GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

BASIN SENDROMLARI-15
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 30 Ekim 2015 - 18:03:10

Biraz daha uçsan Ray Sigorta’yı sorun (Anasol – D hükümeti tarafından özelleştirilirken Doğan Grubu’na satılmıştı). Ray Sigortayı kimin hangi şartlarda verdiğini öğrensin.
Zırhlı araç satımında ne kadar para dönmüş? Onları da TL.’ye çevirip anlatsın.
Patronun o çalıştığın gazeteyi alırken 70 milyon doların (yaklaşık 2 trilyon 910 milyar) kaynağı için de ötsün Minik Kuşun. Bu paraların hangi bankalardan ne şekilde temin edildiğine baksın.
Bitmedi. Minik Kuş sana Hürriyet ve Milliyet’in Kasım 1991’den 7 Ekim 1993’e kadar aldığı teşviklerle ilgili bilgi versin. Milliyet’in kasasına 765 milyar 439 milyon, Hürriyet’in kasasına 298 milyar 199 milyon lira nasıl girmiş? Aydın Doğan, kredi ile değil, fakir milletin paraları olan teşviklerle imparatorluğunu nasıl kurmuş? Ayrıntıları ile anlatsın Minik Kuş…
Türk Ticaret Bankası’ndan 12 milyon doları kim ve nasıl aldı? Show Tv’nin 60 milyar, Hürriyet’in 80 milyar telefon borcu yok mu?” Pazarcı, bu telefon borçlarının “akıbeti” ni yazmadı.
29 Eylül’de Sabah’ın köşe yazarlarında FahrettinAltun, “İşin gerçeği, Doğan’ın laflarında değil, gazetelerinin yayınlarında” anlamına gelecek şunları yazdı: “Benim ilgilendiğim, Doğan medyasının siyaset karşısındaki performansı değil, demokratik siyasete karşı tutumu.
Mesela, Doğan Medyasının vesayet odaklarının demokratik siyasete her müdahalede niçin siyaseti değil de, vesayet odaklarını desteklediğidir.
28 Şubat askeri müdahalesinin bir adının da ‘medya darbesi’ olması acaba nedendir?
AK Parti iktidarına yönelik bir ‘askeri ayar’ çabasında, örneğin 27 Nisan (2007) E- Muhtırasında Doğan Medyası nasıl bir tutum takınmıştır?
Benim içini önemli olan, Aydın Doğan medyasının tarafsızlık kisvesi altında en tarafgir yayınları yapmış olması, buna mukabil kendi dışındakileri ‘yandaş’ diye yaftalamaya çalışmasıdır. Benim için önemli olan,Doğan medyasının kendisini siyasete dizayn verebilecek güç ve meşruiyette görmesidir.
Benim için önemli olan, holdingde işler iyi gitmediğinde medya gücünün sopa olarak kullanılması, yapay gündemler oluşturulmasıdır.
Hey gidi, ‘mahalle baskını’ günleri, hey!
Ha bir de, benim için önemli olan, Aydın Doğan’ın Ertuğrul Özkök gazeteciliğini yıllarca himaye etmiş ve Türkiye medya kültürünün başına dert etmiş olmasıdır.
Gerisi laf ü güzaf!”

Yeni Akit, 28 Eylül’de Doğan’ın Erdoğan’a açık mektubuna tepki sebebiyle “Hürriyet, Doğan’ın Tescilli Tetikçisi” manşeti ile çıktı. Haberinde, Türk Hava Yollarının, Doğan’ın ortağı olduğu yolcularını Ray Sigorta ile sigortalama sözleşmesini ve Doğan’ın sahibi olup, yolculara dağıtılan Skylife dergisinin basımını iptal ettiğinden bahisle, bunun “intikamını almak için” denilerek, Ulaştırma Bakanı Binali Yılmaz’a karşı saldırıya geçtiğini, bunu 31 Temmuz 2004’de “Aydın Doğan Niye Saldırıyor?” başlıklı haberiyle duyurunca, Doğan’ın gazete hakkında dava açıp onu mahkum ettirdiğini ve fakat ardından 6 Temmuz 2006’da Yargıtay’dan çıkan kararla gazetenin berat ettiği üzerinde duruluyor, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin şu gerekçeli kararından bahsediliyordu: “Aydın Doğan’ın açtığı davaya konu edilen yayında; ‘Aydın Doğan Niye Saldırıyor?’ başlığı ve ‘Doğan’ın elinden çıkan işler’ alt başlığı altında, Doğan Grubuna ait yayın organlarının Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı hedef alarak yayın yaptıkları, bunun nedeninin, yıllardan beri Doğan Grubu’nun sigorta şirketi tarafından THY’nin sigortalandığı halde bu yıl bu işi başka sigorta şirketinin alması ve THY yolcularına sunduğu Skylife dergisinin davacı Aydın Doğan’ın elinden çıkması olduğunun belirtildiği görülmektedir.”
Yeni Akit, Ulaştırma Bakanı’na “saldırı” örneklerinden birisi olarak 22 Temmuz 2004’de İstanbul – Ankara Hızlı Tren deneme seferi kazasından 39 kişinin ölmesini yönelik Doğan gazetelerinin yayınını gösterir. Milliyet, bunun haberini 23 Temmuz’da “Bir Şov Uğruna Öldüler” manşeti ile vermiş, 26 Temmuz’da ise “Hâlâ Oradalar” manşetini atarak, Ulaştırma Bakanı ve TCDD Genel Müdürünün istifasıni istemişti. Hürriyet de olayı, “Seri Cinayet” olarak tanımlayarak, “Hızlandırılmış Cinayet : 37 Ölü” manşeti ile vermişti. Bunlar, bir haberi normal üslubuyla vermek geleneğine uzak düşen “düşmanca” manşetler ve haberlerdi.
Güneş, 29 Ekim 2015’de “LagaLugayı Bırak İtirafa Bak, Bu Manşetleri Ne Yapacaksın?” manşeti ile çıktı. “İtirafa Bak” haberinde, “Aydın Doğan’ın tetikçisi” dediği Hürriyet gazetesinin “amiral yazarı Ertuğrul Özkök’ün , 28 Şubat darbesini kendilerinin yaptığını dair “itirafları” na yer veriliyordu. Özkök, Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Turgay Güler’in “Sıradışı” başlıklı programına Özkök 14 Ocak 2011’de konuk olmuş, 28 Şubat ile ilgili sorulara şu cevabı vermişti: “Tansu Çiller’le çok büyük bir mücadele verdik biz. Çok büyük mücadeleler verdik o sıra. Çünkü haksızlık yapıyordu bize. 28 Şubat’ta bizim asıl tavrımızı belirleyen şey Erbakan falan değildi. Bizim asıl derdimiz Tansu Çiller’le idi. Bize haksızlık yapıyordu. Teşvik alıyorsunuz, bilmem ne yapıyorsunuz, şunu yapıyorsunuz, bunu yapıyorsunuz, diye kafamız karmakarışık oldu. Biraz da onun şeyiyle gittik oraya”. Bu satırların yazarı olarak o günlerden hatırlıyorum, Başbakan Yardımcısı Çiller, “Yetimlerin hakkını haramzadelere yedirtmeyeceğiz” diyordu.
Özkök, “Teşvik alamadık ” demeye getirmekle neyi kastediyordu? O yıllar medyayı geliştirmek için devlet kasasında medya patronlarına “oluk gibi” teşvik akıyordu. Bu teşvikten sorumlu Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, 10 Mayıs 1997’de Sultanahmet mitinginde yaptığı konuşmada, Doğan Grubu’nun devletten 424. 8 milyon dolar medya teşviği aldığını açıklıyordu. Bu toplan dağıtılan 625 milyon dolar teşviğin yaklaşık % 90’ına tekabül ediyordu. Görülüyor ki, en büyük “Medya teşviki” Doğan Grubu’na gidiyordu. Çiller Erbakan’la bir olup Doğan Grubu’na buteşviği kesince bu grupla “kanlı bıçaklı” olmaya başlamışlardı. Başbakan Erbakan’da 7 Temmuz 1996’da Meclis’te hükümet programını okurken, “Bu medyanın bir eli devletin kasasında, bir eli devletin yönetiminde” diyerek tepkisini göstermişti (Star, 29 Eylül 2015).
Özkök, ayrıca, 28 Şubat öncesi Hürriyetin attığı bütün manşetlerden kendisinin sorumlu olduğunu ve bu sebepten patronu Aydın Doğan’ın suçlanamayacağını da söyledi. 28 Şubat geldikten sonra Refahyol’un Başbakan Yardımcısı Çiller, bu darbeye teşhis koyarken hep “Darbe bana karşı yapıldı” dedi. 28 Şubat Davası Ankara ağır ceza mahkemesinde devam ederken, Şubat 2015’de “Davaya müdahil” olarak verdiği ifadesinde de ayın ifadeleri kullandı.
İyi bir gazete takipçisi olarak bu satırların yazarı ben, hatırladığım üzere, özellikle Doğan’ın Milliyet gazetesiyle Çiller arasındaki atışmalar, gazete manşetlerinden günlerce sürmüş, Çiller bu gazeteye, “Ben size haddinizi bildireceğim, bana haksızlık yapıyorsunuz” diye yüklenmişti.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz