Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

BEN ÇÖZEMEDİM DE…

Bu haber 27 Ağustos 2018 - 14:49 'de eklendi ve 60 kez görüntülendi.
BEN ÇÖZEMEDİM DE…

Elbette ki İslam alimi filan değilim, fetva verecek halim yok, kimseye akıl verebilecek de değilim. Ancak düşüncelerimi yazıyorum, üzerinde tartışmak herkesin hakkı.

Yazıma böyle başlamamın nedeni de İsra Suresi 9. Ayet meali ile girmek istememden. Ayet şöyle…

“Şüpheniz olmasın ki bu Kur’an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar ve müminlere şu yolda müjde verir: Barışa/hayra yönelik işler yapanlar için büyük bir ödül vardır.”

Bu ayet üzerinden çok detay tefsir yapacak bilgi sahibi de değilim ama, okuduğumuzda anlayabileceğimiz kadar tefsire de çok gerek olmayacak kadar açık bir ayet.

 

Eğer “Barışa ve hayra” yönelik işler yapıyorsanız, büyük ödül ile müjdeleniyorsunuz. Yoksa siz Allah’ın bu sözüne inananlardan değil misiniz?

 

Eğer inanıyorsanız, gerçek bu…

 

XXX

 

Konuyu getireceğim nokta ise, barış ve hayra yönelik işler…

 

XXX

 

Benim düşüncem, iktidarın kafasının arkasına, kimsenin bilmesini istemediği bir ajandası var. Adına “Dava” diyorlar ama içini bir türlü doldurmuyorlar.

 

Uygulamalarına baktığımızda ise, “Dava” içeriğinin cumhuriyet ile hesaplaşmak, Atatürk’ü cumhuriyet tarihi ile birlikte silmek, saltanatı yeniden ihya ederek Osmanlı’ya dönüşü sağlamak…

 

Diyeceğiniz duyar gibiyim, “Bu adam kafayı yedi, düşüncesi de saplantı haline geldi.”

 

Siz böyle düşünseniz de uygulamalara batığımızda ben haklıyım…

 

23 Nisan bayramına gerçeğe aykırı olmak üzere Peygamber Efendimizin doğum gününü denk getirerek bayramı önemsizleştirmeye çalışmadılar mı?

 

19 Mayıs törenlerini sudan nedenlerle iptal edip, kutlanamaz hale getirmediler mi?

 

30 Ağustos Zafer Bayramımızı da yine sudan nedenlerle değiştirmediler mi?

 

29 ekim Cumhuriyet Bayramında “Hastalık” izini almadılar mı?

 

Atatürk’ün huzurunda saygı duruşuna “Sap gibi” demediler mi?

 

İnsanlara “Tarafınızı belli edin” diyerek bölmediler mi?

 

Fetullah denilen herifi hasretle andıkları zamanı unutup, kendilerine karşı harekete geçince “Allah bizi affetsin” demediler mi?

 

XXX

 

Bunların hepsini bir kenara koyduk, cumhuriyetin kıt olanaklarla meydana getirdiği tüm tesisleri satmadılar mı?

 

Sattılar da hesabını verdiler mi?

 

Atatürk’ün çiftliğini ona buna peşkeş çekerek, üstelik ABD’ye elçilik yapması için tahsis ederken hesap verdiler mi?

 

Papazı öne çıkartarak ABD ile papaz olurken, ekonomini gidişatını milletten gizlemeye çalışmıyorlar mı?

 

XXX

 

Bunların de hepsini bir kenara koyduk da şu konuda bana birisi makul, anlaşılabilir bir gerekçe bulsun lütfen…

 

Malazgirt Meydan Muharebesi ile Alpaslan’ın Anadolu’ya girişini öne çıkartıp, 30 Ağustos Zafer Bayramını bir kez daha ve bu kez pekiştirerek yok yerine koymanın gerekçesi nedir?

 

Hadi bunu da kabul ettik, milletin 30 Ağustos’u yok saymayacağını düşünüyorum da, Malazgirt Meydan Muharebesinin geçtiği meydanın içine 1071 metrekarelik saray yaptırmanın anlamını çözemedim doğrusu.

 

Bir yandan “Tasarruf tedbirlerine”, diğer yandan “Üretime” ihtiyaç varken, ve de Ankara’da bir, Okluk Koyunda ikincisi inşa edilirken, 1071 metrekarelik sarayda ne zaman oturacaksın? Parayı nereden bulacaksın?

 

Şimdi sorum şu, bu davranışın “Barış ve Hayra” yönelik tarafı neresinde?…

 

Ben çözemedim de…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA