GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

BASIN SENDROMLARI-16
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 1 Kasım 2015 - 16:29:06

Güneş’in “Bu manşetleri de mi yalanlayacaksın?” haber başlığında ise, Hürriyet’in 28 Şubat Darbesini tetiklemeye yönelik olarak, olarak “Gerekirse Silah Bile Kullanırız”, “Rektörler Uyardı”, “Beceremediniz Artık Bırakım” manşetlerine yer verirken Milliyet’in de “Hoca’yı (Erbakan’ı) Göndermek Farz Oldu”, “Ordudan Son Uyarı” manşetlerine yer veriliyor, bütün bunlarla Doğan Medya Gurubunun “darbe tetikçiliği” ve “hükümet yıkıcılığı” na soyunduğu değerlendirmeleri yapılıyordu.
Yeni Şafak, 30 Eylül’de “Kirli Çamaşırları Ortayla Döküldü” tepe manşeti ile çıktı. Haberinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde muhtarlar toplantısında, Aydın Doğan’ın mektubuna verdiği cevaptan bahsediliyordu. Bu cümleden olarak Erdoğan şunları söylemişti: “ Conrad’da bana söylediklerini anlatmıştım. Bunların hepsini inkar ediyor. Şimdi ne kadar hayırlı oldu. O inkar etti, bütün kirli çamaşırları, şimdi her taraftan piyasaya dökülmeye başlamadı mı? Her şeyleri, A’dan Z’ye… Bu ülkeyi, nasıl soyup soğana çevirdiklerine dair her şey şimdi piyasaya dökülmeye başlamadı mı?
Herkes açıklamaları yapmıyor mu? Sen busun. Kimin bu ülkede dürüst, kimin dürüst olmadığına zaten bu millet şahittir. Tayyip Erdoğan, yalandan en çok kaçınan insandır. Ama siz, bütün hayatınızı yalan üzerine inşa ettiniz. Şimdi de ‘Ben böyle demedim’ diyorsunuz. İşte eserleriniz ortada ve herkes çıkıyor sizin nerede neler yaptığınızı, nasıl yaptığınızı ortaya koyuyor…
Senin o gönderdiğin mektubun, mektupların kıymeti harbiyesi yok. Zira, kimin nerede, kim için, niçin çalıştığı bellidir. Vatan için çalışınlar da bellidir, kendi saltanatı için çalışanlar da bellidir.”
Yeni Şafak’ın köşe yazarlarından MarkarEsayan da “Bir Kağıttan Kaplan Olarak Aydın Doğan…” başlıklı yazısında Doğan’ın mektubunu şöyle değerlendirdi: “Aydın Doğan efendinin ‘hiç müdahale etmediği’ gazetesinde, ‘Sevgili günlüğüm’ tadında Sayın Cumhurbaşkanına yazdığı mektup birkaç hedefi amaçlıyor.
Aslında bu öncelik olarak Sayın Erdoğan’ı kendi ile eşitleyerek itibarsızlaştırma girişimi. Aklınca, ‘Pijama ile karşılatmadın ama (Doğan, Başbakan Mesut Yılmazı İstanbul’daki malikanesinde pijaması ile karşılamış, onun bu davranışı ‘nezaketsizlik’ olarak uzun süre yankılanmıştı), ben de gazetemden seni böyle muhatap alırım, her türlü bulaşırım’ diyor.
Cumhurbaşkanını seçim öncesi yine tartışmanın merkezine koyarak, buradan bir sinerji yaratma niyetinde.
‘Sen Kasımpaşalıysan ben de Kelkitliyim’ diyerek, gerçekte arkasında sağlam bir desteğin olduğunu fark ettirmek istiyor. Burada Kasım Paşa, ‘yerli ve özgünlüğü’ ima ederken, Aydın Doğan’ın gücünü aldığı yöre, Cumhurbaşkanına % 80 destek veren Kelkitliler olmadığına göre, burada ima edilen, ’Arkam sağlam ve sen onların kim olduğunu biliyorsun’ demek olmalı.
Korku… Bu tür siyasi kavgaya giren gazete patronları bunu her zaman yapar. Gazetelerini ya saldırı, ya da savunma aracı olarak kullanırlar. İşin savunma kısmında, başarısız olunması halinde, ‘Bakın, ben zamanında böyle böyle demiştim’ şeklinde kanıt bırakmaya çalışırlar.
Meselenin bir iktidar kavgası değil, Sayın Erdoğan’ın kişisel husumeti olduğuna dönük propagandaya gazetesini kullanarak malzeme üretiyor. Aklınca tarihi kendisi oluşturuyor…
Aydın Doğan, Sayın Erdoğan ve Ak Parti karşısında her türlü çılgınlığı göze alıp yapacak bir panik durumuna sürüklenmiş halde. Bunun bir ölüm kalım savaşı olduğunu ve paçayı ancak bu şekilde sıyırabileceğini düşünüyor.
Türkiye artık 28 Şubat günlerinde değil Aydın Doğan efendi. Sanırım hâlâ o günlerdeki gücünün var olduğunu zannediyor. Oysa o günlerde, ‘gerçekliği’ istedikleri gibi oluştururlar, en pespaye manşetleri atarlar ve bunun hemen sonuç getireceğini, hem de cezasız kalacağını bilirlerdi.
Ortalık sahipsizdi, meydan boştu…
Aydın Doğan işte budur.
Medyaya menfaat ve menfaat için siyasi baskı kurmak için girenler. Her zaman yaptıklarının gazetecilik olduğunu iddia etmişlerdir. Öyle ki, tüm itirazları, ‘Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü’ kalkanı ile savuşturur, hatta onu bile silah haline getirirler.
Siyasiler, yazar çizen takımı onlardan korkarlar. Çünkü kurbanları çoktur. Yetenekli züğürt aydınları istihdam ederler veya Ahmet Hakan gibi kompleksli kişileri karşı mahalleden devşirirler.
Aydın Doğan ile solcu entelektüeller arasında bir simbiyoz yaşam ilişkisi vardır. Bir holding patronunun himayesinde devrimcilik oynarlar, milletin seçtiği liderleri yıpratırlar. Aydın Doğanların yetişemediği kesimlere de Avrupa fonları yetişir. Gayri milli bir ton haber, site ve sözde sivil toplum kuruluşlar (STK)ı, insan hakları kurumlarına fonlarlar.
Onlar da neden istihdam edildiklerini bilirler ve hücum borusu öttüğünde saldırıya geçerler.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz