KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

BASIN SONDROMLARI
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 21 Ekim 2015 - 16:51:16

Sen, “Havuz Medyası” ve siyasi taraftarların olarak, kimliğini “Muhafazakar, Müslüman, milli ve manevi değerlere bağlı” olarak ifade edeceksin, aynı karakterli olan muhaliflerine ulu- orta, “paralel – maralel” edebiyatıyla, yazdıkların ve söylediklerinin “yarısı doğru – yarısı yanlış” propaganda argümanlarınla hem de kamuoyu önünde medya organlarınla atıp tutuşacak, “Hocaefendi” denilene, “papaz” suçlamasına kadar varacaksın. Bir Müslümana “papaz” diyen kendisinin “dinden çıktığı” nı bilmiyor mu acaba? Eğer “Hocaefendi” de “İslam düşmanları” na bilerek veya bilmeyerek alet olmuş ise, bu da onun hatası olup bundan en kısa zamanda sıyrılmalıdır.
Yine günümüzde yaşanan yukarıdaki medya sendromlarına bir alternatif olarak ortaya çıkan bir diğer “medya sendromu” da, Ak Parti yanlılarının kendilerine muhalif “Cemaat Medyası” denilen medyaya “Paralel Medya” diyerek yüklenmeleridir. Bu medyanın her günkü haberleri de “Havuz Medyasına paralel” denilerek topluma onun kadar “gına” getirmiştir. Her gün, onları, kendilerini “Demokrat olmak” şampiyonu olarak gösterdikleri halde, “Yolsuzluk yapmak”, “Otoriteleşmek” ve hatta “Diktatörleşme” sürekli suçlamalarının da çoğu “spekülatif” hatta çoğu kereler “haksız” olup, “Paralel Medya’nın yanına, onun bir “yol arkadaşı” denilen “İflah Olmaz Ebedi Muhalefet Medya Gruplarının” da katılması, basındaki sendromların büyüklüğünü ve gınaları daha da artırmıştır. Bu iki refik medya grubunun gazetelerinde özellikle “asıl hedef Erdoğan” olarak öyle haberler çıkmıştır ki, “insanın kanını donduracak” derecededir. “Kimin ‘Sözcü’sü olduğu” ve “Kimin için ‘Aydınlık’ olduğu” spekülatif olan medya organları, baş sayfalarına baştan başa “kalem oyunları” ile çirkinleştirilmiş “Erdoğan portleri” koyarak altına, “Diktatör” ve hatta “Diktatörü Devireceğiz” manşetlere atmışlardır. Bu satırların yazarının kanaatince halk tarafından seçilmiş Erdoğan’a “Diktatör” diye saldırmak, onun başlı başına “Diktatör” olmadığının bir işareti olsa gerektir. Çünkü o gerçekten “Diktatör” olsa idi, her halde bu manşetleri atamazlar, hedefleri gösteremezlerdi. Herkesin olduğu gibi elbette Sayın Erdoğan’ın da hataları- sevapları vardır. Kendilerinin ve ülkenin selameti için bunlar medeni, demokratik ölçüler içinde ortaya konulur ve tartışılır. Zaten kanaatimizce kendisinin de istediği budur.
Ortada böyle bir “aklın yolu” ve “genel kabul” varken, hele kendilerine, “İflah Olmaz Ebedi Medya Gurupları” denilen grupların, Erdoğan ve partisi AK Parti, sanki her şeyi ile “tam bir hatalar, zaralar , ziyanlar yumağı” içinde imiş , hiçbir “iyi yanları yokmuş” gibi gösterilmesi, “akla ziyan” bir durumdur. İnsanlarımız arasında, “Sen benim yalnızca hatalarımı veya yalnızca sevaplarımı söyleme, varsa her ikisini de söyle, o zaman seni adam yerine koyayım” derler. Bunlarda bu özellik olmadığı için zaten onlar için bu sebepten, “İflah Olmaz Ebedi Muhalefet” denilmiştir ki, işin esasına bakılırsa kendileri “iflahsız” bir statüde bulundukları için, “medya sendromları”ylatoplumumuzu da kendileri gibi “iflahsızlık” ın içine atmaya çalışmaktadırlar. Bunların, “Devlet yöneticiliğine talip olmaları” na bakmayınız. Sendromlarına örneklerden olarak, bir zamanlar bunlar Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e de “ebedi muhalif” idiler. Benzer refikleri Menderes, Özal ve Erbakan’a da. Demirel, “ebedi muhalifleri” için hep bunların “ideolojik ve sloganik dava adamları” (yani ‘laf ebeleri’ ) olduklarını ihsasla, “Bunlar önlerine katılan 5 kazı güdemezler” derdi. Eğer, Erdoğan ve ekibi “gitmek” ve kendileri “gelmek” le terör, işsizlik, aşsızlık vb. bitecekse, bunları hemen götürelim. Ama, görünen gerçek öyle değildir. “Beş kazı güdemezler hikayesi bugün de geçerlidir. Dünden buna bir örnek, “ideolojik ve sloganik” denilen “Ecevit Sendromu” örneğidir. Hiçbir zaman tek başına iktidar olamayan ve ancak partilerinin kurduğu koalisyon hükümetlerinde başbakan olabilen Ecevit’in bu koalisyon hükümetleri zamanlarında Türkiye’nin yaşadığı “Devasa problem örnekleri” ortadadır. Maalesef Ecevit, “önüne katılan 5 kazı güdememiş” tir ve benim bir tarihçi yazar olarak “tarihi hükmüm” budur…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz