ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL  DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

BASIN SENDROMLARI
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Ekim 2015 - 19:13:42

Daha neler neler. ( Daha geniş bilgi için bakınız: Süleyman Kocabaş, Tarihimiz En Büyük Yalan Furyası ve 27 Mayıs 1960 Darbesinin Çöküş Belgeleri, Kayseri, 2012, s. 9 – 130)
İşte bugün, “biz yalan yazmayız” diyen bu gazetelerin sahipleri, mazilerinde bile “yalan makinesi ” gibi çalışmışlardı.
Hürriyet gazetesinin partilere genel başkan ve ülkelere başbakan tayininde söz açılmışken, onun bu geleneğinin, gazete 1994’de Erol Simavi tarafından Aydın Doğan’a satıldıktan sonra da aynı geleneği sürdürdüğünü görüyoruz.
Yazımızda, 28 Şubat darbesi ile Refahyol Hükümetinin yıkılmasında Hürriyet’in nasıl “amiral gemisi” rolü oynadığından uzun uzun bahsediyoruz. Adı geçen hükümet bu darbeyle yıkılınca, ardından gelen Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki Anasol –D hükümetinin kurulmasında “motor” rolünü de yine aynı gazete ve bu sefer yeni patronu Aydın Doğan oynamıştı. Bu hükümetin kurulduğu günlerde, basında bir sürü “Hükümet Aydın Doğan’ın malikanesinde kuruldu” haberleri yer aldı.
Başbakan Erbakan, 18 Haziran 1997’de istifa etmiş, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini siyasi teamüller gereği RP’den sonra Meclis’te en çok milletvekiline sahip DYP Genel Başkanı Tansı Çiller’e vermesi gerekirken (Üstelik de DYP kendisinin partisi ve Çiller’i de bunun başına kendisi getirdiği halde), bunla aykırı olarak üçüncü parti Anap’ın genel başkanı Mesut Yılmaz’a vermiş, Cumhurbaşkanının bu davranışı “hoş” karşılanmamış, Demirel kendisini savunurken, “Melis aritmetiği teamülleri” nin değilde “28 Şubat Darbesi Teamülleri” nin etkisinde kalarak (Zaten o günlerde adı gecen darbenin “ortakları” ndan birisi olarak da Cumhurbaşkanı Demirel gösteriliyordu) ve kendisi de “siyasi tercih yaptık” eksantrik açıklamasını yaparak hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a vermiş, bu haliyle o da “Darbenin hükümeti” denilen “28 Şubat Rejiminin Geçiş Dönemi Hükümeti” ardıyla da anılacak olan Anasol – D hükümetinin de “mimarları” arasında yer almıştı.
Anasol – D’nin başbakanı olacak Mesut Yılmaz, ekibini yanına alarak Aydın Doğan’la onun İstanbul’daki nazik ifade tarzı ile “malikanesi”denilen “Saray Villası” nda görüşmüş, Doğan’ın bu sırada Yılmaz’ı karşılarken karşısına pijamalı kıyafeti ile çıkması basında “saygısızlık” olarak değerlendirilmiş, Doğan, Yılmaz ve ekibi ile 29 Haziran 1997’de görüşmüş, bu görüşmelerde “ yeni hükümeti kurma çalışmaları” na “son nokta” konulmuş olacak ki, Doğan’ın “Sahibi” olduğu Hürriyet’i ertesi gün 30 Haziran’da “Hükümet Tamam” manşeti ile çıkmış, ardından bu hükümet resmen kurulunca yine “Sahibi: Aydın Doğan” olan Milliyet bunun haberini “Bu Hükümet İş Yapar” manşetini atarak vermiş, bütün bu olup bitenler karşısında “Refanyol’u bir darbe ile Aydın Doğan ekibi yıktı ve yeni hükümeti yine bu ekip kurdu” değerlendirmeleri ve yorumları yapılmıştı.
Erdoğan –Doğan Düellosunun Yankıları
Erdoğan –Doğan arasında “hükümet kurmak, hükümet yıkmak” a yönelik ortaya çıkan söz ve yazı düellosu, bunların taraftarları arasında uzun süre yankılanmış, Erdoğan yanlıları, Cumhurbaşkanının yalan söylemeyeceğinden, söylediklerinin doğru olduğundan bahisle onu savunmuşlardır. Bunlar, biraz aşağıda göreceğimiz üzere, Erdoğan’ın söyledikleri yanlış olsa bile, Doğan Grubu gazetelerinin, özellikle Hürriyet’in 28 Şubat Darbesi öncesinde attığı manşetlerle darbeyi nasıl getirdiğine ve bunun dışında Doğan’ın sivil ve resmi işlere müdahil olarak, muhalifi olarak gördükleri , “çıkar ilişkileri” ne dayalı olarak “ekonomik muhalifleri” ni medyasını kullanarak, “tehditler”, “yalan haberler” yayınlamak ve “kumpaslar” kurarak nasıl tasfiye etmek istediğine dair bir dizi “yaşanmış örnekler” getirmişledir. Bunlardan bazılarını verelim:
Yeni Şafak, 28 Eylül 2015 tarihinde “İşte Aydın Doğan’ın İtirafları: Hükümeti Ben Yıktım” tepe manşeti ile çıktı. Haberinde, Yeni Şafak’ın sahipleri Ahmet Albayrak ve Nuri Albayrak, 2000’de Doğan’la görüştüklerinde kendilerine, “Refahyol’u ben yıktım” dediğinden bahsettiler. Nuri AIbayrak, Üsküdar’daki Doğan Holding binasında görüşürken Doğan’ın kendisini şunları söylediğini dile getirdi: “ Refahyol şirketimize 60 – 70 kişilik teftiş ekipleri göndermeye başlamıştı. Baktım ki bizi bitirmeye çalışıyorlar, operasyon başlatıp hükümeti yıktım.” Albayrak ayrıca, Doğan’ın gazeteleri ve şirketleri aleyhine propaganda yaptırdığını, bunun sonucu “Vergi müfettişleri baskını” na uğradıklarını ve her denetimden “alınlarının akıyla çıktıkları” nı söyledi.
Aynı tarihli Yeni Şafak’ın köşe yazarlarından İbrahim Karagül, “Aydın Doğan Son Kurşunu da Attı” başlıklı yazısında şunları yazdı: “ Karşı Devrim’in sembol ismi Aydın- Doğan:
Siyasete ayar verme geleneğinin sembol ismi her zaman Aydın Doğan olmuştur. Tek güç hiçbir zaman o değil ama, bütün yatırımlar, yönlendirmeler, hizaya sokmalar onun üzerinden yönetildi. Gezi İsyanı, 17 Aralık darbe girişimi ve son HDP / PKK üzerinden başlatılan ‘karşı devrim’ in sözcüsü de gene odur.
Aydın Doğan, sanki bir intihar bombacısı gibi öne çıkarıldı. Bir sermaye gücünün, bir medya gücünün böyle bir kavganın merkezinde yer alması, hatta ana karargahlarından biri olması, özellikle böyle bir dönemde cesaret işidir.
Çünkü bu güç, girdiği büyük kavgada, yenilerek çekileceğini de öngörmek zorundadır. İçerideki iktidar alanı ile dışarıdakioligarşik bağlantılarının desteği de, bu sefer ona zafer kazandırmaya yetmeyebilir.
Aydın Doğan, çokuluslu bir kavganın sözcüsü:
Şimdiye kadar hep kazandığı için, özgüven körlüğü ile yürüttüğü bu savaş, ilk kez siyasi kavga boyutlarının çok ötesine taşınmıştır. Bu sefer, devletiyle , milletiyle , geçmişi ve geleceğiyle tehditlerle yüzleşen ülkesine karşı, terörle anılacak derecede savrulmuştur. Türkiye için ”yakın tehdit’ olan çevrelerle iş tutmuş, onlar üzerinden ülkeyi ve devleti dövmeye kalkışmış, bir anlamda ülkeye şantaj yapmıştır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz