ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

BİLİNMEYEN YAKIN TARİH ve ATATÜRK (12)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 30 Kasım 2015 - 17:20:49

Yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi, Orta Çağın ikinci kısmında Balkan Yarımadası’na çeşitli dalgalar halinde gelerek, Bizans İmparatorluğu tarafından burada yerleştirilen birçok Türk unsuru vardır. 10. yüzyıldan itibaren Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar kuzey yoluyla, Tuna’dan geçerek, çeşitli tarihlerde gelmiş ve çeşitli yerlere iskan edilmişlerdir. 9. yüzyılda bile, Bizans kaynaklarında “Vardarlı Türkler” olarak zikredilen bazı Türk gruplarının Selanik civarında yerleştikleri vakidir. Bizans kaynağı “Anna Commene”nin Ohri civarında yerleştiklerinden bahsettiği Türkleri, Lejean (1861), 1065 tarihine doğru Makedonya’ya iskan edilen Oğuzlarla ilişkili görmektedir. Oğuzların bu yerleşmeleri “Attaliates” atfen Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat tarafından da doğrulanıyor.
Bu konuda bilgi veren bütün bu eser sahiplerinin hepsi, Konyarlar’ı bazen “Yörükler” ve “Evlad-ı Fatihan”la karıştırmakla birlikte; Konya’dan gelerek Rumeli’ye yerleşmiş veya yerleştirilmiş göstermektedirler. Fakat, bunların geliş tarihi ve geliş şekilleri konusunda farklı bilgiler vermektedirler. Bütün bu görüşleri tenkitli bir şekilde karşılaştıran Prof. Dr. Mehmet Tayyib Gökbilgin, Konyarlar’ın Rumeli’ye geliş ve yerleşmeleri ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Sonuncu ve nispeten kabule şayan ihtimal bunların 2.Murad fakat bilhassa Fatih zamanlarında, Karaman-oğulları ile mücadeleler sırasında ve bundan sonra, Karaman, Konya ve Ankara civarından Türk aşiretlerinin bu mıntıkalara iskan edildiğidir. O civarın etnik tesmiyeyi verdirmiş ve bu ad komşuları arasında yaşamış, kendilerinde ise, menşeleri hakkında bir malumat, şifahi bir an’ane halinde devam edip gelmiştir…”
Konyarların en yoğun bir halde bulundukları yer Teselya’da Kozan ve bunun kuzeyinde “Sarıgöl” de denilen “Kayalar” ve Selanik’in kuzeydoğusu idi. Sonraları daha kuzeye de yayılmışlardır. Sayı olarak diğer Yörük gruplarından daha az oldukları, karı “konargöçer” bir yaşam yaşadıkları, mübadele (alış-veriş) merkezlerinin daha çok Yanya olduğu ve halılarının özel şeklinden dolayı (“Konyaren Figüren”) bütün yörede meşhur olduğu bütün seyyahlar tarafından belirtilmektedir. Ayrıca, Konyarlar’ın daha demokratik bir halde yaşadıkları, neşeli ve hareketli kimseler oldukları da bunlar tarafından tespit edilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün soyu ile ilgili bir çalışma yaparak, amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi’nin soyundan gelenlerin ellerindeki bazı belgeleri yayınlayan Burhan Göksel, Konyarlar’ın, Konya-Karaman’dan Fatih Sultan Mehmed döneminde 1466 yılında Karamanoğulları ortadan kaldırıldıktan sonra Rumeli’ye göçürülerek, yerleştirildiklerini belirtir.
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki Yörüklerle ilgili örgütlenmesi içinde kendileri için ayrı isimle bir sayı (tahrir) defteri bulunmayan Konyarlar, yerleştikleri bölgelerde, başlangıçta özellikle “Kocacık” ve “Selanik Yörükleri” içinde, sonradan da “Vodina” ve “Sarıgöller Bölgesi” Yörükleri içinde “Evlad-ı Fatihan” olarak kaydedilmişlerdir.
Hasan Paşa tarafından 1691 (1102) tarihinde yapılan tahriri içeren “Evlad-ı Fatihan Piyadeleri Defteri” ne göre “Sarıgöl” (Kayalar)ler bölgesindeki köyler, mahalleler ve devlete vermekle yükümlü oldukları “Yörük Piyadeler”in sayısı şu şekildedir:
“Eğri-Bucak Kazası”: Turhanlı 49. Sofular 21. Evrenoslu 6. Okçular 6. Eyrili 20. İshaklı 24. Çobanlı 24. İdil-obası 19. Şahinli 55. Leşli 34. Öküz-obası 24. Emirhanlı 38. Gün-doğmaz 2. Rahmanlı 8. Evhad-obası 58. Aydın-obası, Cinciler 66. Işıklu 29. Sinekli 34. Çakır-ı sagir 4. Sarı-musalu 8. Çakırlı-i kebir 13. Karamanlı 12. Karacalar 73. Buraklı 10. Tekye-i Hacı-hasanlı 21. Topçular 18. Dağ ışıkları 7.
“Cuma-pazarı Kazası”: Haydarlı 60. Koca Ahmedli 66. Tarakçılı 6. Durasılar 6. Timurhanlu 3. Bar-çukuru 1.Kulalu 1.Erdoğmuşlu 5.Karaağaç 2. Donuk-kayalar 1.Şahinler 3. Dedeler 3.
“Çarşamba Kazası”: Milli 77. Davudlu 18. Hacı-isalar 18. Kulkallı 12. Hacılar 12. Yeniceler 14. Hacı-ömerli 16. Karacalı 6. Doğancalı 6. Tekye-i kebir ve sagir 42. Keçili 18. Saltıklı 19. Meşeli 6.
Ailenin sonradan gelerek yerleştiği Selanik’e bağlı “Lankaza nahiyesi”nin 1691 tahririne göre cemaatleri, köy ve mahalleleri ile “Yörük Piyadeleri” sayısı şu şekildedir: Bedirli 10. Hacı-bayramlı 4. Pir-dede 1. Değirmenciler 6. Köleli 7. Şuayblı 1109. Umurlu ma’a Sarıcalı 45. Değirmencili ma’a Eyrilceli (Ayrılıncalı) 18. Çokallı 9. Lotice 7. Osmanlı 49. Yaylacık 16. Ayvalı-dere ma’a Şah-veli ve Saltıklı. Çınarlı 78. Bulcalı 13. Koçmar 4. Keruz 5. Lankaza 3. Sarıyar 1. Yağlıca 1. Evrencik 1.
Yine bu deftere göre, bölgede Konya-Karaman yöresinin hatıralarını gösteren yer adları ve ailenin soyuna işaret eden “Sofular” ile “Sarı-göllü” gibi yer ve oymak adları şuralarda tespit edilebilmektedir: Ereğli nahiyesi 50. Ereğli 1 (Kırk-Kilise). Ereğli 9. Kara-pınar 1. Sarıgöllü 4 (Avrethisarı). Sofular 19 (Nahiye-i Bazargah), Sofulu 9 (Nahiye-i Kelemeriye). Sofular 21. Karamanlı 12 (Eğri-Bucak-Sarı-Göl). Sofulu 9 (Tikveş). Sarı-göllü 50 (Radovişte). Sofular 14 (Gümilcine). Karamanlı 11 (Çağlayık). Sofular 28 (Yeni-pazar). Sarı-göllü 1, Sofular 2 (Babadağ). Sarı-göllü 1 (Ruscuk). Sofu Yurdu 1 (Tozluk-Tuzluk).
Zübeyde Hanım’ın Hayatı
Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da Anadolu’dan gelerek Rumeli’ye yerleşen Yörük ya da Türkmenlere dayanır. Dedesi Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa’dır. Vodina Sancağı’na bağlı Sarıgöl de denilen Kayalar’dan göçerek Selanik yakınlarındaki “Lankaza’ya yerleşti.
“Sarıgöl ahalisi Türkmendi, Teselya’nın Türklere geçmesinden sonra Anadolu’dan getirilerek buraya yerleştirilmişti. Sarıgöllüler ne yaşayışlarını, ne geleneklerini, hatta ne de kılık kıyafetlerini değiştirmemişlerdi. Çınarlı Mahallesinde Hacı Sofu’ların delikanlı çocuğu Feyzullah, Ayşe adında bir kızla evlendirildi. Bu evlilikten Hasan Ağa, Hüseyin Ağa ve Zübeyde Hanım dünyaya geldi. Hasan Ağa Lankaza’da bir aşçı dükkanı tutuyor, Hüseyin Ağa ise Selanik eşrafından Hacı Süleyman Bey’in Çal Çiftliği’nde kahyalık yapıyordu.
Zübeyde Hanım’a gelince; daha çocukluğunda okuyup, yazma öğrenmişti. Selanik’in akıllı, okuryazar kadınlarına Molla demek adetine uyularak ona da Zübeyde Molla dediler.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da, Yörük ya da Türkmenlere dayanır. Konya Karaman’dan Rumeli’ye gelen bu Yörük grupları Konyarlar şeklinde anılır. Prof. Dr. Tayyib Gökbilgin, Konyarlar’ın Rumeli’ye geliş ve yerleşmeleri ile ilgili olarak yapında şunları yazar: “Sonuncu ve nispeten kabule şayan ihtimal bunların 2.Murad fakat bilhassa Fatih zamanlarında, Karamanoğulları ile mücadeleler sırasında ve bundan sonra, Karaman, Konya ve Ankara civarından Türk aşiretlerinin bu mıntıkalara iskan edildiğidir. O civarın etnik tesmiyeyi verdirmiş ve bu ad komşuları arasında yaşamış, kendilerinde ise, menşeleri hakkında bir malumat, şifahi bir an’ane halinde devam edip gelmiştir…”
Konyarlar’ın daha çok Tesalya ve bunun kuzeyinde Sarıgöl de denilen Kayalar ve Selanik’in kuzeydoğusunda toplandıkları görülür. Daha sonraları kuzeye yayılmışlardı. Burhan Göksel, Konyarlar’ın, Konya-Karaman’dan Fatih Sultan Mehmed döneminde 1466 yılında Karamanoğulları ortadan kaldırıldıktan sonra Rumeli’de yerleştirildikleri görüşünde. Makbule Hanım anne soyları hakkında, “annemden sık sık şunları dinledim” diyerek bu bilgileri verir: “Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyük babam Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş. Mevlevi dergahına girmiş orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak…”
Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın babası hakkında, Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’yi ve babası Kızıl Hafız Ahmet Beyi de tanıyan ve doksan yaşında ölen Aydın Milletvekili Tahsin San, şu bilgileri verir: “Atatürk’ün validesi Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Bunlar Selanik’te doğmuşlardır. Bu aile bundan 130 sene evvel Sarıgöl’den Selanik’e gelmişlerdir. Vodina kazasının batısında Sarıgöl Nahiyesinde on altı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve Teselya’nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı Hükümeti’nin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün varlık olmasının ilk oluşlarını kazandıran da Zübeyde anadır.
Zübeyde Hanım, doğuştan akıllı bir kadındır. O’nun oğlu Mustafa üzerindeki etkisini, özveriliğini her zaman saygıyla anmıştır.
Zübeyde Hanım’ın ailesi de Ali Rıza Efendi’nin ailesi gibi Anadolu’dan Rumeli’ne göçen Türkmenlerdendir. Babası Sofu-zade Sadullah Ağa’dır. Selanik yakınlarındaki Langaza’da toprak ve ticaret işleriyle uğraştığı bilinmektedir.
“Zübeyde Hanım, Bulgar sınırının ötesinde Slavlar kadar sarışındı; düzgün, beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik’in batısında Arnavutluğa doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası Türklerin Makedonya’yı ve Teselya’yı almalarından sonra Anadolu’nun göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım, damarlarında ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hala Toros dağlarında özgür yaşayışlarını sürdüren sarışın Yörüklerin kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı.”
Zübeyde Hanım’ın Hayatı
Mustafa Kemal Atatürk’ün soy kütüğü üzerinde araştırmalarda bulunan Burhan Göksel de Zübeyde Hanım’la ilgili olarak şunları belirtir:
“1. Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım’ın anasının adı Ayşe (Aişe)” babasının ki de Fatih Sultan Mehmet’in Konya-Karaman bölgesinden Rumeli’ye gönderip iskan ettirdiği yörük ailesinden gelen “Sofi-zade Feyzullah Efendi” olduğu,
2. Zübeyde Hanım’ın aynı ana ve babadan, “Hasan Ağa, ve Hüseyin Ağa” adlarında iki erkek kardeşinin bulunduğu”dur.
Kısaca “Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyu Kızıllar, Cemaatine dayanır. Baba tarafından, dört bin yıl ötesinde Kırgızlar’a kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Anne tarafından Bozuluslar’a bağlı “Sofu, Sofulı, Sofulu, Sofular, Sofuzade” aşiret ve cemaatlerin bir ferdidir. İlişikte sunacağım iki belgeden anlaşıldığına göre, Mustafa Kemal Atatürk’ün ana tarafının, Yunus Emre’nin torunları”dır.
“İstanbul’daki Başbakanlık Arşivi’nde (Eski Hazine-i Evrak) bulunan H.924 tarihli bir kayıtta “Yunus Emre’nin Horasan’dan Dervişleriyle birlikte topluca Anadolu’ya gelip Ladende (Karaman) da yerleşen Hacı İsmail’in cemaatinden olduğu yazılıdır.
Ali Rıza Efendi’nin Zübeyde Hanım’la
Evlenmesi
Ali Rıza Efendi, bir gece düşünde ak saçlı, ak sakallı bir pir’le bir genç kız görür.
Bu pir kızı Ali Rıza Efendi’ye göstererek, “Bu kız senin kısmetin, senin helalin oğlum” der. Ali Rıza Efendi bu kıza aşık olur. Uykudan kalkınca ablası Hatice Hanım’ın yanına gider. Başından geçenleri anlatır. Bu güzel kızla evlenmek istediğini söyler. Ne yapıp ne edip onu bulmasını ister. Hatice hemen seferber olur. Tam bir buçuk yıl Selanik mahallelerinde bu kızı araştırır. Sonunda kızı bulur. Bu kız Langaza yöresinden Sarıgöllü Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Hatice hemen kızın ailesine başvurur. Kızı kardeşine almak ister. Ancak, kızın annesi diretir, “benim everecek, yaşı geçkin bu oğlana verecek kızım yok” der. İş uzar. Bu arada Zübeyde Hanım’ın üvey kardeşi Hüseyin Ağa araya girer. Böylece Ali Rıza Efendi’nin düşü gerçekleşmiş olur. 1870 yılında Zübeyde Hanım ile Ali Rıza Efendi evlenir. Zübeyde evlendiğinde 13-14 yaşında idi. Kızı Makbule Hanım anılarında, “Annemin gençliği gözümün önünde…Uzun boylu, ince yapılı, altın saçlı, yeşil gözlü bir kadın. Çocuklar annelerini öteden beri, dünyanın en güzel kadını olarak düşünürler. Fakat annem, gerçekten güzeldi…” der.
Evlendikten sonra, “Zübeyde Hanım’ın Ali Rıza Efendi’den altı çocuğu oldu. Bunlar sırasıyla; Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye’dir. Ama yalnızca Mustafa ile Makbule yaşadı.
Atatürk Nerede, Ne Zaman Doğdu?
Mustafa Kemal’in doğum günü kesin olarak bilinmiyor. Kaynaklar birbirinden farklı bilgiler veriyor bize. Bekir Tünay Gazi’nin Doğuş Destanı 1 adlı yapıtına göre, doğum günü 1881, Genel Kurmay Harp Tarihi Başkanlığı’nca 1939 yılında yayımlanan 114 sayılı Askeri Mecmua’nın olağanüstü nüshasında ise 1880’dir.
1’den devam
Yine Türk ve İslam Ansiklopedilerinde 1881, Atatürk’e Ankara Nüfus Memurluğu’ndan verilmiş olan nüfus tezkeresinde ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümü’nde 1881’dir.
Falih Rıfkı Atay Çankaya adlı yapıtında, Atatürk’ün 1881 tarihinde Selanik’te Ahmet Subaşı Mahallesi’nde Sanayi Okulu karşısında orta halli bir ahşap evde doğduğunu yazar. İbrahim Cüceoğlu’nun “Zübeyde Ana“ adlı yapıtında da “Yıllardan 1881, aylardan mayıs, günlerden Mayıs’ın 199’u perşembedir. Selanik’te, bazılarının Hatuniye olarak adlandırdığı Ahmet Subaşı Mahallesi’ndeki üç katlı evde ninniler hem mutlu hem kuşkuludur. Doğan çocukları ölmüştür ardarda. Zübeyde Ana’nın. Kuşkular, korkular bundan doğmadır. Ninninler mutludur bu kez; Mustafa bir başka bebektir çünkü. Çakmak çakmaktır gözleri; altın perçemleri sarkıyordur mavi gözlerine doğru. Babasının çehresini andırmaktadır.”
Lord Kinross’da “Mustafa Kemal’in bir Makedonyalı olduğunu, doğum yeri, vilayetin deniz açıldığı kozmopolit bir liman olan Selanik, doğrum tarihinin de 1881olduğunu yazar. Hikmet Bayur, Atatürk’ün Hayatı ve Eseri adlı yapıtında şu açıklamada bulunur. “XIX uncu yüzyılda hele taşralarda kayıtlar pek eksik olduğundan onun doğum günü bilinmemektedir. O, Rumi 1286 yılında doğmuş olarak kayıtlı olduğuna göre 1880 veya 1881 de doğmuş demektir. Adı Mustafa idi.”
10 Kasım 1936 günü Dışişleri Bakanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne 21081/117 sayı ile şöyle bir yazı gelir:
“Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğine,
İngiltere Maslahatgüzarı Mösyö Margam Vekaletimize müracaat ederek Reisicumhurumuzun yevmi veladeti münasebetiyle İngiltere Kralı Sekizinci Edward tarafından hususi ve samimi bir tebrik telgrafı çekileceğini söylemiş ve Atatürk’ün doğum tarihinin bildirilmesini rica etmiştir.
Keyfiyeti arz eder ve İngiltere Büyükelçiliği’nce talep edilen malumatın tensip buyurulduğu takdirde iş’arına müsaadelerinizi rica ederim.
Hariciye Vekili yerine Elçi Türkgeldi. 12. böl. sonu

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz