KEMAL CEYLAN: KIBRIS’I VEREN TÜRKİYE’Yİ VERİR

KEMAL CEYLAN: KIBRIS’I VEREN TÜRKİYE’Yİ VERİR

KAYSERİSPOR’UN AVUSTURYA KAMPI BAŞLADI

KAYSERİSPOR’UN AVUSTURYA KAMPI BAŞLADI

ALİ ASLIM YAZIYOR…ÜSTAD MEHMED ÂKİF’İN YAKIN DOSTU MUAZZEZ ŞEHİD ‘’ALİ ŞÜKRÜ BEY

ALİ ASLIM YAZIYOR…ÜSTAD MEHMED ÂKİF’İN YAKIN DOSTU MUAZZEZ ŞEHİD ‘’ALİ ŞÜKRÜ BEY

CİNAYET ŞÜPHELİSİ 4 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

CİNAYET ŞÜPHELİSİ 4 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

HASAN ALİ KİLCİ’DEN FUAR TEPKİSİ

HASAN ALİ KİLCİ’DEN FUAR TEPKİSİ

AŞK NEDİR?
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Haziran 2017 - 15:43:55

Mevlânâ Hazretleri; sevgi sermayesini boş ve gereksiz kullananlara ve hakiki sevgiye varmayan bu nadide hazineyi, Allah aşkına ulaştıramayanlar için şu ibretli örneği verir:

“Dünyaya gönül verenler tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl onların malı olabilir? Nitekim budala bir avcı, kuşun gölgesini kuş zannetti de onu yakalamak istedi. Fakat dalın üzerindeki kuş bile bu ahmağa şaştı kaldı.”

Muhabbet tohumlarının yeşermediği gönüller, hazan mevsiminden kurtulamazlar. Muhabbet deryasından feyizlenen yürekler, bin bir kokuyu etrafa saçan, Cennet bahçelerinin çiçekleri gibidir. Nâzenin bir çiçekten, feryat hâlindeki bir bülbülden, çağlayan bir dereden, işitebilenler için ne değişik terennümler gelir! Seherler, ne destanlar anlatır! Duyabilenler için, rüzgârlar kim bilir kaç bâd-ı sabânın meltemlerini yansıtır?

Gönlü aşk ve muhabbetle dolu olan kâmil müminler, bu cihandaki ilâhî hikmet ve esrar akışlarını ibretle seyre dalabilenlerdir. Sergilenen bunca ilâhî esrar ve sanat harikalarını görüp de Hakk’a muhabbetin yakıcı terennümleriyle duygulanmamak, selim bir idrak ve diri bir kalp için hiç mümkün müdür?

Mevlâna: “Aşk geldi, damarımda, derimde kan kesildi; beni kendimden aldı, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin her yanını sevgili kapladı. Benden kalan yalnız bir ad, ondan ötesi hep o… Uğrunda bir ömür bağışlanan, yanıp yakılan bu essiz sevgili Allah’tır. Allah’a karsı aşırı sevginin kemale erişi, aşığın aşkta yok oluşudur. Gerçek ilhama mazhar olmuş, gerçek yokluğu zevk edinmişlerin en büyük arzusu ilahi-vuslattır” der.

Mevlana bu yolun coşkun aşığıdır, aşktan doğmuş, aşkla yoğrulmuştur.”Bizim peygamberimizin yolu aşk yoludur, biz aşk çocuklarıyız; aşk bizim anamızdır.” der ve diriliğin hakiki aşkta yok olmakla mümkün olabileceğini söyler.

“Aşksız olma ki ölü olmayasın, aşkta öl ki diri kalasın.” Mevlana’nın aşkı, ömrünün üç merhalesinde olgunlaşmış, bir ömür bu uğurda harcanmıştır. “Hamdım, piştim, yandım.”

Mevlana’ya göre gerçek âşığa aşktan başkası haramdır.“Aslolan sevmektir, insanın mayasında bu duyguyu arıtmalı, ayıklamalıdır. Bedenimiz bir kovan gibidir bu kovanın balı ve mumu da ilahi aşktır.”

O’nun veçhinden başkasına kanmaz aşk. Aşk O’nun teveccühü ile var oldu. Güzel insanların güzelliğini O halk eyledi. Âşıkların bakışlarında sevgiyi O tasvir eyledi. Ve güzellerin en güzelini mahbubu eyledi. O’na muhabbet eyledi, O’nu Muhammed eyledi. Ebedi teveccühünü O’nun veçhinde kristalleştirdi. Cümle halka O’nun yüzünü gül eyledi.

Değil mi ki var edilmişler, O’nun yönelmesiyle varlığa yüz buldu. Öyleyse bu varlık gülşenine önce o Mahbub’un gül yüzü düştü. Biz dikenlerdik aslında. Bir gül hatırına bu bahçeye vardık. Gül-ü Muhammed (s.a.v) yüzünden tanış olduk. Sonra herkesi ve her şeyi yüreğimize çağırdık. Her şeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik.

Varlık gülşeninde, bir gül yüzünden ihyalandık. Ab-ı hayat öylece dolandı yüreğimizi, tenimizde öylece utanç gülleri açtı. Edebi, iffeti, gül yüzünde belledik, tebessümü gül yaprağından dudağımıza devşirdik. Gülün son yaprağının sonrasına hayranlığımızı ekledik. Beğendiğimizle kuşattık gülü, aşklarımızı gül yanına devirdik. Öylece gülün yüzünde buluştuk. Gül yüzünden tanış olduk. Sonra herkesi ve her şeyi oraya çağırdık. Her şeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik. Gülün yüzüne vardık. Bildik ki aslında biz sadece gül yüzünden vardık. Ebedi sevgilinin teveccühüdür gülü güldüren. Kalbimize aşkı salan sevgilinin bakışıdır ki bu kalp, sevgilinin veçhesinden başkasına dönmez. Batan şeyleri sevmez, yitip gidenlere gönül vermez.

Gül yüzü buluşma yeridir, en temel kavuşma gül yüzünde gerçekleşir. Çünkü gül yüzler, bakışı aşka dönüştürür. Bakış ki aşkın maşuka dönüşüdür, ilk tanışma ve son ayrılıktır. Sonra mayalanır bakış; bakış aşk olur, vuslat olur.

Âşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler, geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar. İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur. Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı. Aşk gül yüzünde güzelle buluşur. Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini. Ve güzellik aşkın bakisinde seyre dalar kendini…

O yüzden gülden yüz çeviremeyiz. Güle uzak duramayız. Aşk ateşi örseler yüreğimizi. Kızıl kanlar gibi dolaşır aşk. Ve kızıl utançlarla alevlenir yüzümüz. Güle döneriz, sevgiliye döneriz. Meğer gül, yüzüne nazar eden olduğu için gülmüş. Her şeyi ve herkesi var edenin teveccühü ile gülmüş. Önce teveccüh eden varmış. Yokluğa yönelmiş ebedi güzellik sahibi, bilinmek dilemiş, sevilmek irade etmiş. Gizliden açığa çıkmış. Hiçlik şafağı kızıla boyamış. Varlık güzel yüzlü bir gül olmuş, var edilen her şey, bir gül yüzünde taçlanmış. Yoksa biz dikenler idik, yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz