Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

BAŞLIĞI NASIL KOYAYIM?

Bu haber 29 Ekim 2018 - 11:43 'de eklendi ve 28 kez görüntülendi.
BAŞLIĞI NASIL KOYAYIM?

Konuyu toparladım yazacağım da, yazının başlığını nasıl koyayım, doğrusu zorlandım. Sonra “Hele bir yazayım da sonra” dedim.

Yazı bitsin, koyacağım…

Adına göre, “Beştepe Millet ve Kongre Merkezi” olan salon, Saray’ın içinde. Hemen hemen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın katılıp konuşacağı toplantılar bu salonda yapılıyor.

Erdoğan, topluyor, konuşuyor, gerekirse talimatlar veriyor, gerekirse fırçasını atıyor, azarlıyor filan…

Bu kez“Şura-yı Devlet’ten Danıştay’a Uluslararası Sempozyumu”nda, anladığım kadarıyla yargı mensuplarını toplamış, Danıştay’ın “Andımız” kararı hakkında tehdit edercesine, yargıya talimat verircesine konuşuyor…

“Yargının görevini yerine getirebilmesi, önüne gelen sorunları objektif, adil ve anayasanın, yasaların çizdiği sınırlar içinde kalarak çözmesine bağlıdır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı nasıl demokrasinin olmazsa olmaz şartı ise jüristokrasi de aynı derecede büyük bir tehdittir. Yasayı uygulamak yerine yasa koyucu gibi hareket etmek, hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını yerindelik denetimini de içine alacak şekilde genişletmek asla doğru değil. Ben merak ediyorum, yerindelik görevi veya hakkı idareye mi ait, yoksa yargıya mı ait? O zaman yargı gelsin idare görevini de üstlensin. ‘Ben karar merciiyim’ diyorsa o zaman biz burada niye duruyoruz? Şuanda Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerini hazırlamadan önce biz kalkıp Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ilgili de Danıştay’dan bunu soracak, oradan izin, müsaade alacaksak o zaman ben bu makamda durmayım, çekeyim gideyim. Böyle şey olur mu?”

Önce, söz içerisinde geçen “Jüristokrasi” kelimesine açıklık getireyim…

Jüristokrasi, kelime anlamı olarak yargıçlar yönetimi olarak tanımlanır. Demokrasiye zıt bir kavramdır. Oligarşik bir yönetim biçimidir. Juristokrasi, bir organın normal olarak yaptığı görevi gasp ile de tanımlanır.

Buna göre Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan; Danıştay’ın, yürütmenin görevini gasp ettiğini ifade ediyor…

Önce Anayasa’nın 11. Maddesini bilelim…

“MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

Bir geriye gidip, 6. Maddeyi okuyalım…

“MADDE 6- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

Şimdi de, anayasanın Cumhurbaşkanının “Görev ve Yetkisi”ni düzenleyen 104. Maddesinin son fıkrasını okuyalım…

“Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.”

Son olarak da ” Mahkemelerin bağımsızlığı” başlığı altındaki 138. Maddesine okuyalım…

“MADDE 138- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Anayasanın bu maddelerini alt alta ve bir çırpıda okuduğunuzda, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Şura-yı Devlet’ten Danıştay’a Uluslararası Sempozyumu”nda yaptığı konuşmasında açıkça anayasayı ihlal etmektedir.

Buraya kadarına bir nokta koyayım ve devam edeyim…

XXX

Önce anlamlarını aktarayım…

Şura-yı Devlet, Osmanlı döneminde kurulmuştur. Görevi şöyle belirlenmiştir: ” İdare dâvâlarını veya nizamname (tüzük) hazırlıklarını inceleyip fikrini bildiren resmi daire. Bugünkü adı ile Danıştay.

Bir başka anlatımla, devletin danışma, konuşma, meşveret (Danışma. Konuşup anlaşma. Fikir edinmek için konuşup görüşme. Görüşme meclisi.) yeridir.

Peki; siz “Andımız” ı okullardan kaldırırken danıştınız mı?

Şimdi de 2575 sayılı “Danıştay Kanunu”nun ilk 4 maddesine bakalım…

“Danıştay

Madde 1 – Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare Mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir.

Bağımsızlık ve yönetim

Madde 2 – 1. Danıştay bağımsızdır. Yönetimi ve temsili Danıştay Başkanına aittir.

  1. Danıştay’ın yürütmeyle ilgili işleri Cumhurbaşkanlığı aracılığı ile yürütülür.

Danıştay meslek mensupları

Madde 3– Danıştay meslek mensupları Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Danıştay başkanvekili, daire başkanları ile üyelerdir.

Teminat

Madde 4 – Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeler yüksek mahkeme hakimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunların kendilerine sağladığı teminat altında görev yaparlar.”

Bütün bu yasalara rağmen, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, sempozyumda karşısına aldığı Danıştay üyeleri ve hakimlere aynen şu ifadeler ile had bildiriyor…

“Bazı uygulamalar görüyorum ki maalesef çift başlılık değil hatta hatta çok başlılığa doğru giden bir süreç var. Bazı kavramların tanımında da zorlanıyorum. Nitekim bugünkü kavramda da yine özellikle başlık çok çok güzel, hakikaten Şura-yı Devlet, anlamı çok güzel, içeriği ile muhteşem. Danıştay o da bir başka. Bu işleri iyi anlayanlara sorsak Şura-yı Devlet nedir, Danıştay nedir? İnanın içinden çıkamazlar. Çünkü Şura-yı Devlet, devletin danışması veya danıştığı organ. Peki karar, icra bu kimin? İşte bu da yerindelik anlamıyla idarenindir.”

Ve ne yazık ki…

Salonda bulunan hakim ve savcılar, yani anayasa ve yasalara göre “Türk Milleti adına” karar verenler, sus-pus olmuş oturuyorlar…

Ve sonra da diyorlar ki “Yargı bağımsızdır.”

Yargının bağımsız olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu. Ama, kendilerine “Had” bildiren cumhurbaşkanı karşısında sus-pus oturuyorsan, bağımsızlıktan da söz edemezsiniz.

Diyor ki; “Bu işleri iyi anlayanlara sorsak Şura-yı Devlet nedir, Danıştay nedir? İnanın içinden çıkamazlar.”

Anlamak için illa ki “Hukukçu” olmak gerekmiyor. Hatta cumhurbaşkanı ve AKP Genel başkanı bile olmak hiç gerekmez. Okumasını ve araştırmasını bilen ve aklını fikrini kullanan, pek ala sorunuza cevap verebilir.

Şimdi ben vereyim, izninizle…

Danıştay, idari yargı organıdır. İdarenin verdiği yanlış kararlar hakkında karar verir. Kararlarını uygularsınız ya da uygulamazsınız, o sizin bileceğiniz iş. Ayrıca, etrafınızdaki yağcılarınıza, “Akıl danışmak” için para dökmenize gerek yok, bu kuruma, adı üstünde danışacaksınız, o size en doğru aklı verecektir.

Anlattık mı?… Anlamayan varsa biz zaten anlayabilecek olanlara anlatma gayretinde olduk…

Şimdi de yazıya başlık koyalım…

Deyin bakalım; “Başlığı nasıl koyayım?”

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA