ ASLIM YAZIYOR…ÜSTAD MEHMED ÂKİF’İN YAKIN DOSTU MUAZZEZ ŞEHİD ‘’ALİ ŞÜKRÜ BEY

CİNAYET ŞÜPHELİSİ 4 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

CİNAYET ŞÜPHELİSİ 4 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

HASAN ALİ KİLCİ’DEN FUAR TEPKİSİ

HASAN ALİ KİLCİ’DEN FUAR TEPKİSİ

ANTOLOJİ
  • RECEPÇALKANER
    • RECEP ÇALKANER
    • RECEPcALKANER@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Haziran 2017 - 15:14:53

Uykuları kaçırmak için ev sahibi zerzembiden veya tokanadan kuru kayısılar, tut kuruları, iğdeler, hevenk üzümleri, daha neler neler masa üzerine koyardı. Bu anlattıklarım illa Ramazan gecelerinde değil sair gecelerde de olurdu.
Misafir geldiği akşamları hatırlıyorum da televizyon yok, radyo yok, ev sahibinin misafiri ağırlama ve eğlendirme gibi bir görevi vardı yenilir içilir hikayeler anlatılır, fıkralar, masallar, Kerem ile Aslı, Leyle ile Mecnun, Arzu ile Kamber, Yusuf ile Züleyha gibi halk hikayeleri anlatılır, Hazret-i Ali cenkleri okunur, pür dikkat dinlenir, mutluluğun zirvesine çıkılırdı.
Şimdiki gibi bir evde sadece televizyon bakmaya gitmiş gibi gidilen misafirlikte, nasılsın, iyi misinden sonra gidene kadar tüm televizyon programlarını seyredip sonrada “eh…. bize müsaade” kalkıp gitmek değil misafirlik. Haller, hatırlar sorulur, dertler dinlenir, çareler aranırdı.
Sohbet, muhabbet, gülüşmeler, stres denen hergele gelip de o insanların arasına girseydi ya, erkekse…
O insanlar yiğit insanlardı. O insanlar “duvarı nem, insanı gam öldürür” veya “ yiğidi kılıç kesmez, bir acı söz öldürür” düsturuna sahiptiler onurluydular. “El içinde söz verdik, ölmezsek olmaz” diyerek ölümüne sözlerine sadık insanlardı.
Menfaatleri için hiçbir şeyi harcamazlardı. Şimdiyi düşünüyorum da, bu günün görüşüne bakarsak, o insanlar enâyi durumunda görülür. Çünkü o insanlar kendileri kadar çevrelerindeki insanları, arkadaşlarını, komşularını, akrabalarını düşünürlerdi.
Yaşanmış bir olayı hikaye etmeden geçemeyeceğim: Bir delikanlı her gün
-“Baba, ben filan arkadaşla filan yere gidiyorum, falanlarla filan yerde buluşacağız.” Dermiş. Babası da
“Tamam oğlum git, git amma arkadaşlarını iyi seç” dermiş. Oğul , babasına :
“ Baba, benim arkadaşlarım bir tane, çok fedakar, çok bonkör, çok da güvenilir insanlar” cevabını verirmiş. Günlerden bir gün, baba, oğlunun arkadaşlarını ve arkadaşlıklarını denemek istemiş . Oğluna “ şu güvendiğin arkadaşlarını bir sınayalım mı” demiş. Oğul kendisinden emin “ sınayalım baba” demiş.
Baba , oğluna kümesten bir tavuk getirtmiş, tavuğu kestirmiş, bir yorganı da yuvarlamışlar etrafına tavuğun kanından bulaştırmışlar, çuvala yorganı koymuşlar, çuvalın bir bölümüne de kan bulaştırarak ceset süsü vermişler. Baba:
-Oğlum, bunu sırtla en güvendiğin arkadaşlarının yanına git, onlara elimden bir kaza çıktı, bir münakaşa sırasında bu adamı öldürdüm, bunu ne yapalım, bana biraz yardım edin diye bir sor bakalım, demiş.
Oğlan çuvalı sırtlamış, tüm arkadaşlarını gezmiş, aldığı cevap aynı:
– Aman beni böyle işlere bulaştırma, işimden olurum, kariyerim sarsılır, dostların yüzüne bakamam.
Delikanlı hayal kırıklığı içerisinde, arkadaşlarının yaptıklarına içerleyip kendi kendine konuşarak “vay ben sizler için neler yapmazdım, öl deyin öldürdüm, sizlere güvenmekle ne büyük hata etmişim” diyerek eve gelmiş. Olacakları tahmin eden baba, oğluna demiş ki:
-Şimdi de benim arkadaşım dediğim üç arkadaşımdan hangi birini istersen ona var bakalım, bu senaryoyu benim başımdan geçmiş gibi anlat. Ne cevap verecekler bir gör, demiş.
Delikanlı babasının arkadaşlarından birinin evinin kapısını çalmış:
-Amca babam bir münakaşa esnasında bir adamı öldürdü. Cesetini bu çuvala koyduk, babam beni sizin yanınıza savdı, bunun bir çaresini bulsun dedi, demiş.
Babasının arkadaşı:
-Yaaa… babana bir şey olmadı ya, o nasıl iyi mi bâri demiş.
-İyi iyi, onun bir şeyi yok.
Adam:
-Hemen şu torbayı içeriye alalım, hele bir çaresini düşünürüz demiş.
Bu cevabı duyan delikanlı torbayı içeriye almış, babasının arkadaşına olan biteni anlatıp babasının kendisine bir ders verdiğini anladığınıda belirtmiş.
Demek ki;Arkadaş seçerken onların gerçek dostlar olup olamadığını anlamak için zor zamanda dostların kapısını çalmak lazımmış diye düşünmüş.Allah herkese gerçek doslar nasip etsin…
Günümüzde ki dost ise tabi ki para

PARA

Görmedim senin gibi hükmeden eşsiz kral,
Cep tahtına oturmuş vakur ve sessiz kral,
Günümüzde görmedim, yoktur sen gibi paşa,
Maddeler ülkesinde hükmün geçerli taşa,
Manâda ki değerler şöhret bulmadı bunca,
Açılmaz kapıları sen açarsın ardınca,
Manâyı duymaz oldu insan, senin sesinden,
Sen gelebildin ancak ahlâkın üstesinden,
Çok gözlerde seninle ölçülürken insanlık,
Sana kulluk ettikçe küçülürken insanlık,
Ne değeri var senle sürülmeyen sefânın,
Sen değer kazanalı, şöhreti yok vefânın,
Kalmadı sensiz dostluk, ahbaplığın adı yok
Sensiz sohbetin bile lezzeti yok, tadı yok,
Bu derece işledin insanlığın içine,
Sebep sensin tamaha, fitneye hatta kine,
Sana köle olanın yarım aklını aldın,
İnsanların içinden vicdanları sen çaldın
Şeytanlara inatla kurdun şeytanca pusu,
Sence değer taşımaz insanlığın namusu,
Kişiye göre bazı dini bile örtersin,
“Ahlak, fazilet,haya olmasa sen yetersin,
Sen varsan kuru duygu düşünce neye yarar,
Saygı, sevgi bu nedir,insanlık neye yarar,
Belki bazılarınca hatta namus, şerefsin”,
Sen günümüzde ancak kötülüklere şefsin,
İnsanlığa seninle veriliyorken karar,
Bu görüşte parasız insanlık neye yarar,
Paha biçilmez mânâ alırken hayli yara,
Sen yükseldikçe senden iğreniyorum para…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz