KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

BASIN SENDROMLARI
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 11 Ekim 2015 - 16:44:26

BELGELERLE HÜKÜMETLER YIKMAK VE KURMAKTA
BASININ SENROMLARI VE TEDAVİ YOLLARI
TAKDİM-GİRİŞ
Bir araştırmacı yazar olarak, “Hükümetler Yıkmak ve Kurmakta Basının Sendromları ve Tedavi Yoları” başlıklı bu yazımı yazmam, öteden beri yaptığım programlar arasında idi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Ekim 2015’de Kanal 7’ye çıktığı bir programda, “Aydın Doğan bana ‘hükümetler götürdük, hükümetler getirdik’ dedi” demesi ve bunun ardından Erdoğan –Doğan arasında yaşanan “dedin, demedim” düelloso ve bunun basında tarafların lehinde ve aleyhinde geniş olarak değerlendirilmesi, bana çok önceden planladığım bu yazımı, “tam yazılacak zamanıdır” dilerek yazmayı erkene almama sebep oldu.
Türkiye’de “gazeteler” denilen basının ve günümüz itibariyle buna radyo, televizyon ve hatta interneti de dahil edersek bunların eklenmesiyle “medya” denilen ve ana işlevi, toplumun olup bitenlerden haberdar olmaya yönelik “haber dar olma” ihtiyacından doğan, “haber verme –iletişim” olan bu devasa “Medya İmparatorluğu” nun zamanımızda gerçekten, eskilerin “Siyasi İmparatorlukları” nın yerini aldığı düşünülürse, “Siyasi İmparatorluklar” ın “baskı ve zülüm rejimleri” nin bir benzeri görünümün dünyası ve Türkiyesi’nde “Medya İmpratorlukları” veya daha nazikane ifadesiyle “Medya Grupları” tarafından sergilendiğine bakılırsa, tarihte “Siyasi İmparatorluklar” ınbaskı ve zulmünden kurtulmak gibi, “Medya İmparatorlukları” nında zulüm ve baskılarından kurtulmadıkça, insanlarımız ve ülkemizin “bağımsız ve hür” olamayacağı ve devamlı “ rezillikler ve huzursuzluklar” içinde yaşayacağı gerçeği günümüz itibariyle de “gün gibi” karşımıza çıkmaktadır.
Milletimizin, “Medya İmparatorlukları diktatörleri”nden çektikleri, onların milletimizin , -seçimler olsa bile – iradesine muhalif, onun dışında nasıl hükümetler götürdükleri ve getirdikleri, nasıl başbakanlar yıktıkları ve tayin etikleri “Devasa Sendromları” yanında, bu milleti daha birçok alanlarında da tahrip için daha ne büyüt devasa başka “Sendromlar” sergiledikleri gerçeklerinin tabloları da karşımıza çıkmaktadır.
Bunlardan ikisi şöyle yazı başlıkları olabilir: “Milletimizi Dinsizleştirmede (veya Dinini Tahripte) Basının Sendromları ve Tedavi Yolları” ve “Aile Hayatımızı Yıkmada Basının Sendromları ve Tedavi Yolları”.
Yalnızca “Dinsizleştime” veya “Dini Yıkmak” ta, “Cumhuriyetle yaşıt” denilen bir gazetemizin, haber, karikatür ve yorumlarından hareketle “Tam Dökümanlı ve Açıklamalı” ara başlığını da koyarak 500 sayfalık kitap yazmak mümkündür. Bu “dökümanlar”dan birkaç örnek verelim:
” Müftü Keçi Çaldı” başlıklı haber, aslı olmadığı halde haber yapılmış, bununla din adamlarımız “itibarsızlaştırılarak” halkın gözünden düşürülmek amaçlanmıştır.
“Bütün Okullar İmam –Hatip Okulu Oluyor”: Manşetten verilebilecek derecede baş sayfada haber başlığı olan bu haberin içeriği ile “İmam –Hatip Okulu düşmanlığı” sergilenmiştir.
Bir karikatürün yorumlanması: Gazetede çıkan, camide rahle önüne oturmuş bir gencin kafası “çöp kutusu” na benzetilerek ve kafatası kapağı çöp kutusunun kapağı gibi açık çizilerek, ardında sakallı, bereli ve cübbeli bir hocanın elinde çöp kutusu ve çöp kutusundan çocuğun başına dökülen çöplerin, İslamiyet’in “kelime –i şahadet” anlamına gelebilecek Arapça yazılı hale benzetildiği halde, çöp gibi dökülüyor ve karikatürün altında ise yazı olarak şunlar yer alıyordu: “Sessiz ve derinden”.
Bu karikatürle, “Kur’an kursları düşmanlığı” amaç edinilmiş, kurslarda çocuklara Kur’an öğretmek ve din dersleri vermek “çöp dökmek” le kıyasla, zaten adı üzerinde “çöp” kavramından gelen “lüzumsuz ve işe yaramaz artıklar” dan hareketle İslam dininin kendisi de “itibarsızlaştırılmak” istenilmiştir.
“Aile hayatımızın yıkılması sendromları”na gelince:
Bu, “dinimize saldırı” dan daha çok işlenmiş, bir nevi bizde “Aile hayatının yıkılması ve buhranlar içine girmesi” demek “dinin de yıkılması” anlamına geleceğinden özellikle bunun üzerinde çok durulmuştur.
Bizde, “Aile hayatımıza” saldırılarkonusunda genelde hep “Avrupa faktörü” üzerinde durulmuştur. Neden Avrupa? Çünkü bugün itibariyle bu katıda iyi aile hayatı tamamen çöktüğü için, kendileriyle mücadelemizdeki yarışımızda kendileri gibi bizi de “geride” bırakmak için bu yıkımı, medya patronlarına, işin içinde “Yahudi Odakları” ve “Vatikan” ın bile olduğu ileri sürülerek , bu “odaklar” ın verdikleri “teşvik paraları” ile medya patronlarına çıkarttırdıkları müstakil, magazin sayfalı veya magazin ekli “kadınımsı, fenimizimsi (bu nasıl ‘kadın hakları savunuculuğu’ ise), aşklı, meşkli, genç kızlı, bilmem nemli”, avami tabirle “anadan üryan açık –saçık yayınlar” la daha yetişme çağında olan genç kızlarımız ve genç erkeklerimizden başlanmak suretiyle, ana amacı, “normal evlilik” dışında “fuhşu” yaygınlaştırarak, ailenin bu yoldan bozulmasına bir başlangıç olarak yayınlar yapılmaktadır.
Bu yayınlarda “vasıta” veya “figüran” olarak, adları “ünlüler” e çıkmış, ses sanatkarı mı, artist mi, manken mi bilmem mi “kız ve kadınları” kullanılarak aile hayatımız bunların açık –saçık görüntü ve ifadeleriyle ifsat edilmek isteniliyor.
İşte, arşivimde sakladığım medya yoluyla aileyi yıkım kitabına alınacak bir “ibret” veya “yıkım” belgisi: İsmi “büyük” e çıkmış anlı- şanlı bir gazetemiz, “magazin” ekinde “ünlü” denilen bir ses sanatkarının resmi ve haberi (güncellikte haber kıymeti ne ola ki) manşetinden veriyor, “sanatkarımız”ın(ifadeleriyle aslında, ‘aileyi yıkım sanatkarlığı’ yapan)açık – saçık resmi altına ona atfen şunları yazmıştı:
“Ben serbest ve hür bir kadınım. Evliliğin önemine inanmıyorum. Evlilik insanı esir eder. Benim hayat felsefemde, bir çok erkek arkadaşımda hür ve serbest yaşamak vardır. Beni başkaları ilgilendirmez. Ben buyum.”
Gel de, bunu okuyan genç kızlarımız, genç erkeklerimiz bundan etkilenmesin. Zaten bunlar gazete aldılar mı, ya spor sayfasını ya da magazin sayfası veya ekini okurlar ve etkilerinde kalırlar.
Çeşit çeşit “medya sendromlarıyla” milletimizin nasıl topyekun olarak tahrip edilmeye çalışıldığı ayrı bir konu. Ömrümüz yeterse, “Dinimizi Tahrip” ve “Ailemizi Tahrip” e yönelik olarak bunların “Sendromları”nın kitaplarını da yazacağız.Veya, bunu, bana bırakmadan birisi “erkenden” yazarsa memnun olurum.
Bu takdim yazımızdan sonra şimdi asıl konumuza geçelim.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz