Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
GÜNER KARABULUT

CİGARAMIN DUMANI

Bu haber 03 Eylül 2018 - 10:42 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.
CİGARAMIN DUMANI

İkinci dünya savaşı sonrası yerle bir olmuş Almanya, 1968 yılına gelindiğinde sanayi de müthiş bir ilerleme kaydetmiş ve kendi çalışan sayısı yetmediği için bizden işçi talep etmişti. Biz ise birbirimizin boğazını sıkmak ve daha önce yapılmış uçak, silah fabrikalarını kapatmak ile meşgul olduğumuzdan, işçi fazlamız vardı. Neticede ilk gurbetçi işçilerimiz Almanya’ya çalışmak üzere yola çıktılar. Senede bir ay olan izinlerini geçirmek ve geriye giderken tarhana, bulgur götürmek için geldikleri vatan topraklarında, onları karşıdan tanımak mümkün olurdu. Yetmişlerin başları ve ahalinin büyük çoğunluğu kasket giymekte. Alamancılar ise fötr şapka giyerdi. Kenarında mutlaka bir tüy olurdu.

Ülkede çoğunluğun Birinci ve Bafra sigarası içtiği zamanlar. Fitreli sigara pahalı. Herkes alamıyor ve ucuz olduğu için filtresiz sigara tercih ediliyor. Alamancılar ise oturdukları kahvede yabancı marka fitreli sigarayı masaya atar ve herkesin bir tane yakması için ısrarcı olurlardı. Kendine yapılan filtresiz sigara ikramını ise “Öksürtüyor” diye geri çevirirlerdi. O zamanlara denk gelir Camel sigara paketini incelemem. Sigara paketinin arka yüzünde ingilizce bir yazı var. Ingilizce’yi sökmeye çalışıyorum, öğrenciyim henüz. Şöyle yazıyordu. “Türk ve Amerikan tütünlerinden yapılmıştır” Demek ki bizim sattığımız tütünler Amerikan sigarasında kullanılıyor ve biz bu satıştan döviz elde ediyorduk. Gurur duydum.
Aradan yıllar geçti. 1984 yılında Özal iktidarı başa geldi ve serbest piyasa ekonomisine geçiyoruz diye bir yaygara başlattı. Bu lafın Türkçesi “Altta kalanın canı çıksın” diye tercüme edilebilir. İthalat serbest bırakıldı ve ilk iş yabancı sigara girdi piyasaya. Kaçak olarak, torbacı tabir edilen kişilerin sattığı sigaralar, artık bakkal raflarına gelmişti. Rekabet ortamı kaliteyi artırma üzerine kurulu iken, bizim sigaralara bir haller oldu. Kalite her geçen gün geriye gitmeye başladı. Ülkenin dövize ihtiyacı olduğu bir dönemde, biz her yıl turizm gelirleri kadar, sadece sigara için para ödemeye başladık dış ülkelere. Ama bu yetmedi tabi ki ithalatçı firmalara. Sigara pazarını tamamen kendi ellerine geçirmek istiyorlardı. Özal da buna çanak tutuyordu.
Dünya tütün pazarında bir yeri olan Türk tipi tütün yerine, Amerika’dan ithal tohum ile Virginia tütünü ekilmeye başlandı Türkiye de. Tohum ithal etme geri zekalığı o günlerde başladı. Hem uluslararası tütün pazarımız kayboldu hem de aşırı bir üretim fazlası oluştu. Söğüt yaprağını andıran Türk tütünü yerine lahana yaprağı gibi Virginia ekilince, depolar doldu taştı. Devlet yeni ürünü alabilmek için bir önceki yıldan kalan tütünleri yakmak zorunda kaldı. Sigara üretimi kalitesiz ve tütün çok fazla. Durum böyle olunca milyar dolarlık sigara piyasası yabancı firmaların eline geçti. Yakacağı tütün için de üreticiye para ödemeye devam etti. Çünkü binlerce aile tütün ekiminden geçim sağlıyordu. Böylece kaldı mı? Tabi ki kalmadı.
ikibinli yıllarda liberal ekonomi için yanıp tutuşan bir ekip iktidara geldi. Çikita muz ile başlayan serüven İsrail domatesi, Iran fıstığı, Brezilya eti derken Bulgar samanı ile zirve yaptı. Herşeyi dışarıdan almaya başladı bu ekip. Sebep olarak da dışarıdan gelen ürünün daha ucuz olmasını gösterdi. Ürün daha ucuz değildi aslında. Ucuz olan, uluslar arası para birimi dolardı. Ucuz dolar ile yapılan ithalat, piyasada bir bolluk ve yalancı bir refah getirdi. Aynı zaman da tarım ve hayvancılık ağır darbe yedi. Peki yurtdışına tarım ve et ihtiyacı için çıkan para, yerine başka mal satarak konulabildi mi? Hayır,  konulmadı ve cari açık her geçen gün katlanarak büyüdü. Özelleştirme adı altında satılan devlet malları ile bu durum bir müddet idare edildi. Ama deniz bitti. Yalancı bahar sona erdi.

Yıllardır yapılan ekonomik yanlışlar bu gün sanki bir haçlı saldırısına uğramış gibi vatan millet Sakarya edebiyatı yapılıyor. Ekonomik fiyasko siyasi hamaset ile kapatılmak isteniyor.
Peki çare nedir? Çare, milli siyaset ile eş zamanlı milli ekonomi ve milli birlik zamanı. Başka çaresi yok.

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA