ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

“ATALARIMIZ ÇADIRLARINI AVRUPA SIRTLANLARININ GEÇİT ALANINA KURMUŞLAR..!”
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 14 Eylül 2015 - 17:39:12

Büyük Sultan II. Abdülhamid’in 1902’de yaptığı şu tespit, tarihte ve günümüzde ülkemizde yaşanan bir çok buhranın sebeplerini veciz olarak ortaya koyacak önemdedir: “Atalarımız çadırlarını Avrupa sırtlanlarının geçit alanına kurmuşlar, bu sebepten bize rahat yüzü görmek yoktur” (Sultan II. Abdülhamid, Siyasi Hatıralarım, İstanbul, 1974, s. 99).
Abdülhamid, bu tespitini durup dururken değil, kendi döneminde İmparatorluğu yaşatmaktaki güçlükleri görerek yapmıştır.
Çadırlarımızı kurarak yerleştiğimiz, içinde İstanbul ve Çanakkale Boğazları gibi iki önemli “su geçit yolu”nu bulunduran “Anadolu Yarımadası”, üç kıtanın, Asya, Avrupa ve Afrika’nın düğümlendiği yerdir. Bu sebepten bu kıtalara ve giderek “dünyaya hâkim olmak”, tarihte hep “Boğazlar ve Anadolu’ya hâkim olmak” tan geçmiştir. “Dünya hâkimiyeti” peşinde koşan bütün süper güçler, büyük jeopolitik vejeostratejik önemi sebebiyle, mutlaka Anadolu üzerinden geçmişler, burasının ya “işgal” ile kendi yönetimlerinde olmasını istemişler, bu olmazsa, en azından Anadolu’ya hâkim devlet üzerinde kendi nüfuz ve hâkimiyetlerini kurarak ondan “dolaylı faydalanmak” yoluna gitmişlerdir.
Bir kere, “dolaylı faydalanma”,Osmanlı döneminde kendisini göstermiş, Anadolu yarımadasına hiçbir büyük devlet, diğer büyük devletlerin tepkileriyle karşılaşacağı için onu işgal etmek suretiyle buraya yerleşememesi sonucu, onun üzerinde nüfuz kurmak politikasına sarılmıştır.
Dünyanın süper gücü İngiltere’nin 1787- 1878 ve Almanya’nın 1883-1918 zaman dilimlerindeki nüfuzları bu sebepten kurulmuş, bu süper güçler, Osmanlı yönetimlerine nüfuz ederek, ülkedeki yönetim ve iktidar anlayışını kendi emellerine göre “dizayn” etmişler, bu dizaynın esası, kendilerine kafa tutacak “Güçlü Osmanlı” olmaktan ziyade, onu her alanda daima kendilerine muhtaç bir “Zayıf Osmanlı” statüsünde tutmaya çalışmışlar, Osmanlı bu süreç içinde girdiği I. Dünya Harbi sonunda can vermiş, tarih sahnesinden cekilmiştir.
İkinci olarak, “İstiklal Harbimiz” kazınıp “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” kurulunca, yine Anadolu’nun büyük önemi sebebiyle, bizi burada kendi halimize bırakmamaya devam etmişler ve bu cümleden olarak Türkiye’de kurulacak siyasi, kültürel, askeri ve ekonomik düzenleri kendi emellerine zarar vermeyecek ve kullanımlarına açık olacak şekilde “dizaynları”nı sürdürmüşlerdir.
“Cumhuriyet Dönemi” nin92 yıllık (1923 – 2015) geçmişine bir bakalım: Bu dönem içinde, süper güçlerin bize biçtikleri “statüler”, zaman zaman Türkiye’nin “güçlenme”si ve kendi bölgesinde giderek “söz sahibi” olmaya başlaması sebebiyle “değişimler” göstermeye başladıkça, eskiyen ve tehlikeye giren eski statüleri yeni statülerle “dizayn” için harekete geçtikleri görülmüştür.
Bu yeni yeni “dizaynlar” için tarihimizde ortaya çıkan 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve son olarak 28 Şubat 1997 darbeleri, hep bu dizaynlar için “Dış güçler” ve onların içimizdeki “İşbirlikçileri” tarafından yapılmıştır. Başbakan Adnan Menderes’i Türkiye’yi sanayileştirme sevdası ve hamleleri devirmiş, iki darbeye maruz kalan Başbakan Süleyman Demirel ise, “Ülkemi sanayileştirmek istediğim için devrildim” sözlerini sarf etmiştir.
Günümüzde ise, Türkiye’yi bölgesinde sanayileşmiş, güçlü ve söz sahibi yapmak sevdalısı olarak karşımıza çıkan önce Başbakan ve şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “cephe” ye alınmış bulunuyor.
Sayın Erdoğan da kendisinden önce devrilenler gibi, “Güçlü ve bölgesinde söz sahibi Türkiye istemiyorlar” sözlerini sık sık boşuna sarf etmemektedir. Dün Menderes’e, Demirel’e, Özal’a, Erbakan’a yapılmak istenenler bugün de Erdoğan’a yapılmak istenilmekte, planlanan bir “halk ayaklanması” veya “darbe” ile devrilmeye çalışılmaktadır. Bunun ilk tezahürleri kendilerini , “ağaçların kesilmesi” bahane edilerek “halk ayaklanması” çıkarmaya yönelik “Gezi Olayları” ve “yolsuzluklar” bahane edilerek “17 – 25 Aralık Hafif Yoğunluklu Darbe girişimi” olarak göstermiştir.
Şimdilerde ise, “Ak Parti’nin yumuşak karnı” denilen “Çözüm Süreci” kullanılarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da bir “PKK Ayaklanması” çıkarmak ve giderek bunu bütün yurda yaymak suretiyle Ak Parti ve onun lideri “alaşağı” edilmeye çalışılmaktadır.
İşte, Sultan Abdülhamid’in yaptığı önemli tespit bize bunları hatırlattı. Anlaşılan, bu “riskli ve muhataralı topraklar” da bize rahat yüzü göstermemeye devam edeceklerdir. Ama, öyle inanıyoruz ki, milletimiz tarihinde olduğu gibi günümüzde de bütün güçlükleri milli birlik ve beraberlik içinde yenmesini bilecek, “Avrupa sırtlanlarının geçit alanı” nda ilelebet yaşamaya devam edecektir…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz