HACI MEHMET ÇARŞIBAŞI, HAKK’A YÜRÜDÜ

HACI MEHMET ÇARŞIBAŞI, HAKK’A YÜRÜDÜ

ÖNEMLİ OLAN İNSANA YATIRIM

ÖNEMLİ OLAN İNSANA YATIRIM

TALAS’TA ASFALTLAMA ÇALIŞMALARI BAŞLADI

TALAS’TA ASFALTLAMA ÇALIŞMALARI BAŞLADI

GEVHER NESİBE SULTAN TİYATRO SAHNESİNDE

GEVHER NESİBE SULTAN TİYATRO SAHNESİNDE

ÇOCUK HASTANESİNDE 23 NİSAN COŞKUSU

ÇOCUK HASTANESİNDE 23 NİSAN COŞKUSU

ATATÜRK’ÜN OPERA VE TİYATRO SEVGİSİ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 15 Nisan 2018 - 15:03:45

Yüce Atatürk, Cumhuriyet dönemi müzik çalışmalarında nasıl ki, halk ezgilerinin derlenerek, en son müzik kurallarına göre işlenip “ye¬ni Türk müziğinin” yaratılmasını hedef göstermişse tiyatro ve opera alanında da Türk tarihinden, mitolojisinden, halk kültüründen yararlanılmasını istemiştir. Atatürk, çok okuyan, okuduğundan milleti için yararlı sonuçlar çıkaran bir cumhurbaşkanıydı. Dünya tiyatro ve opera tarihinin önemli eserlerinde, antik Yunan tiyatrosunda ve W. Shakespeare’in eserlerinde mitolojinin, destan ve efsanelerin bol bol kullanıldığını, bu sayede görkemli eserler yaratıldığını çok iyi biliyordu. Diğer taraftan, önünde Tanzimat, Meşrutiyet dönemi tiyatrosuyla Dârû’l Bedâyi’nin tiyatro, operet mirası duruyordu. Ziya Gökalp gibi, iyi bir kültür kuramcısını tanıma fırsatını bulmuştu. Avrupa’yı da kısmen gezmişti.
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilân edildikten sonra, her alanda ol¬duğu gibi güzel sanatlar alanında da çalışmalar bir disipline bağlan¬dı. Osmanlı’dan, intikal eden Darü’l Elhan, Darü’l Bedâyi, Muzıka-i Hümayun ve Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali’si yeniden yapılandırıldı, adları değiştirildi. Halk müziği derlemelerine başlandı (1925). Anka¬ra’da Musiki Muallim Mektebi (1924) ve Ankara Devlet Konservatuvarı (1936) açılarak Batı Müziği eğitimine ağırlık verildi. Müzik, ope¬ra, bale, tiyatro dallarında ihtiyaç duyulan sanatçıların yetiştirilmesi¬ne başlandı. İstanbul Şehir Tiyatrolarının 1930 yılında açtığı Tiyatro Meslek Okulu başarılı olamadı. 1936 yılında Ankara’da Paul Hindemith’in yönetiminde bir Devlet Konservatuvarı kuruldu. Tiyatro bölümünün başına Prof. Carl Ebert getirildi. Üç kız (Melek Ökte-Gün, Muazzez Lutas-Kurdaoğlu, Nermin Sarova) ve beş erkek öğrenciyle (Ertuğrul İlgin, Esat Tolga, Mahir Canova, Nüzhet Şenbay, Salih Canar) öğretime başladı.” Konservatuvarın şan ve bale bölümlerinden opera ve bale, müzik bölümlerinden de orkestra sanatçıları yetişmeye başladı. Konservatuvar sanatçıları yetişinceye kadar, Ankara’da temsillerde Müzik Öğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü, Kız Lisesi, İsmet Paşa Kız Enstitüsü öğretmen ve öğrencilerinden yararlanıldı.
Tiyatro, opera, bale sanatlarının alt yapısı oluşturulurken, yeni oyun ve operalar yazılması, bestelenmesi konusu gündeme geldi. Atatürk, Cumhuriyet dönemi güzel sanatlar çalışmalarının kaynağını Türk tarihinin, Türk halk kültürünün ve Cumhuriyet’in getirdiği yeni değerlerin oluşturmasını istiyordu. Bu amaçla, bazı oyunların konula¬rını bizzat kendisi vermiş, bu oyunların metinlerini bir dramaturg gi¬bi inceleyip düzeltmiş, ilk temsillerinde de hazır bulunmuştur. Ata¬türk, tarih konusuna eğildiği zaman Faruk Nafiz Çamlıbel’e Akın-Öz-yurt-Kahraman üçlemesini yazdırmış, Akın oyununun yazılışını denet¬lemiş, sonunu değiştirmiştir.” Behçet Kemal’in Çoban oyununun tem¬silinden (3 Nisan 1932) sonra da; “Tiyatro bir memleketin kültür seviyesinin aynasıdır” demiştir. Atatürk, Münir Hayri Egeli’nin 1932 yı¬lında yazdığı Bayönder, Bir Ülkü Yolu ve Taş Bebek oyunlarının metinle¬rini de bir damaturg gibi incelemiş, üzerinde önemli düzeltmeler yap¬mıştır.” Ata, Abdülhak Hamit Tarhan’ın Hakan (1935) oyununu da okumuş bazı satırların altını çizmiştir. Bu oyunlardan Bayönder’i Necil Kâzım Akses’e, Taş Bebek’i Ahmet Adnan Saygun’a vererek opera olarak bestelemelerini istemiştir. Atatürk, ayrıca Öz Soy operasının librettosu İçin Münir Hayri Egeli’yi görevlendirmiş ve operanın konu¬sunu bizzat kendisi vermiştir. Türk ve İran mitolojilerini birleştiren, Türk-İran dostluğunu, kardeşliğini vurgulayan bu opera, Ahmet Ad¬nan Saygun tarafından bestelenmiş ve İran Şahı Rıza Pehlevi’nin An-kara’yı ziyareti sırasında Haziran 1934 tarihinde Ankara Halkevi’nde sahneye konulmuştur. Yüce Atatürk’ün gelenekten kaynaklanan kültürel eser yaratma dinamizmine” uygun ilk önemli eser Faruk Nafiz Camlıbel’in Akın oyunudur.

  • Etiketler

You must be logged in to post a comment.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz