ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

BİLİNMEYEN YAKIN TARİH ve ATATÜRK (9)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 19 Kasım 2015 - 17:34:44

Atatürk ve Konyarlar
Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da Anadolu’dan gelerek Rumeli’ye yerleşen Yörük ya da Türkmenlere dayanır. Dedesi Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa’dır.
Vodina Sancağı’na bağlı Sarıgöl de denilen Kayalar’dan göçerek Selanik yakınlarındaki “Lankaza’ya yerleşti. “Sarıgöl ahalisi Türkmendi, Teselya’nın Türklere geçmesinden sonra Anadolu’dan getirilerek buraya yerleştirilmişti. Sarıgöllüler ne yaşayışlarını, ne geleneklerini, hatta ne de kılık kıyafetlerini değiştirmemişlerdi. Çınarlı Mahallesinde Hacı Sofu’ların delikanlı çocuğu Feyzullah, Ayşe adında bir kızla evlendirildi. Bu evlilikten Hasan Ağa, Hüseyin Ağa ve Zübeyde Hanım dünyaya geldi. Hasan Ağa Lankaza’da bir aşçı dükkanı tutuyor, Hüseyin Ağa ise Selanik eşrafından Hacı Süleyman Bey’in Çal Çiftliği’nde kahyalık yapıyordu.
Zübeyde Hanım’a gelince; daha çocukluğunda okuyup, yazma öğrenmişti. Selanik’in akıllı, okuryazar kadınlarına Molla demek adetine uyularak ona da Zübeyde Molla dediler.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da, Yörük ya da Türkmenlere dayanır. Konya Karaman’dan Rumeli’ye gelen bu Yörük grupları Konyarlar şeklinde anılır. Prof. Dr. Mehmet Tayyib Gökbilgin, Konyarlar’ın Rumeli’ye geliş ve yerleşmeleri ile ilgili olarak yapıtında şunları yazar: “Sonuncu ve nispeten kabule şayan ihtimal bunların 2.Murad fakat bilhassa Fatih zamanlarında, Karamanoğulları ile mücadeleler sırasında ve bundan sonra, Karaman, Konya ve Ankara civarından Türk aşiretlerinin bu mıntıkalara iskan edildiğidir. O civarın etnik tesmiyeyi verdirmiş ve bu ad komşuları arasında yaşamış, kendilerinde ise, menşeleri hakkında bir malumat, şifahi bir an’ane halinde devam edip gelmiştir…”
Konyarlar’ın daha çok Tesalya ve bunun kuzeyinde Sarıgöl de denilen Kayalar ve Selanik’in kuzeydoğusunda toplandıkları görülür. Daha sonraları kuzeye yayılmışlardı. Burhan Göksel, Konyarlar’ın, Konya-Karaman’dan Fatih Sultan Mehmed döneminde 1466 yılında Karamanoğulları ortadan kaldırıldıktan sonra Rumeli’de yerleştirildikleri görüşünde. Makbule Hanım anne soyları hakkında, “annemden sık sık şunları dinledim” diyerek bu bilgileri verir: “Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyük babam Feyzullah Efendi’nin büyük amcası Konya’ya gitmiş. Mevlevi dergahına girmiş orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak…”
Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın babası hakkında, Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’yi ve babası Kızıl Hafız Ahmet Beyi de tanıyan ve doksan yaşında ölen Aydın Milletvekili Tahsin San, şu bilgileri verir: “Atatürk’ün validesi Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Bunlar Selanik’te doğmuşlardır. Bu aile bundan 130 sene evvel Sarıgöl’den Selanik’e gelmişlerdir. Vodina kazasının batısında Sarıgöl Nahiyesinde on altı köyden ibaret olan bu nahiye, ailesi Makedonya ve Teselya’nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı Hükümeti’nin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün varlık olmasının ilk oluşlarını kazandıran da Zübeyde anadır.
Zübeyde Hanım, doğuştan akıllı bir kadındır. O’nun oğlu Mustafa üzerindeki etkisini, özveriliğini her zaman saygıyla anmıştır.
Zübeyde Hanım’ın ailesi de Ali Rıza Efendi’nin ailesi gibi Anadolu’dan Rumeli’ne göçen Türkmenlerdendir. Babası Sofu-zade Sadullah Ağa’dır. Selanik yakınlarındaki Langaza’da toprak ve ticaret işleriyle uğraştığı bilinmektedir.
“Zübeyde Hanım, Bulgar sınırının ötesinde Slavlar kadar sarışındı; düzgün, beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik’in batısında Arnavutluğa doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası Türklerin Makedonya’yı ve Teselya’yı almalarından sonra Anadolu’nun göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım, damarlarında ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hala Toros dağlarında özgür yaşayışlarını sürdüren sarışın yörüklerin kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı.”
Atatürk ve Konyarlar
Mustafa Kemal Atatürk’ün soy kütüğü üzerinde araştırmalarda bulunan Burhan Göksel de Zübeyde Hanım’la ilgili olarak şunları belirtir:
“1.Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım’ın anasının adı Ayşe (Aişe)” babasının ki de Fatih Sultan Mehmet’in Konya-Karaman bölgesinden Rumeli’ye gönderip iskan ettirdiği Yörük ailesinden gelen “Sofi-zade Feyzullah Efendi” olduğu,

2.Zübeyde Hanım’ın aynı ana ve babadan, “Hasan Ağa, ve Hüseyin Ağa” adlarında iki erkek kardeşinin bulunduğu”dur.
Kısaca “Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyu Kızıllar, Cemaatine dayanır. Baba tarafından, dört bin yıl ötesinde Kırgızlar’a kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Anne tarafından Bozuluslar’a bağlı “Sofu, Sofulı, Sofulu, Sofular, Sofuzade” aşiret ve cemaatlerin bir ferdidir. İlişikte sunacağım iki belgeden anlaşıldığına göre, Mustafa Kemal Atatürk’ün ana tarafının, Yunus Emre’nin torunları”dır.
“İstanbul’daki Başbakanlık Arşivi’nde (Eski Hazine-i Evrak) bulunan H.924 tarihli bir kayıtta “Yunus Emre’nin Horasan’dan Dervişleriyle birlikte topluca Anadolu’ya gelip Ladende (Karaman) da yerleşen Hacı İsmail’in cemaatinden olduğu yazılıdır.
Atatürk’ün soyu ile ilgili elimizdeki en sağlam bilgiler öncelikle kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım’ın anlattıklarıdır. İkinci olarak, kendisini vere ailesini tanıyan Hacı Mehmet Somer gibi, kimi çocukluk arkadaşlarının verdiği bilgilerdir. Mustafa Kemal dahil aile fertlerinde kuvvetli bir “Yörük, Türkmen olma” bilinci vardır: Atatürk atalarının Konyalı Yörükler oluşundan çok mutluydu. Bir gün İlk Konya milletvekillerinden Naim Hazım Onat’a “Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli’ne Konya’dan göçmüşlerdir” dedi.
Makbule Hanım, Enver Behnan Şapolyo’nun sorduğu “babanız nerelidir?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “Babam Ali Rıza Efendi yerli olarak Selaniklidir. Kendileri Yörük sülalesindendir. Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e ‘Yörük nedir?’ diye sordum. Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.” Yine Şapolyo’nun Ruşen Eşref Ünaydın’dan naklettiğine göre, “Atatürk, çok kere benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir derlerdi.”
Atatürk’ün baba soyu ile ilgili önemli bilgileri verenlerden birisi de Mustafa Kemal’in Selanik’te mahalle ve okul arkadaşı, eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey’dir. Somer’e göre; “Atatürk’ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi öz Türkçe konuşurlar: İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi Yörüktür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler. Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır.”
Atatürk’ün babası ve dedesi “Kızıl Hafız Ahmet’i tanıyan Eski Aydın Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Umumi Müfettiş ve Milletvekili Tahsin Uzer’den Kılıç Ali’nin ve Tahsin San Bey’den Enver Behnan Şapolyo’nun naklettiği bilgiler de, Atatürk’ün baba soyunun “Anadolu’dan Rumeli’ye geçmiş olan Yörüklerden” olduğunu göstermektedir.
Yukarıda da değinildiği gibi, Atatürk’ün baba yanı, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık’a yerleşti. Aile sonradan Selanik’e göç etti. Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet’in taşıdığı “kızıl” lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan “Kocacık”ın da gösterdiği üzere; Mustafa Kemal’in baba tarafından soyu Anadolu’nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan “Kızıl Oğuz” yahut “Kocacık Yörükleri, Türkmenleri”nden gelmektedir. Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti içerisinde bir kısmı hala göçebe yaşamı devam ettiren Yörük olmak üzere, yaklaşık 200.000 civarında Türk yaşamaktadır. Makedonya’nın her tarafına dağınık olarak yaşayan Türklerin en yoğun olarak bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi şehirleriyle Batı Makedonya Bölgesi’dir. Bu şehirlerden başka, Kalkandelen, Ohri, Struga ve Debre, Jupa; Doğu Makedonya’da ise, Manastır, Pirlepe, İştip, Ustrumca ve Kanatlar önemli Türk yerleşim birimleridir.

Atatürk ve Konyarlar
İşte Atatürk’ün dedelerinin Anadolu’dan gelerek yerleştikleri Osmanlı Devleti Döneminde Manastır vilayetine bağlı dört sancaktan biri olan “Debre-i Bala”nın merkezi bugün Batı Makedonya’daki Debre şehridir.
Babası Ali Rıza Efendi’nin doğduğu “Kocacık” nahiyesi de şimdi Jupa bölgesinde yine aynı isimle anılan bir köydür. Köyde şu anda Jupa bölgesi Türk çocuklarının Türkçe eğitim gördükleri Necati Zekeriya Merkez İlkokulu isminde bir okul da bulunmaktadır. 1993 yılında gazeteci Altan Araslı, Kocacık Köyü’ne giderek, burada Atatürk’ün dedesinin evini bulmuştur. “Atatürk’ün Büyükbabasının Evini Bulduk, Atamız Yörük Türkmeni” başlığı ile verilen haberde, Kocacıklılarla yapılan konuşmalar da göstermektedir ki, Atatürk’ün baba soyu hakkında nakledilen bilgiler doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlar tarafından hala canlı bir şekilde hatırlanıp, anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan Kocacık Köylülerinde de, “Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci” vardır.
Araslı’nın Üsküp’te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor: “Ali Rıza Efendi, Manastır vilayetinin, Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık’ta dünyaya geldi. Kocacık’ın nüfusu tamamen Türk. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu’dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların Türkmen boyundanız. Atatürk’ün büyük babası, İşkodyalılar ailesinden, baba annesi ise Golalar ailesinden gelmektedir. İşkodyalılar, İşkodya’dan, ‘hudut gazileri’ anlamını taşımaktadır. Dedesi, Kocacık’ın Taşlı Mahallesi’nden, babaannesi ise Yukarı Mahallesi’ndendir. Ayşe Hanım, Taşlı Mahallesi’ne gelin gelmiştir. Kırmızı Hafız Mehmet Efendi, Çınarlı Mahallesi’nde ilkokul öğretmenliği yapmış. Kocacık’ın Taşlı Mahallesi’nin üst tarafında bir yokuş vardır. Önünde küçücük bir derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte Ata’nın büyük babasının evi oradaydı. Kocacık’tan temelli göç ettikleri zaman, evlerini Etem Maliklere satmışlar. Malik’in oğlu Hayrettin İzmit’te oturmaktaydı.”
Yine Üsküp’te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa Altan Araslı’ya şu bilgileri vermiştir: “Atatürk’ün dedesinin adı Kırmızı Hafız Ahmet Efendidir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan kardeşi Mehmet Efendi’dir. Baba annesinin adı da Ayşe Hanım’dır. Daha sonraları Ahmet Efendiye ‘firari’ denmeye başlamış. Firari, Rumeli’de, ‘gurbetçi’, ‘gurbete çıkan’ anlamına gelmektedir. Yalnız, Selanik’te vuku bulan bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık’ın toprağı münbit değildir. Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle, Ahmet Efendi, Yukarı Mahalle’den Feyzulllah Pehlivan ve Taşlı Mahallesi’nden Fazlı Ağa ile birlikte Selanik’e çalışmaya gitmişler. 1876 yılının Mayıs ayında bir gün yolda bir olaya tanık olmuşlar… “Murat Ağa sonra doğruluğu şüpheli bir olayı anlatarak sözlerine son vermektedir. Murat Ağanın burada verdiği tarih de yanlıştır. Çünkü, Atatürk’ün babasının yaklaşık olarak 1839 yılında Selanik’te doğduğunu bildiğimize göre, aile zaten bahsedilen tarihlerde Selanik’e taşınalı epeyce olmuş olmalıdır. Nitekim Araslı’nın verdiği bilgilere göre, Ahmet Efendi’nin Kocacık’tan 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi)’nden otuz yıl kadar önce taşındığını; köyden ilk ayrılan da Mustafa Kemal’in Büyük Amcası Kırmızı Mehmet Efendi olduğunu köylüler anlatmaktadırlar.
Araslı’nın Üsküp’te görüştüğü bir diğer Kocacıklı da Kocacık’ın Yukarı Mahallesinden, Dolakar ailesinden, Behlül ve Hatice Kızı Maksude Yıldız’dır. Maksude Yıldız anlatıyor: “Harekat Ordusu’nun İstanbul’a yürüyüşü tüm Balkanlarda büyük heyecan yaratmıştı….Harekat Ordusu’nun faaliyetleri en güncel konuydu. Mensupları da meşhur olmuştu. Şevket Paşa’nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik. Kimdir, neyin nesidir derken, Kırmızı Hafız Ahmet Efendi’nin torunu, Ali Rıza’nın oğlu Mustafa Kemal olduğunu söylediler.”
Gazeteci Altan Araslı, Üsküp’teki bu Kocacıklılardan bu bilgileri aldıktan sonra, Birlik Gazetesi (Üsküp’te Türklerin yayımladıkları gazetedir)’nden Remzi Canova ile birlikte Rumeli’nin meşhur Kaz dağlarını, Maya dağlarını tırmana tırmana sarp bir dağ köyü olan Kocacık’a dört saatlik bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyorlar.
Burada kendilerine köylülerden İsmail Yahya Atatürk’ün dedesinin evini gösteriyor. Onlar geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine söz giriyor ve “ evladım doğrudur, onların eviydi” diyerek İsmail Yahya’nın sözlerini onaylıyor.
Mevcut bilgilere göre Atatürk’ün baba soyu Aydın-Söke’den göçürülerek Makedonya’ya gelmişlerdir. Manastır vilayetine bağlı Debre-i Bala Sancağı’nın Kocacık nahiyesi (Köyü)’ne yerleşen aile takriben 1830’larda Selanik’e göçmüştür. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi burada takriben 1839 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi’dir. Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin Kızıl Hafız Mehmet Efendi isminde bir erkek, bir de Nimeti Hanım isminde bayan iki kardeşi vardır. Atatürk’ün baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi tarafında devam etmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun oğlu Salih Efendi ve ikinci eşi Müberra Hanımdan devam eden aile, torunlarla yedinci kuşağa ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk’ün Müberra Hanıma “Yenge” şeklinde hitap ettiğini biliyoruz. Bunların beş çocuğundan birisi olan Necati Erbatur, 28 Eylül 1927 günü Dolmabahçe Sarayı’nda nişanlanmış; diğer çocukları Vüsat Erbatur’un kızı Nesrin Hanım ile Feridun Söğütligil’in nikahları 2 Ekim 1937 günü Park Otel’de yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.
Ali Rıza Efendi’nin Ailesi
Atatürk’ün soyu ile ilgili elimizdeki en sağlam bilgiler öncelikle kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım’ın anlattıklarıdır. İkinci olarak, kendisini vere ailesini tanıyan Hacı Mehmet Somer gibi, kimi çocukluk arkadaşlarının verdiği bilgilerdir. Mustafa Kemal dahil aile fertlerinde kuvvetli bir “Yörük, Türkmen olma” bilinci vardır: Atatürk atalarının Konyalı Yörükler oluşundan çok mutluydu. Bir gün İlk Konya milletvekillerinden Naim Hazım Onat’a “Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli’ne Konya’dan göçmüşlerdir” dedi.
Makbule Hanım, Enver Behnan Şapolyo’nun sorduğu “babanız nerelidir?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “Babam Ali Rıza Efendi yerli olarak Selaniklidir. Kendileri Yörük sülalesindendir. Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e ‘Yörük nedir?’ diye sordum. Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.” Yine Şapolyo’nun Ruşen Eşref Ünaydın’dan naklettiğine göre, “Atatürk, çok kere benim atalarım Anadolu’dan Rumeli’ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir derlerdi.”
Atatürk’ün baba soyu ile ilgili önemli bilgileri verenlerden birisi de Mustafa Kemal’in Selanik’te mahalle ve okul arkadaşı, eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey’dir. Somer’e göre; “Atatürk’ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi öz Türkçe konuşurlar: İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi Yörük’tür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler. Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır.”
Atatürk’ün babası ve dedesi “Kızıl Hafız Ahmet’i tanıyan Eski Aydın Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Umumi Müfettiş ve Milletvekili Tahsin Uzer’den Kılıç Ali’nin ve Tahsin San Bey’den Enver Behnan Şapolyo’nun naklettiği bilgiler de, Atatürk’ün baba soyunun “Anadolu’dan Rumeli’ye geçmiş olan Yörüklerden” olduğunu göstermektedir. 9.böl.sonu

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz