ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

ÇOCUKLARIN TELEVİZYON VE DİĞER ETKİNLİKLERE EĞİLİMLERİ

İletişim tarihinde; kitle iletişim araçlarından önce basılı araçların, sonra hareketli filmlerin, daha sonra radyonun, en son olarak da televizyonun geliştiği bilinmektedir. Televizyon yayınlarının başlaması ve gelişmesiyle birlikte diğer kitle iletişim araçlarına karşı duyulan ilginin azaldığı görülmektedir. Televizyonun önde gelen işlevleri arasında eğlendirici ve öğretici nitelikleri sayılabilir. Bunun yanında televizyon bireylerin kendilerini tanımalarına, kişiliklerini geliştirmelerine ortam hazırlayan, zaman zaman izleyicilere düşünme ve eleştirme fırsatı veren önemli bir araçtır. Televizyon görsel ve işitsel duyulara yönelik etkili ve ilgi duyulan bir kitle iletişim aracı olması nedeniyle olumlu hizmetlerinin yanı sıra iyi de ğerlendirilmediğinde, olumsuz sonuçlara da neden olmaktadır. Günümüzde çok izlenen ve hemen hemen her evde bulunan televizyonun çocuk üzerindeki etkilerinin çok olduğu ileri sürülmekte ve çocukların yetişkinlere yönelik programları da izledikleri kabul edilmektedir. Yetişkin programlarında da şiddet ve saldırganlık öğeleri fazla miktarda bulunduğundan çocukların bunlardan etkilenmelerini önlemek pek de kolay olmamaktadır. Kişi günlük yaşamında rutin işleri dışında serbest zamanlarını değerlendirmek için başta eğlence olmak üzere gazete, dergi, kitap okuma, sinema ve tiyatroya gitme gibi çeşitli kültürel faaliyetlere katılmaktadır. Yaşamı değiştiren ve aile yaşamını etkileyen televizyona diğer aktivitelerden daha çok zaman ayrılmakta, çocuklar okuldan arta kalan zamanlarının büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçirmektedir. Televizyon izleyen çocukların sinemaya daha az gittikleri, daha az kitap okudukları ve daha az radyo dinledikleri ileri sürülmektedir. Çocukların televizyonla etkileşimi çok küçük yaşlarda başlamakta ve televizyon seyretme süresi çeşitli etmenlere bağlı olarak değişebilmektedir. Televizyon seyretme süresini çocuğun yaşı, ailenin sosyokültürel düzeyi, ailenin çocuk üzerindeki kontrolü televizyondaki kanal sayısı, yayın saatleri ve çeşitliliği etkilemesine rağmen, teknolojik gelişme düzeyi birbirinden farklı olan ülkelerde, televizyon seyretme süreleri ile ilgili bulguların benzerlik gösterdiği vurgulanmaktadır. Okulöncesi dönemdeki çocukların günde ortalama iki-dört saat, ilkokul çağındaki çocukların ise üç-altı saat gibi bir zamanı televizyon ekranı karşısında geçirdikleri, bu sürenin ergenlik döneminde azaldığı görülmektedir. Televizyon, belirli bir konunun alınmasını isteyen tek yönlü bir uğraş olup birey yalnız verilenleri izlemekte, olaylara katılmamaktadır. Çocukların aile bireyleri ile ilişki kurmaya ihtiyaçları olduğu dönemlerde televizyon bu ihtiyacı engelleyerek bağımlılığı güçlendirebilmektedir. Çocuklar saatlerce televizyon önünde oturarak kendilerini dış dünyadan soyutlamakta, özellikle okulöncesi dönem çocukları televizyonda gördükleri her şeyi doğal ve gerçek olarak algılamakta, bazıları ise şiddet öğeleri içeren programları izlerken korkmakta ve dehşete kapılabilmektedir. İnsanları eğlendirmesi düşünülen bir program çocuklar için bir kâbus haline gelebilmektedir. Televizyonun etkileri konusunda olumlu ve olumsuz birçok görüş ileri sürülmektedir. Kısaca, televizyonun saldırganlık ve şiddete neden olduğu, bireyi bir fantezi dünyasına çekerek gerçeklerden uzaklaştırdığı, tüketim beklentilerini değiştirdiği, aile ve arkadaşlık ilişkilerinden uzaklaştırdığı, göz sağ- lığını bozduğu, hareketsizliğe neden olduğu için genel fiziksel gelişimi olumsuz yönde etkilediği, kolay bilgi edinme alışkanlığını vererek okuma zevkini azalttığı ve okuma süresini kısalttığı söylenebilir. Bunlara karşılık bilgilendirme ve sosyalleştirme işlevleri bulunduğu, uygun programlar izlendiğinde dil ve zihin gelişimini teşvik edici olduğu, kişinin günlük yaşantısında ulaşamayacağı görüntüleri getirerek çevresini zenginleştirdiği, eğlendirici olduğuna dair olumlu etkilerinin bulunduğu da kabul edilmektedir. Ayrıca eğitim ve sosyal davranışları kazandırma konusunda da bir potansiyeli olduğu ileri sürülen televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilmek ve yararlarını artırabilmek için televizyondan öğrenmenin gerçekleştirilmesi ve bu öğrenmeyi yöneten zihinsel ve sosyal mekanizmaların ortaya çıkarılması gerekmektedir.

  • Etiketler
  • Açıklama
  • İletişim tarihinde; kitle iletişim araçlarından önce basılı araçların, sonra hareketli filmlerin, daha sonra radyonun, en son olarak da televizyonun geliştiği bilinmektedir. Televizyon yayınlarının başlaması ve gelişmesiyle birlikte diğer kitle iletişim araçlarına karşı duyulan ilginin azaldığı görülmektedir. Televizyonun önde gelen işlevleri arasında eğlendirici ve öğretici nitelikleri sayılabilir. Bunun yanında televizyon bireylerin kendilerini tanımalarına, kişiliklerini geliştirmelerine ortam […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz