Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

AYIPTIR, GÜNAHTIR…

Bu haber 30 Kasım 2018 - 11:44 'de eklendi ve 47 kez görüntülendi.
AYIPTIR, GÜNAHTIR…

En çok istedikler neydi?

Özerklik… Ne demek “Özerklik” denilen yöntem? Türk Dil Kurumu sözlüğü şöyle ifade ediyor.

“Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması. Bu bağlamda:

  1. Kendine özgü bir yasası olması.
  2. Dıştan bir yetkenin koyduğu kurallara, eleştirmeden uyma yerine, kendi kendini yöneten tüzel ve töresel özgürlük.
  3. Kant’ta ahlak felsefesinin temel ilkesi; ahlak düzgülerinin salt us istencinden çıkarılması.”

Kim istiyordu bunu, PKK terör örgütü, vatanımızın Güneyinde kalan topraklar üzerinde kendilerine bir yer ayırıp ki bu yer öyle azımsanacak bir ölçüde değil, yasaması, yürütmesi, yargısı, askeri, polisi kendilerine ait olan bir yönetim bölgesi. Giderek Irak’ın Kuzeyi ile birleşme, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaşma…

Bu proje, başta ABD olmak üzere tüm emperyalist ülkelerin, Osmanlı’dan bu yana hayallerini süslemektedir.

Ama… Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde verilen “Kurtuluş savaşı” olarak andığımız toplu mücadelemiz sonucu, hayalleri 19 Mayıs 1919 yılından itibaren yerlere yeksan oldu…

PKK adı ile bildiğimiz terör örgütü, ilk büyük eylemini 15 Şubat 1984’de yaptı. Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçesini basan PKK’lı teröristler, karakollara ve askeri lojmanlara saldırdılar.

O günden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti, PKK ile mücadele etmeye başladı ve bugünlere gelinceye kadar çok da can kaybı yaşandı. Biz bunların bir çoğuna “Şehit” derken, bazıları bunlara “Kelle” diyebildi…

Bir gün geldi, mücadele etmeye devam etmek, yok etmeye yönelik çalışmalar yerine, Oslo’da bugünün Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı, o günün Başbakanı Erdoğan tarafından verilen talimatla (Talimatı kendisinin verdiğini ifade etmişti) ilk görüşmelere başlandı.

Gelişti, isteklerinden bir olan resmi kurumların adının başındaki “T.C.” ibaresi kaldırılmakla görüşmelere devam edildi. Sonra hendek kazmalarına, tünel oluşturulmalarına göz yumuldu. Habur’da törenle karşılandı, çadır tiyatrosunda sözüm ona yargılandılar ve serbest bırakıldılar.

Sonra?!…

Bu arada PKK’nın siyasi ayağı TBMM çatısı altına da girdi…

Bu yapı içindeki siyasiler, bir gün dahi PKK için “Terör örgütü” demediler, diyemediler…

Burada bu kadarla yetineyim ve sonuca geleyim…

PKK’nın isteği ile kaldırılan kurumların başındaki “T.C.” rumuzunun geri konulması için önerge verildi TBMM’de…

Oylandı…

N’oldu biliyor musunuz?

Milliyetçilik söylemini ağzından düşürmeyen ama AKP’nin koltuk değneği olan MHP milletvekilerinin ve “Kaldırılsın” talebinin sahibi HDP milletvekillerinin “Çekimser” oyları, milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarını açıkça ifade eden AKP milletvekillerinin “Ret” oylarına karşılık, CHP ve İYİ Partinin “Kabul” oylarına rağmen önerge mecliste reddedildi…

Eğer “Milli irade” bunu kabul etmiyorsa, bu iktidarın hala yönetimi başında ne işi var? Ki sandıktan nasıl oluyor da %50+üzeri oy alabiliyor?

Düşünün biraz…

Ayıp, Allah’tan korkun, kuldan utanın ve biraz da olsa varsa yüzünüz, kızarsın yaa…

XXX

Cumartesi gün akşama doğru basında şöyle bir haber çıktı…

“Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sarah Sanders, Başkan Donald Trump’ın Arjantin’de yapılan G-20 zirvesi sırasında Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kore Cumhurbaşkanıyla yapacağı görüşmelerin ikili resmi görüşmeler şeklinde olmayacağını söyledi. Sanders açıklamasında görüşmelerin zirve sırasında gayrı resmi biçimde ayaküstü yapılacağını kaydetti.”

Putin ile Güney Kore’nin cumhurbaşkanının durumu bizi ilgilendirmez. Ama, Mümbiç sorunu ile Kaşıkçı cinayeti dosyasını koltuğunun altına alıp Arjantin’e giden Erdoğan, demek ki selamlaşmak ve tokalaşmanın dışında her hangi bir şey yapamayacak.

Hani ABD’ye fırça atıyordun, n’oldu?

Koskocaman bir FOS çıktı ortaya.

Ben olsam Arjantin’de, bırakın tokalaşmayı, karşı karşıya bile gelmem, elimi vermek bir yana,selam bile vermem…

Ama yapamayacak göreceksiniz. Okuyacaksınız…

 

XXX

 

Gelelim son bir garabet derecesindeki çifte standart düşüncelerine örneğe…

Biliyorsunuz İngiliz mahkemesi, FETÖ’nün “Çatı davası”nın firari sanığı ve eski Koza Holding yöneticisi Hamdi Akın İpek’in Türkiye’ye iadesiyle ilgili talebin reddine karar verdi.

Kararı veren kim, tekrarlayalım, İngiliz mahkemesi, yani yargı, yani bağımsız bir kurum…

Hemen cevap verdik, “İngiliz mahkemesinin verdiği bu karar, kabul edilemez…”

Ama önceyi bir hatırlayalım…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, rahibin cezalandırılıp sonra da serbest bırakılmasının ardından şöyle dedi…

Önce kendisi, “Türk yargısının vereceği karara herkesin saygı duyması gerektiği” açıklamasını yaptı…

Sonra O’nun adına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, şunları ifade etti…

“Mahkeme kararının ardından ‘Working very hard on Pastor Brunson’ diye mesaj atan ABD Başkanı Donald Trump’a bir kez daha hatırlatmak isteriz ki Türkiye, demokratik bir hukuk devletidir ve Türk mahkemeleri bağımsızdır. Bu gerçek, Anayasamızın 138. maddesinde açık ve net bir biçimde vurgulanmıştır. Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.’ Türk mahkemeleri gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti de hiçbir organ, makam, merci ya da kişiden talimat almaz, kendi kuralları ve iradesiyle kararlarını alır.”

Gülmek geliyor içimden…

İngiliz yargısı kraliçeye mi bağlı acaba?…

Belki bir gün Trump ister de iade edebilirler!…

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA