ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL  DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

BASIN SENDROMLARI-21
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Kasım 2015 - 17:15:20

Anlaşılan, 7 Haziran ve 1Kasım 2015 seçimleri tarihimize, muhaliflerin birbirlerini “tasfiye” için “kumpaslar” ın kurulduğu, çeşitli “algı operasyonlarının yapıldığı” seçimler olarak geçecektir. İki kelime ile: “Kumpaslı Seçimler” adını alacaktır.
Bütün bunlarla, Türkiye’de hiçbir parti tek başına iktidara gelemeyeceğimden, Türkiye, dün olduğu gibi bugün de başarısız koalisyon hükümetlerinin “kaos sarmalı” na sarılıp iyice zayıflatılacaktır. Hele, “dış odaklar” denilenlerin Türkiye’nin bölgesinde “kalkınmış, güçlü ve söz sahibi” olmamasını istemeye yönelik onu “zayıflatma” ve “zayıf statüde” tutma geleneğinin günümüzde de bütün hızıyla sürdüğü bir ortamda, milletimiz gerçek anlamda uyanarak tek bir partiyi iktidara getirecek bir şekilde, seçimlerdeki iradesini kullanırsa, bel ki “istikrar ortamı nı” yakalayacak, ülke az – çok huzur bulacak, aksi takdirde “rezil ve rüsva” yaşamaya devam edecektir.
“Medya Sendromları” nı Tedavi İçin Neler Yapmalı?
YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞI MI?
Yaza yazan yazımızın nihayet “sonuç değerlendirmesi” ne geldik. “Sendrom” sözlük anlamı, “hastalık belirtileri” demektir. Veya bizim “eski Türkçe mi” diyelim bu Türkçe tabiriyle “Buhran” demek de buna yakışır.
Bir tıp doktorunun görevi, hastasının hastalığını öncelikle “teşhis” etmek, yani , “hastalık belirtileri” denilen sendromlarını ortaya çıkarmak, ardından bıçaklı operasyon mu lazım, perhiz mi , genelde olduğu gibi ilaçlı tedavi mi lazım hastasına en sonunda bunları söyleyerek onu hastane veya yazıhanesinden “taburcu” eder.
Biz de yukarıdaki yazımızda bir insana benzeterek “hasta basınımız” veya geniş anlamıyla “hasta medyamız” ınsendromlarını sınırlı da olsa ortaya koymaya çalıştık. Şimdi yine sınırlı da olsa tedavi yollarını göstereceğiz.
Basın veya medyanın sendromları, tedavi yolları,işlevleri, vasıtaları, çeşitleri, hataları, sevapları daha bilmem neleri dendi m, i bunları araştırmak ve yazmak aylar alır, ciltler dolusu kitaplar yazılır.
Bir kere, basın veya medya hakkında şu “genel kabul” herkes tarafından onaylanmalıdır: Dünyada ve ülkesinde neler olup bitiyor, zorunlu bir “ihtiyaç” duymaktan da öte “’merak’ sebebiyle de olsa herkesin “haber almak” hakkıdır. Tek kelimeyle , haber sahibi olmak herkes için bir “HAK” tır.
İnsanlar için “vazgeçilmez” denilen bir basın veya medya hakkı da, yine herkesin, istediği ve sermayesi olan özel veya tüzel herkesin “bir medya organı” çıkarabilme hakkına da sahip olmasıdır. .
“Medya kavramları”ndan olarak iki “ana hak” tan bahsettik. Bunlarkadar önemli ve hatta bunlardan daha da önemli üçüncü bir argüman daha vardır ki bu da “Kullanım” işlevinden olarak medyanın haber ve yorum yaparken nelere riayet edeceğidir. Buna bizde “basının etik olması” da denilirki, bunun anlamı, basının önüne gelen ve düşünülen her şeyi yazamayacağı ve kendisini bazı şeylerle “sınırlayacağı” dır.
Bundan çeyrek asır veya yarım asır önce gazeteler çıkarken, başlıklarının altını hep şunu yazarlardı: ”Bu gazete basın ahlak yasasına” uyar veya “Basın ahlak yasasına uymak ilkemizdir”.
Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi bizde de bir “Basın Kanunu” vardır. İş, “Basın Ahlak Yasası” veya “Kanunu’ na gelince, kendi kendime acaba, devletin yaptığı ve uyguladığı “Basın Kanunu” yanında çıkardığı bir de “Basın Ahlak Yasası” var mıdır diye düşündümve sordum. Bilemediğim için, gazetemiz Kayseri Hakimiyet’in Genel Yayın Yönetmeni Sevgili Cengiz’e başvurdum: “Böyle bir resmi yasa varmıdır?” Cevap verdi: “Yok hocam, basın ahlak yasasına gazete sahibinin kendisi veya bütün gazeteciler bira araya gelerek kendi aralarından oluşturdukları, habercilik yapılırken genel ahlak kurallarına uyacaklarına dair yapılan “etik belge” veya “manifesto” dur.” Sevgili Cengiz, “mesela” dedi, “Doğan Medya Grubu’nun kendisinin uyacağı ve kendisi tarafından yazılan, etik veya ahlak kurallarını içeren “Manifesto” su vardır. İnternette var. İndir bak” dedi. İnternet kullanmadığım için açıp bakamadım. Eminin ki, bu “DoğanBasın Manifestosu” nda da, “yayıncılık yapılırken” denilerek, “kişilik ve kurum haklarının gözetileceği, şahsiyetlerin onur ve şerefleriyle oynanmayacağı, yalan haber yazılmayacağı” vb. yazılıdır.
Yazımıza dikkat ederseniz, basınımızın “sendromları” nı anlatırken Erdoğan –Doğan düellosundan hareketle, “mecburen” Doğan Medya Grubu’nun “sendromları” dan bahsettik, başka gruplara da “kıyısından, kenarından” değindik.
Gördük ki, , yapılan”Medyacılık” ın hiç de medya patronlarının uymayı taahhüt ettikleri ve yazılı olarak kamuoyuna duyurdukları “etik, ahlak kuralları, manifestoları” na sanki genelde değil neredeyse “tümüyle” uymadıklarına şahit olduk.
Medyanın kullanımı ve işlevleri konusunda önemli bir husus da,bunların hangi rejim ortamlarında çalışacaklarıdır. Eğer, Faşist, Nazizst, Komüninist gibi t “Diktatörlük” rejimlerinde, basın zaten ülkenin tek hakimi “Şef” in ve onun tek “partisi” nin“katıksız emri” altında olacağı için buralarda ne basın hürriyeti, ne etik kurallar ne de ahlak aramak mümkün değildir. Basın tümüyle “ iflah olmaz” bir sendromlu yapının içindedir.
Bizim ülkemiz açısından da önemli olan, ülkemiz “Demokrasi” ile idare edildiğinden “Demokratik basın” dır. Demokratik rejimler için “açık rejimler” denilir ve basının da “açık” olması istenilir. “Açık basın” demek, demokrasinin ruhu ve ana işlevine uygun olarak, “basının hür ve bağımsız” olması, doğruyu yazması, özel ve tüzel kişiliklerini şeref ve haysiyetlerini, toplumun yüksek ve ortak çıkarlarını koruyacak şekilde yayınlar yapması demektir. .
Bizim yukarıda anlattıklarımıza göre, basınımız en başta bir kere, kendi uyacağını vaat ettiği, “etik ve ahlak kurallarına” na uymamakla birinci olarak sınıfta kamıştır. .İkinci olarak, basın veya medya, içte ve dış etkili odaklar eksenlerinde , ülkemizi bunların “çirkin çıkar ve emellerine göre siyasi, ekonomik, hukuki ve kültürel düzenleri dizayn etmek” yolunda bir “baskı, yıldırma ve yıkım vasıtası” olarak kullanıldığı için “hür ve bağımsız” değildir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz