GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

BASIN SENDROMLARI
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 26 Ekim 2015 - 17:26:10

Doğan’ın bu mektubunu, Cumhuriyet gazetesi ona “aktif destek” için 27 Eylül tarihinde “Ay-dın Doğan’dan Erdoğan’a Hodri Meydan: Sen Kasımpaşalıysan Ben de Kelkitliyim” manşetiyle tam metin verdi.
Yine aynı gazete bu desteğini pekiştirmek için Hürriyet’in patronu olarak Erol Simavi’nin 19 Nisan 1988’de (o günler Doğan bu gazeteyi satın almamıştı) Başbakan Turgut Özal’a bir mektup yazdığından bahsetti. Anlaşılan, Hürriyet’in “haklı –haksız” hükümetlerle kavga ve dalaşması geleneği Özal Döneminde de kendisini göstermişti. Simavi, mektubunda şunları yazmıştı:. “Sayın Başbakan, sevdiğimiz, umut bağladığımız kişiydiniz. Şimdi itiraf edeyim, sizi artık tanımıyorum. Hele şu sıra:Baypast denilen cerrahi işlemin (Özal o günlerde kalp ameliyatı olmuştu) sizde uyandırdığı etkiyi iki kelimeyle özetleyebilirim: Basından nefret!..
Ama üzerine basa basa söylüyorum: Biz hancıyız, sizlerde öyle de, böyle de yolcu…
Bazı akşamlar, televizyonumun penceresinden sizinle yüz yüze geliyorum: Bakıyorum, avaz avaz bağırıyorsunuz. Kelimeleri , dudaklarından hem püskürtüyor hem de adeta çevreye saçıyorsunuz:
‘Basın yalan yazıyor.’
Ben de işte asıl o zaman isyan ediyorum. Hayır sayın Başbakanım! Basın yalan yazmıyor. Bizlerin arasında bırakınız yalan haberi, yanlış habere bile tahammül gösterecek meslekta-şım yoktur…
Bu kişiliksiz düzendir ki, parmağınızın bir işaretiyle pazar günü olmasına rağmen savcılar, çalışır, gazete toplatır. Bu ne onurdan yoksun devlet kuruluşlarıdır ki, yine bir göz kırpmanıza katmerli zammı bindirir.”
“Medya kitaplarım” arasında Simavi’nin bu mektubunu “tam metin” nerede bulurum diye ararken, yıllardır hürriyet gazetesinin patronu Simavi’nin yanında onun bir “mümini” gibi çalışan İrem Barutçu, “Babıali Tanrıları Simavi Ailesi”li isimli kitabının (Angora Kitaplığı, İstanbul, 2004) 221 – 224 sayfalarında buldum. Simavi, “insanın kanın donduracak” denilen daha neler yazmış neler. Mektubunda, ülkemizde basından 1., 2., 3., ve 4. kuvvet olarak bahsedildiği üzerinde durarak, işin esasına bakılırsa kendilerinin “1. kuvvet olduğu” nu bile yazmaktan çekinmemişti. Yani, “ülkenin tek hakimibiziz” demek istiyordu. Yine esasında demek istediği “ülkede dört tanrı var, bunların en başında büyük tanrı olarak biz varız” demek itiyordu. Herhalde, yukarıda adı gecen kitabın yazarı kitabına, Simavi’inin bu “Tanrılaşmak statüsü” nü dile getirmek için “Babıalinin Tanrıları”ismini vermişti.. “Tanrı” kavramında, “Tanrılara dokunmamak” esastır. Dokunursanız sizi cezalandırırlar. Simavi de herhalde, “Her zaman bizim dediklerimiz olacak, bize dokunursanız sizi cezalandırırız” demek istiyordu.
Hürriyet gazetesi geleneği için kamuoyunda hep şu kanaat hasıl olmuştur: “Hürriyet gazetesi partilere genel başkanlar tayin eden ve başbakanlar atayan gazetedir.”
Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala vefat edince 17 – 24 Kasım 1964’de partinin kongresi toplanmış, genel başkanlığa Süleyman Demirel seçilmişti. O günlerde oğul ErolSimavi’nin babası Sedat Simavi’nin “Demirel’i biz seçtirdik” dediği rivayet edilir. Zira, bunların her ikisi de masondu. Demirel, o meşhur “Mason dayanışması” ile seçtirilmiş olabilir. Üstelik, bu kongrede seçimlerde Demirel’in rakibi Saadettin Bilgiç, Demirel’in mason locasına kayıtlı olduğunu belgeleyen belgeyi buldurtup, halk arasında “Masonluk dinsizliktir, Yahudi uşaklığıdır” kötü izlenimin yaygın olduğundan onu bu kanaatten hareketle karalayarak seçtirmek istememişlerdi. Demirel de “kaşı saldırı”ya geçmiş, o da mason locasından aldığı “Mason olmadığı” na dair bir belgeyi delegelere dağıtmıştı. İşte böyle karşılıklı bir çıkar kavgasında Hürriyet var gücüyle Demirel’i destekleyen yayınlara başlamış, onun boy boy resimlerini basarak “İyi bir Müslüman olduğu” nu ispatlamak için annesinin ona aptessiz süt emzirmediğinden, evlerinde her sabah Kur’an okunduğundan, köylü çocuğu olduğundan vb. uzun uzun bahsederek onu delegelere lanse etmişti. O yıllarda “Amerika da Demirel’i istiyor” deniliyor ve hatta onu başa getirmek için bu işlerde uzman General Powell’i Türkiye’ye gönderdiği üzerinde duruluyordu.
Hürriyet – Demirel ilişkisinden olarak işin daha da belgeli ilginç tarafı, gazetecilik hayatına Hürriyet gazetesinde başlayan ve 1980’li yıllarda bu gazetenin “Genel Yayın Yönetmeliği” niyapan gazeteci Necati Zincirkıran, “Hürriyet ve Simavi İmparatorluğu” isimli hatıra kitabının (Sabah Yayınları, İstanbul, 1994) 212. sayfasında bir “bölüm başlığı” olarak yer alan “Süleyman Demirel’i Nasıl Başbakan Yaptık?” başlıklı bölümünde kendisinin Simavi kardeşlerle (Sedat ve Haldun Simavi) ele ele vererek Demirel’i AP’ye genel başkan yapmak suretiyle onu başbakanlığa nasıl taşıdıklarını övünerek anlatır. “Demirel’in AP’ye genel başkan adayı olacağı ilk defa bizim gazetemizde açıklanarak Türkiye’ye bir bomba gibi düştü” şeklide yazan Zincirkıran, onu “Barajlar Kıralı” ilan ederek halkın gözünde büyütmek işini de ilk defa kendilerinin yaptığından bahseder.
Hürriyet gazetesinin “hükümet tayin etme” veya “kuruculuğuna soyunma” geleneğinin ör-neklerinden birisini de, 1992’de Doğruyol Genel Başkanı Süleyman Demirel ile Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Erdal İnönü arasında “DYP – SYP Koalisyon Hükümeti”nin kurulması sırasında sergilediğini gördük. 1991’de yapılan erken genel seçim-lerde hiçbir parti 450 milletvekilinin salt çoğunluğu 226 milletvekili çıkararak iktidar olacak imkanı yakalayamadığından Türkiye, Anavatan Partisi’nin 10 yıl süren (1983 – 1991 Özal Dönemi) iktidarının ardından yeniden “koalisyon hükümetleri dönemi” ne sürüklenmişti. Bunun sonucu 178 milletvekili çıkaran DYP ile 88 milletvekili çıkaran SHP arasında “DYP –SHP Koalisyon Hükümeti” kurulmuştu.
İşte bu hükümetin kendi evinde kurulduğuna dair, Çölaşan bir müddet sonra “ifşaat” ta bunuyordu. O yıllarda gazeteci yazar Emin Çölaşan Hürriyet’te yazıyordu. Bu gazetenin “amiral yazarı” idi. Adı gecen koalisyonun gazetesi ve kendisi tarafından kurulduğunun Çölaşan’ın yaptığı “itirafı”ndan öğrendik ve bu itirafı Hürriyet 4 Mart 1993’de “Emin Çölaşan Tarihi Gerçeği Açıklıyor Koalisyon Benim Evimde Kuruldu” manşetini atarak veriyordu.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz