ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

BİLİNMEYEN YAKIN TARİH ve ATATÜRK (10)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 23 Kasım 2015 - 16:00:56

Yukarıda da değinildiği gibi, Atatürk’ün baba yanı, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık’a yerleşti. Aile sonradan Selanik’e göç etti.
Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet’in taşıdığı “kızıl” lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan “Kocacık”ın da gösterdiği üzere; Mustafa Kemal’in baba tarafından soyu Anadolu’nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan “Kızıl Oğuz” yahut “Kocacık Yörükleri, Türkmenleri”nden gelmektedir. Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti içerisinde bir kısmı hala göçebe yaşamı devam ettiren Yörük olmak üzere, yaklaşık 200.000 civarında Türk yaşamaktadır. Makedonya’nın her tarafına dağınık olarak yaşayan Türklerin en yoğun olarak bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi şehirleriyle Batı Makedonya Bölgesi’dir. Bu şehirlerden başka, Kalkandelen, Ohri, Struga ve Debre, Jupa; Doğu Makedonya’da ise, Manastır, Pirlepe, İştip, Ustrumca ve Kanatlar önemli Türk yerleşim birimleridir.
İşte Atatürk’ün dedelerinin Anadolu’dan gelerek yerleştikleri Osmanlı Devleti Döneminde Manastır vilayetine bağlı dört sancaktan biri olan “Debre-i Bala”nın merkezi bugün Batı Makedonya’daki Debre şehridir. Babası Ali Rıza Efendi’nin doğduğu “Kocacık” nahiyesi de şimdi Jupa bölgesinde yine aynı isimle anılan bir köydür. Köyde şu anda Jupa bölgesi Türk çocuklarının Türkçe eğitim gördükleri Necati Zekeriya Merkez İlkokulu isminde bir okul da bulunmaktadır. 1993 yılında gazeteci Altan Araslı, Kocacık Köyü’ne giderek, burada Atatürk’ün dedesinin evini bulmuştur. “Atatürk’ün Büyükbabasının Evini Bulduk, Atamız Yörük Türkmeni” başlığı ile verilen haberde, Kocacıklılarla yapılan konuşmalar da göstermektedir ki, Atatürk’ün baba soyu hakkında nakledilen bilgiler doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlar tarafından hala canlı bir şekilde hatırlanıp, anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan Kocacık Köylülerinde de, “Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci” vardır.
Araslı’nın Üsküp’te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor: “Ali Rıza Efendi, Manastır vilayetinin, Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık’ta dünyaya geldi. Kocacık’ın nüfusu tamamen Türk. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu’dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların Türkmen boyundanız. Atatürk’ün büyük babası, İşkodyalılar ailesinden, baba annesi ise Golalar ailesinden gelmektedir. İşkodyalılar, İşkodya’dan, ‘hudut gazileri’ anlamını taşımaktadır. Dedesi, Kocacık’ın Taşlı Mahallesi’nden, babaannesi ise Yukarı Mahallesi’ndendir. Ayşe Hanım, Taşlı Mahallesi’ne gelin gelmiştir. Kırmızı Hafız Mehmet Efendi, Çınarlı Mahallesi’nde ilkokul öğretmenliği yapmış. Kocacık’ın Taşlı Mahallesi’nin üst tarafında bir yokuş vardır. Önünde küçücük bir derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte Ata’nın büyük babasının evi oradaydı. Kocacık’atan temelli göç ettikleri zaman, evlerini Etem Maliklere satmışlar. Malik’in oğlu Hayrettin İzmit’te oturmaktaydı.”
Yine Üsküp’te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa Altan Araslı’ya şu bilgileri vermiştir: “Atatürk’ün dedesinin adı Kırmızı Hafız Ahmet Efendidir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan kardeşi Mehmet Efendi’dir. Baba annesinin adı da Ayşe Hanım’dır. Daha sonraları Ahmet Efendiye ‘firari’ denmeye başlamış. Firari, Rumeli’de, ‘gurbetçi’, ‘gurbete çıkan’ anlamına gelmektedir. Yalnız, Selanik’te vuku bulan bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık’ın toprağı münbit değildir. Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle, Ahmet Efendi, Yukarı Mahalle’den Feyzulllah Pehlivan ve Taşlı Mahallesi’nden Fazlı Ağa ile birlikte Selanik’e çalışmaya gitmişler. 1876 yılının Mayıs ayında bir gün yolda bir olaya tanık olmuşlar… “Murat Ağa sonra doğruluğu şüpheli bir olayı anlatarak sözlerine son vermektedir. Murat Ağanın burada verdiği tarih de yanlıştır. Çünkü, Atatürk’ün babasının yaklaşık olarak 1839 yılında Selanik’te doğduğunu bildiğimize göre, aile zaten bahsedilen tarihlerde Selanik’e taşınalı epeyce olmuş olmalıdır. Nitekim Araslı’nın verdiği bilgilere göre, Ahmet Efendi’nin Kocacık’tan 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi)’nden otuz yıl kadar önce taşındığını; köyden ilk ayrılan da Mustafa Kemal’in Büyük Amcası Kırmızı Mehmet Efendi olduğunu köylüler anlatmaktadırlar.
Araslı’nın Üsküp’te görüştüğü bir diğer Kocacıklı da Kocacık’ın Yukarı Mahallesinden, Dolakar ailesinden, Behlül ve Hatice Kızı Maksude Yıldız’dır. Maksude Yıldız anlatıyor: “Harekat Ordusu’nun İstanbul’a yürüyüşü tüm Balkanlarda büyük heyecan yaratmıştı….Harekat Ordusu’nun faaliyetleri en güncel konuydu. Mensupları da meşhur olmuştu. Şevket Paşa’nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik. Kimdir, neyin nesidir derken, Kırmızı Hafız Ahmet Efendi’nin torunu, Ali Rıza’nın oğlu Mustafa Kemal olduğunu söylediler.”
Gazeteci Altan Araslı, Üsküp’teki bu Kocacıklılardan bu bilgileri aldıktan sonra, Birlik Gazetesi (Üsküp’te Türklerin yayımladıkları gazetedir)’nden Remzi Canova ile birlikte Rumeli’nin meşhur Kaz dağlarını, Maya dağlarını tırmana tırmana sarp bir dağ köyü olan Kocacık’a dört saatlik bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyorlar.
Burada kendilerine köylülerden İsmail Yahya Atatürk’ün dedesinin evini gösteriyor. Onlar geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine söz giriyor ve “ evladım doğrudur, onların eviydi” diyerek İsmail Yahya’nın sözlerini onaylıyor.
Mevcut bilgilere göre Atatürk’ün baba soyu Aydın-Söke’den göçürülerek Makedonya’ya gelmişlerdir. Manastır vilayetine bağlı Debre-i Bala Sancağı’nın Kocacık nahiyesi (Köyü)’ne yerleşen aile takriben 1830’larda Selanik’e göçmüştür. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi burada takriben 1839 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi’dir. Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin Kızıl Hafız Mehmet Efendi isminde bir erkek, bir de Nimeti Hanım isminde bayan iki kardeşi vardır. Atatürk’ün baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi tarafında devam etmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun oğlu Salih Efendi ve ikinci eşi Müberra Hanımdan devam eden aile, torunlarla yedinci kuşağa ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk’ün Müberra Hanıma “Yenge” şeklinde hitap ettiğini biliyoruz. Bunların beş çocuğundan birisi olan Necati Erbatur, 28 Eylül 1927 günü Dolmabahçe Sarayı’nda nişanlanmış; diğer çocukları Vüsat Erbatur’un kızı Nesrin Hanım ile Feridun Söğütligil’in nikahları 2 Ekim 1937 günü Park Otel’de yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.

Ali Rıza Efendi’nin Hayatı
Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyu, Kızıl Oğuz ya da Kocacık Türkmenlerine dayanır. Aydın/Söke’den gelerek Manastır İlinin Debre-i Bala (Yukarı Debre) Sancağı’na bağlı Kocacık Beldesi’ne yerleşti. Kocacık Beldesi’nde oturan sülalesine Kızılkoca Oğulları ya da Kızıl Oğulları unvanı verilirdi. Aile daha sonra Selanik kentine göç etti. Ali Rıza Efendi 1839 yılında Kocacık Beldesi’nde doğdu. Kendisi Aluş Efendi, dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi de Hafız Mehmet Kızıl Oğlu Hafız Mehmet Efendi diye anılır.
Başbakanlık Devlet Arşivi Genel Müdürlüğü Arşivlerinde bulunan kayıtlarda bu ailelerin kimler olduğuna dair isimler teker teker yazılıdır. Buradaki 950 tarih ve 82 numaralı İl Yazıcı Defteri ile 1051 tarih ve 469 numaralı İl Yazıcı defterinde Anadolu’dan Rumeli’ye göçen Türk Boy ve Ailelerinin isimleri açıkça yazılıdır.
“Bir çok Avrupalı müellif, Herodot’ta yer alan Ural-Altay bölgesinde avcılıkla yaşayan Iyrkes adlı kabilelerin, ilk Yörükler olduğunu ileri sürmüştür. Nitekim, aynı şekilde ilk defa Truva göçebelerinin de Yörük olduğunu bildiren bu müellifler, bunların Avrupa’ya Anadolu’dan gittiklerini kabul etmişlerdir.”
Konu ile araştırmasını sürdüren Enver Behnan Şapolyo, şunları da belirtir:
“Bu bilgiyi daha fazla derinleştirmek istedim. Atatürk’ün Selanik’te mahalle ve okul arkadaşı eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Bey’den sordum. Bana tane tane not ettirdi. Dediler ki:
“Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır ilinin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık Beldesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in yaşlılarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi de öz Türkçe konuşuyorlar. İri yapılı insanlardır. Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır.
Hacı Mehmet’in verdiği bilgileri genişlettim. Bu yörede oturan Türklere (Konyar) adı verilmektedir. Konyar denilen bu Yörükler Murad-ı Hüdavendigar zamanında Fatih Sultan Mehmet devrine kadar devir devir Konya ve Aydın taraflarından getirilerek yerleştirilmiş Türklerdir. Fetihnamelerde Konyar’lara “Sınır Gazileri” unvanı verilmiştir.
Atatürk’ün atalarının Rumeli’ye Aydın çevresinden göçtüklerini akrabalarından da duydum.
Atatürk’ün yakınında bulunan yazarlardan Ruşen Eşref Ünaydın da Atatürk’ün ataları hakkında verdiği bilgileri şöyle nakletmiştir.
“Atatürk çok defa “Benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenleri’ndendir” derlerdi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün mahalle ve okul arkadaşı, eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer bu konuda şu bilgileri verir: “Atatürk’ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır İlinin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık Beldesi’ne yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi Yörüktür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler. Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır.”
Ali Rıza Efendi’nin babası Firari Ahmet Efendi diye tanınır. Bunun nedeni, Selanik’te 1876 Nisan sonları ya da Mayıs başlarında ortaya çıkan yerel bir olaya Ahmet Efendi de karışır. Olay siyasal olmaktan çok, Müslüman olmuş bir Bulgar kızının Ruslar tarafından zorla kaçırılmasıdır. Ama halk ayaklanıp iş karışıklık şeklini alır. Bu arada Fransız ve Alman konsolosları öldürülür. Osmanlı’nın her işine karışma kararındaki Büyük Devletlerin donanmaları 7 Mayıs 1876 günü Selanik’e gelir. Suçlulukları belirlenenler asılır, Ahmet Efendi de bu olay üzerine korkar ve Makedonya dağlarına kaçar. 7 yıl dağlarda saklanır, sonra da ölür.
1839 yılında dünyaya gelen Ali Rıza Efendi, daha sonra Selanik’te Abdi Hafız Mektebi’nde okudu. Vakıflar İdaresi’nde “ikinci katip” olarak çalıştı. Rüsumat İdaresine girdi ve Gümrük Memurluğu görevlerinde bulundu. Görevi Selanik yakınlarında Olimpos eteklerinde bulunan Katerin kazasına bağlı Papaz Köprüsü (Çayağzı)’nde idi. Selanik ile bütün civarının ve hatta İstanbul’un odun ve odun kömürü ihtiyacını temin eden bu bölgede birkaç yıl görev yaptıktan sonra Rüsumattan ayrıldı. Ayrılmasında, bu bölgede asayişin gittikçe bozulması ve Rum çetelerinin devamlı baskınlarla huzuru bozmaları rol oynamıştır. O yıllarda evli olan Ali Rıza Efendi, eşini bu karışık ortamdan kurtarmak istemiştir. Onun buradaki görevinin 1870’lerden itibaren 1880-1881 yıllarına kadar devam ettiği biliniyor. Bu tarihlere göre Ali Rıza Efendi, evlendiği tarihlerde ve Mustafa Kemal doğduğu sıralarda Çayağazı’ndaki bu görevde idi. Nitekim, Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in doğduğu günlerden söz ederken, “O zamanlar Ali Rıza Efendi’nin memuriyeti Selanik Civarında Çayağzında idi, bazı geceler eve gelmiyordu” der.
Ali Rıza Efendi’den günümüze kalan Selanik’teki Pembe boyalı bir eve Yardımcı Askerler Taburu’nda görev yaparken çekilen “Askerlik Hatırası” tek fotoğrafıdır.
Bir rastlantı sonucu bulunan bu fotoğraf O’nun çok az bilinen yaşamının bir parçasının aydınlanmasına ışık tutmuştur. Şöyle ki;
1935 yılında Ankara’da Cebeci’de bir evde bulunan bu fotoğraf, geçici olarak subaylık yaptığı “Selanik Asakir-i Milliye” taburundaki arkadaşı Hasip Bey’le birlikte 1876 yılında çektirdikleri fotoğraftır. Bu fotoğrafın Ali Rıza Efendi’ye ait kısmını Hasip Efendi’nin gelini Şehnaz Hanım’dan alan eski Çankırı milletvekillerinden Mustafa Önsay, Selanik’e giderek bu konuda araştırmalar yapmıştır. 10. böl.sonu

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz