PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

BASIN SENDROMLARI-9
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Ekim 2015 - 16:13:05

Demokrasilerde Cumhurbaşkanı, Başbakanlar ve hükümetlerin hangi yollardan getirilip götürüleceği bellidir ve bunun meşru yolu da seçimlerdir. Hele, Erdoğan % 52 oranı ile cumhurbaşkanı seçildikten sonra, “Ebedi muhalefet” ve tarihleri boyunca bir sürü “kombinezonlar” ve “spekülasyonlar” yumakları ile sarılı Doğu Perinçek ekibi tarafından çıkarılan Aydınlık’ta, köşe yazarlarının yazılarında “Sen seçimleri kazandın ama, bizim nazarımızda kazanamadın. Seni sokakta devireceğiz” şeklinde açık açık ifadeler kullanılması, “Demokratik Türkiye” ve “Hak – Adalet” adına utanç vericidir. Bu millet, “Sokaktan idare edilmek” in faturalarını çok ağır ödemiş, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 gibi üç “uğursuz” darbeye maruz kalmıştır. . Hele bütün bunların basın yoluyla oluşturulması, Türk milleti için gerçekten “Büyük bir basın” veya günümüzde daha geniş anlamıyla bir “ Büyük Medya Sorunu” veya “Sendromları”nın varolduğu kendisini göstermektedir ki, bu yazımızın konusu da zaten bunları nasıl “aşacağımız” a yönelik olduğu için çok önemli bir konudur.
Hele, bütün bu olup bütenleri daha da takviye ve “Büyük Medya Sorunu” nun daha büyük bir sorun olduğunu ortaya koymak için “ Küçük veya Marjinal Partizan Çevrelerin Medya Grupları”nın “yangına körükle” giden statülerini de ele almalıyız. “PKK’nın yayın organı” denilen gazetelerin “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Devrimci Halk Savaşı Başlatılacaktır” manşet ve haberleri, yorumları yanında (Her nasılsa, gerçek emelleri bu olduğu halde, kendilerini buna bazen hazırlıksız hissetmiş oldukları veya “karşı taarruzla ezilme” emareleri gösterdikleri zamanlarda “Barış istiyoruz”, “Savaşa Hayır” manşetleri atmalarına ‘doğrudur” diye bakmamak gerekir) , “Karagümrüklüyüm” demeye başlayan liderimizin gazetelerinin Erdoğan ve ikini “tasfiye için” denilerekyıllardan beri her gün “Terörün Sebebi Erdoğan ve Ak Partidir. Bunlar Giderse Terör Biter”” manşet ve haberleri ile yatık kalkmaları, hatta bu uğurda onları ulu- orta ve yakışıksız olarak “İhanet” le suçlamaları, “Havuz” ve “Paralel Medya Gruplarının” topluma gına getirmesi gibi gına getirdiği ortama da bakılırsa, “Medya Buhranı” veya “Sendromları” nın “büyük”ün ötesinde “Daha da büyük olduğu” gerçeği ortaya çıkar. “Kasımpaşalımızın”, “Karagümrüklümüz” içini zaman zaman “Bunlar terörden besleniyorlar, şehit cenazelerinin gelmemesinden rahatsız oluyorlar ve şehit cenazelerini de istismar ediyorlar” yollu değerlendirmeleri de bunlara karışı “eksantrik” bir “alternatif izah” olarak kullanılırsa, bunu da “muhaliflerini itibarsızlaştırmak ve ötelemek” de bir “araç” olarak kullanılmak istenilmesi olarak değerlendirilebilir.
İşin esasına bakılırsa muhalifler olarak birbirlerini “teröre sarılarak” yaptıkları itibarsızlaştırma propagandaları, her iki taraf içinde doğruları ve gerçekleri söylemek gerekirse yakışıksız kalmaktadır. Ayrıca, pozisyonları itibariyle “Karagümrüklümüze daha yakınlar” denilen ne “Pensilvanyalımız” a ve nede “Kelkitlimiz” e de yakışmamaktadır.
Tarihimizin 1968 – 1980 zaman dilimindeki “sağ- sol şiddet olayları” nın devrin Başbakanı Demirel ve Muhalefet lideri Bülent Ecevit adasında birbirlerini “itibarsızlaştırmak” için, o günlerin üslubuyla, “Anarşinin, akan kardeş kanının sebebi sensin”, yok, “Ben değil sensin” sürekli kısır ve devasa polemiğine girmeleri bize 12 Mart ve 12 Eylül gibi iki ”kötü darbe örneği” mi diyelim (ki, gerçek demokrasilerde siyasiler arasında gerçek uzlaşmalara varılması sonucu darbelerin yolu kesileceğinden kötü örnektir), bu darbeler, sonuçta “Akan kardeş kanını ve bölünmeyi önlediği için” diyerek “iyi darbeler” mi diyelim, işin esasına bakılırsa ikisi de “çıkmak sokak” olmuştur. Bugün de, iktidarları ve muhalefetleri ile, bu sefer de “etnik terör” ün iktidarda kalma veya iktidara gelmek uğrunda politikada bir “istismar aracı” olarak siyasi gruplar arasında kullanılması,1968 – 80 zaman diliminin “sağ- sol terör olayları” karşısında sergilenen “kötü muhalefet örnekleri” iktidarıyla da muhalefetiyle de kimsenin hayrına olmayacaktır. Tarihimizden dersler alarak aklımızı başımıza toplamanın zamanıdır…
Günümüzde de toplum olarak “kamplara” ayrılmış olduğumuz halde birbirimizi yiyoruz. Uluslararası boyutlarda ve sınırlarımızda aşılması gereken büyük sorunlarla karşı karşıya geldiğimiz şu günlerde , korktuğumuz durum “birbirimizi yemek” maalesef başımıza gelmiştir. Hele, kamplaşan tarafları birbirlerini “hain” olarak suçlamaları ve bunu gazetelerinin tepe manşetlerine bile ‘Şer Odakları” “ Haçlı İttifakı” gibi “eksantirizm”letaşımaları, haberlerinde “sen mi çok , ben mi çok hainim?”, “Kim hain?” çirkin edebiyatının yapıldığı bir medya sendromları ortamında hem kendilerine hem de bu milletimize yazık ediliyor.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz