ERÜ’DE “EVLİLİK OKULU SEMİNERLERİ” DEVAM EDİYOR

ERÜ’DE “EVLİLİK OKULU SEMİNERLERİ” DEVAM EDİYOR

11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN ACI GÜNÜ

11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN ACI GÜNÜ

KERKENES KAZISINDA DEMİR ÇAĞI’NA AİT KURT FİGÜRÜ BULUNDU

KERKENES KAZISINDA DEMİR ÇAĞI’NA AİT KURT FİGÜRÜ BULUNDU

HAKEMLERE ÇİRKİN SALDIRILARA AĞIR CEZALAR

HAKEMLERE ÇİRKİN SALDIRILARA AĞIR CEZALAR

TKB’DEN KOCASİNAN BELEDİYESİ’NE BAŞARI ÖDÜLÜ

TKB’DEN KOCASİNAN BELEDİYESİ’NE BAŞARI ÖDÜLÜ

BASIN SENDROMLARI-17
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 3 Kasım 2015 - 17:35:38

Anlaşılan, Almanya I. Dünya Harbi’nde Osmanlı’yı yıkarak bize bir “Devlet kaybettirmiş” idi. Şimdi de “Petrol” için “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kaybettirmek” istiyor sanki…
Star’ın 2 Ekim tarihli sayısında, medya patronlarının “çıkar ilişkilerinden” olarak “başbakanlar devirdikleri” gibi, bakanlar da “devirdikleri” ne yönelik olarak gazeteci yazar Can Ataklı’nın şu yazdıklarına yer verildi: “28 Şubat sürecinde Turizm Bakanı (Bahatttin Yücel) Zafer Mutlu’nun ve Ertuğrul Özkök’ün santajıyla istifa etmek zorunda kaldı. Ellerinde 6 dosya olduğunu söylüyorlardı. Bakan benim arkadaşım. İstifa etmezse hakkında büyük bir karalama kampanyasıyla asılsız bir yolsuzluk dosyasını yayınlayacaklarını anlattım. Ailesini topladı, durumu anlattı, istifa kararı aldı.”
Ataklı’nın bu yazdıklarından anlaşılan, medya patronları gazetelerindeki anlı – şanlı köşe yazarlarını “çirkin ve haksız ekonomik çıkarları” için “tetikçi” olarak kullanmışlar. Bunlar, herhalde “ayda 30 bin lira maaş” ı bunun için almışlar.
Star’ın aynı sayısında,bugün de Hürriyet’in “amiral yazarı” olan Özkök’ün, patronu Doğan’ın Anavatan Partisi iktidarından bu sefer de kuracakları “Karton Fabrikası” için “teşvik” i almak için , onun tarafından “pazarlıkçı ve tetikçi” olan Aydın Bey, manşeti) Teşvik Kap” haber başlığı altında şöyle verdi:
“Özkök: Güneş (Devlet Bakanı Güneş Taner) karton fabrikası kuruyoruz Kocaeli’de. Teşvik başvurumuz var.
Taner: Tamam.
Özkök: 50 milyon dolara kadar teşvik veriyorsunuz, pardon 50 milyon dolar az. Bizimki 130 milyon dolarlık falan bir teşvik…
Taner: Eee, veririz.
Özkök: Başbakan (Mesut Yılmaz) bu yönde sana bir şey söyledi mi?
Taner: Söyledi.
Özkök: Benim telefonuma da çıkmıyor adam.
Taner: Kim?
Özkök: Mesut… Ulan yine de ben koruyorum adamı. Başbakan’a, ana avrat küfredeceksin, sonra tekrar iyi adam olacaksın…”
Bu bahiste, Erdoğan –Doğan düellosunda bu sefer de “Erdoğan”a tepki” olarak Doğan Grubu yanlısı basından bazı örnekle de sıralayalım:
Doğan’a en büyük destek “amiral” gazetesi Hürriyet’in köşe yazarlarından geldi. Mehmet Y. Yılmaz, 28 Eylül tarihinde köşesinde, “Bu, Delikanlılığa Sığmadı” başlıklı yazısında Doğan’ın Erdoğan’a “Hükümet götürdüm, hükümet getirdim” demediğinden bahsettiği üzerinde durduktan sonra şunları yazdı: “Aydın Bey ile 20 yıldır birlikte çalışıyoruz, ilişkilerimizin geçmişi ‘onu yakından tanırım’ deme hakkını bana veriyor. Tanıdığım Aydın Doğan’ın böyle bir söz söylemeyi (Hükümet yıkmak, hükümet kurmağa yönelik) aklından dahi geçirmeyeceğini de bu nedenle gayet iyi biliyorum.
Hukukta tanıksız, kanıtsız suçlamalar için söylenen ‘senin sözüne karşı onun sözü’ diye bir kavram var. Bu durum tam da ona uyuyor.
Ama meselemiz bu değil, bu konuda söylenmesi gereken söylendi çünkü.
Ben biraz ‘delikanlılık’ üzerine konuşmak istiyorum.
Cumhurbaşkanı Kasımpaşalı olmasından hareketle bunun kendisine doğal yollardan geçmiş bir durum olduğunu söylüyor.
Ben böyle yine yiğidin harman olduğu yerde doğsam bile bu bana doğal yollardan geçer miydi?
Zaten böyle bir şey de olmaz. İnsanın kişiliğini belirleyen şey doğup büyüdüğü yerin havası, suyu filan değil…
Şunu söylemek istiyorum ki bu (Kasımpaşalıyım demek) delikanlılığa, hiç ama, hiç ama sığmıyor.”
Sayın Y. Yılmaz, “delikanlılık” konusunda yazısında işin içine patronu Doğan’ın yanında o günlerde “Ben de Karagümrüklüyüm” diyen MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi de dahil etse idi, yazısı daha “şık” olurdu.
Biliyorsunuz, liderlerin dilinde “şuralıyım veya buralıyım” “demek ve sık sık bunu tekrarlamak buna “sığınmak” “avami kavramlar” dahilinde değerlendirilebilir. Hatırlanacağı üzere, Başbakan Süleyman Demirel’de sık sık “İslamköylü Çoban Sülüyüm” diye övünür, bundan “pirim” kapardı. Başbakan Ecevit ise, şuralı , buralı olmadığını söylemeden (Zonguldak’lı olduğu söylenirdi ama) , “Ben halkçıyım” derdi. İşin yüzeyine değil esasına bakılırsa, etrafında halk olmayan bir “halkçı figüran” dı…
Erdoğan, zaten kendisi Kasımpaşa’da doğup büyümüş olup, “Kasımpaşalıyım” demekle, bunda Ecevit’in tabiriyle “halkçı” görünüp, halktan birisi olduğunu söylemek için kullanmıştır. Üstelik, Kasımpaşa İstanbul’un “varoşu” u olup “taşra” görünümünde bir yerdir. “Taşraya sığınmak, halka sığınmak” anlamına geldiği için Erdoğan bundan fazlasıyla prim yaptı.
Ama, Erdoğan – Doğan düellosunda Doğan da Erdoğan’ı taklitle kendisine bir “sığınak” veya “öğünme vesilesi” ararken ona nazire olsun diye “Ben de yiğitlerin harman olduğu Kelkitliyim” demesi Y. Yılmaz’ın yazısıyla kıyasladığımda bence “Delikarlılık” a yakışan bir davranış olmadı.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz