TEKDEN ÖĞRENCİLERİ PAZAR YERİ ETKİNLİĞİNDE TİCARET ÖĞRENİYOR

TEKDEN ÖĞRENCİLERİ PAZAR YERİ ETKİNLİĞİNDE TİCARET ÖĞRENİYOR

MÜFTÜLERDEN YAHYALI’YA ÇIKARMA

MÜFTÜLERDEN YAHYALI’YA ÇIKARMA

KAYMESKOM  MELİKGAZİ ‘ DE

KAYMESKOM MELİKGAZİ ‘ DE

ORTADOĞU’DA MEZHEP VE SİYASET BÜSAM’DA KONUŞULDU

ORTADOĞU’DA MEZHEP VE SİYASET BÜSAM’DA KONUŞULDU

KONSERVATUVAR’DAN TÜRKÜ ZİYAFETİ

KONSERVATUVAR’DAN TÜRKÜ ZİYAFETİ

ARKADAŞLARINIZA BU MİKROPLAR BULAŞMIŞTIR…
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Aralık 2017 - 12:56:10

Bu arada sınıfta yaşadığımız hoş bir anıyı anlatmak istiyorum: Hastalanan epeyce öğrencim olmuştu. Sabahleyin yoklama yaparken öğrencilerle hem güncel olayları konuşuyoruz bir taraftan da gelmeyenleri tespit ediyordum. Bugün hasta olduğu için aramızda 5–6 arkadaşımız yok dedim. Bir süre sonra derse başladık. Bir ara baktım ki derse ilgi azaldı, dikkatler dağıldı. Öğrenciler dersi pek dinlemiyor. O anda aklıma birden espri yapma fikri geldi. Hem dağılan dikkati toplamış olacaktım hem de derse bir renk katacağını düşünerek birden dersi kesip;
—Çocuklar, aranızda arkadaşlarımızın niçin bu kadar hasta olduğunun sebebini merak edenleriniz oldu mu? Ne dersiniz? Dediğimde parmaklar kalkmaya başlamış sınıf birden canlanmıştı. Çocukların her biri bir şey söylüyordu. Kimi havaların çok soğuk olduğu için arkadaşlarının üşütüp hasta olduğundan, kimisi de “Salgın hastalık varmış öğretmenim.” diyordu. Öğrenciler daha birçok sebep sayıyorlardı.
— Hayır, çocuklar, dedim bu söylediklerinizin hiçbirisi değil, asıl sebebi ben biliyorum deyince öğrenciler;
— Peki öğretmenim, sebebini söyleyin, dediklerinde de,
— Sıkı durun çocuklar, sizin bilmediğiniz ilginç ve çok önemli sebebi birazdan açıklayacağım diyerek işi abartıyor, dikkatlerin iyice kendimde toplanmasını istiyordum. Çocuklar merak içinde kalmışlardı. Acaba öğretmenimiz neyi açıklayacak, hastalık sebebi ne olabilir, diye düşünmeye başlamışlardı. Zaten benim amacım da buydu. Espriyi patlatmanın tam sırası gelmişti.
— Arkadaşlar, bu hafta Fen Bilgisinden hangi konuları işliyoruz, diye sorunca öğrenciler “mikroplar, bakteriler, virüsler…” deyince hemen zeki olan öğrencilerin yüzünde bir gülümseme belirdi. Ne söyleyeceğimi anlamışlardı. Konuşmaya devam ettim.
— Tabii ki arkadaşlar! Bir haftadır mikroplarla uğraşıyoruz, arkadaşlarınıza bu mikroplar bulaşmıştır. Bu yüzden hastandılar der demez sınıfta bir kahkaha, bir alkış tufanı koptu ki sormayın. Çocuklar hâlâ gülüyorlar;
— Demek öğretmenim, arkadaşlarımız konumuzdaki mikroplardan hastalandı öyle mi!
Değerli meslektaşlarım, öğretmen bir tiyatro sanatçısı gibi değişik rollere girecek, bir anda şaka mı olur, fıkra mı, hikâye mi, şiir mi olur, dersi renkli ve zevkli hale getirebilmelidir. Öğretmen, hazır cevap olmalı, yüzünden gülümseme, dilinden güzel söz eksik olmamalıdır.
Uzun uzun anlatımlar yerine konunun özetini teşkil edecek bir küçük hikâye işimizi kolaylaştıracak, daha da etkili olacaktır. Dersin teması yani ana fikri hikâyede verilmelidir. Hikâye konuyu en güzel şekilde anlatmalıdır.
ALİ HOCA, ÇOCUKLARI HİKÂYE İLE UYUTMUŞ!
Çok sevdiğim değerli bir meslektaşımın şu sözlerini hiç unutmuyorum. “Sizin daha önce girdiğiniz sınıfın öğrencileri sizden epeyce bahseder ve anlattığınız hikâyelerden örnekler verirlerdi. Ben de:
— Ya bu Ali hoca da öğrencileri hikâyelerle uyutmuş, derdim.
Daha sonra o yaş grubu öğrencilerinin hikâyeler yoluyla konuları daha iyi öğrendiklerini, bir süre sonra bu öğrencilerin derslerine girince anladım” demişti.
Hikâye metodunu denemeyen meslektaşlarıma öneririm. Tabii biz bunları mesleğimizin ilerleyen dönemlerinde anlayıp uygulama imkânı bulduk. Tecrübesizken ne kadar çok konuşursam, ne kadar çok şey anlatırsam daha iyi yaptığımı zannederdim. Ama yanıldığımı sonra anladım. O kadar çok konuşurdum ki öğrencilere:
— Çocuklar ben konuya kısa bir giriş yapayım, ondan sonra size söz vereceğim dediğimde bazı öğrencilerin;
— Hayır, Hocam, sizin kısa bir giriş dediğinizi biz biliriz, şimdi siz anlatmaya bir başlarsanız zaman su gibi geçer, bir de bakmışız zil çalmış, dediklerini hatırlıyorum.
Gerçi öğrenciler böyle derlerdi ama konuşmama da hiç ses çıkarmaz, hepsi de kuzu kuzu dinlerlerdi. Sakın yanlış anlaşılmasın, benden korktukları, çekindikleri için değil, anlatmam çok hoşlarına gittiği için ses çıkarmazlardı, diye düşünüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi derslerimi zevkli hale getirmek için zaman zaman şakalar yapar, ilginç hikâye ve fıkralarla dikkatleri derste toplardım. Kitabımı okuyan öğrencilerimin bana hak vereceklerine inanıyorum.
Kitabın yayınından sonra okuyucularımın özellikle de öğrencilerimin olumlu veya olumsuz tepki ve mektuplarını bekliyorum. Belki de bundan sonra yazacağım kitap bana gelen mektup ve tepkiler üzerine olabilir.
Bunları yazarken, yaptığım hatalardan genç meslektaşlarım ders alarak aynı hataları tekrar etmezler diye düşünüyorum.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz