AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

ÇOCUKLARDA HAYAL GÜCÜ VE YARATICILIĞIN YOLCULUĞU: OYUNCAKLAR
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 31 Temmuz 2015 - 18:05:59

Çocukların yuva ve eğitim kurumlarına başlama yaşlarının daha erkene çekilmesi, anne-babaların okulla ilgili başarı beklentilerinin yüksek olması, bilginin yalnızca yapılandırılmış öğrenme ortamlarında edinilebileceğine dair yanlış düşünceler, bilgisayar ve TV gibi teknolojik araçların günlük yaşantımızdaki yeri; çocuklarımızın hayatlarında oyuna git gide daha az yer bırakmakta.
Oysa çocukların bir yetişkin tarafından kısıtlanmadan ve yönlendirilmeden, herhangi bir şey öğretme kaygısı güdülmeden oynadıkları hayali, yaratıcı oyunlar gelişimleri için son derece önemli. Çocuklarda, hayal gücü ve yaratıcılığın ortaya çıkışı ile oyun gelişimi paralel olarak ilerler. Bebeklikten ilk iki yıla kadar geçen süre içinde çocukların oyunları fiziksel gelişimlerindeki aşamalara dayanan hareketleri içerir. Bu dönemde çocuklar yoğun bir enerji ile hareket etme odaklı oyunlar oynarlar.
Hareketli oyuncakların peşinden emekleme, mama sandalyesinden tekrar tekrar oyuncak atma, yüksek yerlere tırmanma, parmak uçlarında koşma, yerde dönme ve bunun gibi harekete dayalı oyunlar yaşamın ilk iki yılında sıkça gözlemlenir… Elbette bu oyunlar, kas gelişimini ve denge-koordinasyon becerilerini desteklemek açısından son derece önemlidir. 2–3 yaş civarında ise, zihinsel ve dil gelişiminin belli bir olgunluğa gelmesi ile soyut düşünme becerisi gelişmeye başlar.
Yaşamın ilk iki yılında ağırlıklı olarak gözlemlenen hareket odaklı oyunlar, soyut/ sembolik düşünme becerisinin gelişmeye başlaması ile birlikte, yerini hayali oyunlara bırakmaya başlar. Genellikle bu hayali oyunların ilk örnekleri çocuğun ya da çevresindekilerin günlük hayattaki rutinlerini taklit etmeye dayanır. İlk hayali oyun örneklerinde, çocuklarımızın bir bebeğe mama yediriyormuş gibi, su içiriyormuş gibi, ya da telefonda birisiyle konuşuyormuş gibi yaptıklarını gözlemleriz. Bu nedenledir ki sembolik oyunlar çocuklar ve yetişkinlerin günlük dilinde‘-mış gibi’ oyunlar olarak da tanımlanır.
Şaşırtıcı bir şekilde çocuklarımız son derece iyi gözlemcilerdir ve günlük hayatta gözlemledikleri fiziksel ya da duygusal detayları ayrıştırmadan repertuarlarına katar ve bunları hayali, ‘gibi gibi’ oyunlarında sergilerler. Örneğin, 2–3 yaşlarındaki bir çocuk tamirat yapan babasının elindeki çekici öfkeyle çiviye vurduğunu gözlemlemişse, bir şey çakıyormuş gibi yaptığı oyununda da yüzünde bu öfkeli ifadeyi yansıttığını görürüz. Yine bu yaşlardaki bir kız çocuğu ablasının yüzünde kocaman bir gülümseme ile dans ettiğini gözlemlemişse, ablası gibi dans ettiği oyununda yüzüne kocaman bir gülümse konduracaktır.
HAYAL GÜCÜNÜN OYUNCAK VE OYUNDAKİ YANSIMALARI
Daha erken yaşlarda taklide dayanan ‘-mış gibi’ oyunlar, 3–5 yaşları arasında yerini son derece yaratıcı özelliklere sahip, hayali oyunlara bırakır. Bu dönemdeki oyunlarda, çocuklar gerçek hayatta bir şekilde kullanılan bir nesneyi oyunda bambaşka bir amaca yönelik kullanmayı hayal edebilirler.
Oynamak için seçilen boş bir kutu bir hayvan çiftliği olarak kullanılıyor iken, biraz sonra denizde yol alan bir gemiye dönüşebilir. Oyundaki konu ve oyuncuların rolleri, çocukların düşünce akışı ve çağrışımları doğrultusunda bambaşka bir yöne doğru ilerleyebilir. Oyunun bir yerinde garson iken, bir kaç dakika sonra bir çocuğun annesi olabilirler.
Kurallı ve eğitsel oyunlar, eğitici ve yararlı olmakla birlikte çocukların yaratıcı düşüncelerini geliştiren aktiviteler değildir. Bu aktivitelerin yanı sıra, 2–3 yaştan itibaren serbest oyuna zaman ayırmak; hamur, boya kalemleri, küpler ve pek çok çeşitli materyaller ile çocuklarımızla önceden planlanmamış herhangi bir şey yaratmak; yani çocuklarımıza ‘açık uçlu’ aktiviteler sunmak yaratıcılığı besler.
Günümüzde oyuncak her kesimden insanın rahatça edinebileceği kadar ulaşılabilir ve çeşitlidir. Öyle ki, çoğu zaman anne-babalar evdeki oyuncak yığını ile ne yapacaklarını bilemezler. Oysa bir çocuğun sahip olduğu oyuncak sayısı, o çocuğun oyun oynama ve hayal gücü becerisi ile doğru orantılı değildir. Çünkü, aslında çocuklar çevredeki herhangi birşeyi oyuncak olarak kullanabilirler.
Bu nedenle, anne-babaların zaman zaman aslında oyuncak olmayan şeyleri de oyuna katmaları ve çocuklarını hayal etmeye teşvik etmeleri (‘Ne dersin, bu tahta sopayı oyunumuzda nasıl kullanabiliriz?’), ayrıca farklı mekânlarda oynamak için çocuklarını desteklemeleri (‘Haydi bugün kendimize çatıda bir oyun kuralım, ne dersin?’) hayal gücünü ateşleyebilecek etkiye sahiptir.
Problem çözme konusunda inisiyatif verilen çocuklar, problem çözme becerileri daha fazla gelişmiş olan çocuklardır. Günlük hayatta karşılaştıkları zorluklarda, refleks olarak çocuklarımız için çözüm üretmek yerine, önce çözümün kendilerinden çıkmasına teşvik etmek yaratıcı düşüncenin gelişimini destekler. Pürüzlü bir zemin üzerinde küplerden kule yapmaya çalışan ama sağlam bir kule yapamayan 3 yaşındaki çocuğunuza ‘Haydi küpleri masaya getir burada yap’ demek yerine, ‘Kulen devrilip duruyor, devrilmemesi için ne yapmalısın? Ne dersin?’ sorusunu yöneltmek sizin de o an aklınıza gelmeyen bir çözüm üretmesini sağlayabilir. Ne kadar ilgi çekici olursa olsun televizyon, bilgisayar ya da tablet oyunlarının pasif aktiviteler olduklarını unutmayın.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz