GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

BRATİSLAVA’DA TÜRK İZLERİ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Ağustos 2015 - 17:33:53

Puslu ve Gri Şehir
Yıllık ortalama sıcaklığın 11 °C olduğu şehirde sıcak bir iklim görülüyor son iki yıldır. 2008 yılı verilerine göre, yıllık yağış miktarı yaklaşık 556,5 mm’dir. Güneş ışığından maksimum yararlanma süresi yılda ortalama 2 saattir. Tuna nehrinin 172 Km’lik uzunluğu Bratislava ve Slovakya sınırları içinde akmaktadır. İdari olarak Bratislava 5 ilçe ve 17 şehir bölümünden oluşur.
Çekçe’ye Benzeyen Bir Dil: Slovakça
Bratislava’da hemen hemen herkes, Slav Dillerinin Batı koluna mensup Slovakça konuşmaktadır. Slovakça, Çekçe’ye çok benzemektedir. Lehçe konuşanlar Slovakça’yı, Çekçe konuşanlar kadar anlamazlar. Slovakya’nın güney kesiminde yaşayan Macarlar, Slovakya nüfusunun yüzde 10’unu oluştururlar ve Macarca konuşurlar. Bratislava’daki Macarlar da Macarca konuşmayı tercih etmektedir. Bratislava tarih boyunca Almanlar, Macarlar ve Slovaklar tarafından ortak yaşanılan bir kent olduğundan “üç dilli bir şehir” olarak tanındı. Bratislava için bu gelenek gurur verici olarak görülmekte ve günümüzde de bu geleneği korumak için çaba sarf edilmektedir. Almanca ve İngilizce özellikle gençler tarafından, yaygın ikinci dil olarak konuşulmaktadır. Yaşlı kuşaklar okullarda Rusça dil eğitimi aldıklarından, onlarla Rusça konuşmak da mümkündür.
Tuna’nın İncisi mi, Gri Yüzü mü?
Maria Theresia, Macar Kraliçesi olarak Bratislava’da taç giydikten sonra bu şehri “Tuna’nın İncisi” olarak adlandırsa da, Bratislava’ya tek başına bu unvanı vermek Budapeşte’ye ve Prag’a haksızlık olur. Slovakya’nın tarihinde önemli yere sahip olan ve çoğu Tatar Türklerinin akınlarına karşı yapılan kaleler, Osmanlıların bu bölgeye uzanmasından sonra daha da önem kazanmıştır. Özellikle Orta Avrupa ülkelerinin çoğunda olduğu gibi önceleri Napolyon, daha sonra da Hitler döneminde tümüyle yerle bir edilen bu kaleler “aslına uygun” tarzda yeniden inşa edilmiş. Bu kaleleri ziyaret ederken Avrupalının ruhundan fışkıran vahşi hırsların neleri yok ettiğini yerinde kavrayabilirsiniz. Avrupa ülkelerinin çoğunun “tarihi eser” diye pazarladıklarının “gerçeğin soğuk bir kopyası” olduğunu unutmamanız gerekiyor. Müzeler bile sizlere bu gerçekleri unutturamıyor.
Slovakya için “diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak bu kaleleri daha sonra saraya çevirmemiş ve eski sahiplerine, halka geri vermiştir” denilse de, ziyaret ettiğiniz kalelerde “halk” bulmak hayli zor.
Çiçek Koparmak Yasak
Slovakya’yı gezerken Erciyes Dağında çokça yetişen, dönüp bakmadığımız “Arslan Pençesi” adlı çiçeğin kopartılmasının dahi yasak olduğunu öğrendiğinizde, bir ülke için biyolojik çeşitliliğin ne denli önemli olabileceğini bir kez daha kavrıyorsunuz.
“Prag Baharı”nı Bratislava’da Hatırlamak
Bratislava’yı gezerken “Prag Baharı”nın mimarı Alexander Dubcek’i anmamak olmaz. Peki kimdi bu Dubcek? 1968 yılında Çekoslavakya Komünist Parti Genel Sekreterliği’ne getirilen Dubcek, zamanın Çek ve Slovaklarının ortak devleti olan Çekoslovakya’da Slovakların daha fazla hak elde etmesi için çaba harcamış, derneklerde de siyaset yapmanın yolunu açmış, sansürü gevşetmişti. Dubcek’in reform niteliğindeki bu çabaları “Hümanist Sosyalizm” olarak adlandırılmasına rağmen “Çekoslovakya’nın Sovyetler Birliği’nin kontrolünden çıkması” olarak algılandığından Sovyetler Birliği askerleri Prag’ı işgal etmişti. 1989 yılında Parlamento Başkanı olarak siyasete geri dönmüş ve 1992 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Slovakya’da da “Çek” lafı ederseniz büyük tepki alıyorsunuz. Nedeni ise basit: Slovaklar, Çeklerin kendilerini sürekli “ikinci sınıf” olarak lanse etmeye çalıştıklarından şikayet ediyorlar. Macar Kralı 2. Ferdinand, 1618 yılında Bratislava’da taç giydiği için, eski şehirde(Oldtown) her yıl otantik taç giyme töreni yapılmaktadır. Bu kutlama, kraliyetin saygınlığını ortaya koymak ve şehrin muhteşem atmosferini yaşatmanın yanında, doğal olarak tanıtım ve turizm geliri elde etmek için otantik olarak tekrarlanmaktadır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz