Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

ÇOK AMA ÇOK ÜZÜLÜYORUM…

Bu haber 01 Kasım 2018 - 11:49 'de eklendi ve 86 kez görüntülendi.
ÇOK AMA ÇOK ÜZÜLÜYORUM…

FETÖ denilen vatan haini örgütün, Türk Silahlı Kuvvetlerine kurduğu kumpas sonucunda, Atatürkçü ve bilgili, başarılı bir çok generalin ordudan tasfiyesi sonunda, olmaması gereken rütbe ve makamlardan birine gelen de, Hemşerimiz ve dünün genel kurmay başkanı, bugünün Milli Savunma Bakanı e. Org. Hulusi AKAR…

İlk göreve geldiğinde gerçekten sevinmiştim ama geçen zaman içinde “Devrin adamı” olduğunu gördükçe, bir hemşerim olarak gerçekten üzüntü duymaya başladım…

Görevde olduğu sırada bakın ne demiş!…

“Osmanlı Devleti yıkılmış bir devlet değil, durdurulmuş bir medeniyettir…”

Muhtemeldir ki halen aynı duygu ve düşünceler içindedir.

Peki, bu söylem ve düşünce neyi ifade ediyor sizce?

Evet, Osmanlı’nın, daha doğrusu Osmanlı yönetimi zamanını için tarif edilecek “Osmanlı Kültürü ve medeniyeti” adı altında anlatılabilecek bir zaman dönemi vardır. Temelini “Türk Kültürü ve Medeniyeti”nden alan…

Devlet yönetim tarzından tutun da, aile yapısına kadar var olan…

Kültür ve Medeniyetler, tarih boyunca hiç bir zaman durdurulmamış, yani anlayışlar, kütürler, medeniyetler eklenerek, çoğalarak devam etmiştir.

O halde bu ifade ile neyi anlatmak istemiştir acaba…

Ayrıca, böyle bir söz, bulunduğu mevkie ve göreve uygun mudur?

XXX

Hani “Dilim boğazıma aktı” derler ya…

Aynen öyle oldum, nefes alamaz oldum, nutkum tutuldu…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, donarak şehit olan askerler için soru yöneten CHP Genel Başkanına; “Şahadetin içinde kurşunla şahadete girmek var, donarak şahadete yürümekte var…”

Öncesinde de örnek olarak “Benim dedem, tüfeğine sarılı olarak Sarıkamış’ta donarak şehit oldu” dedi. Ne var ki bu söylediğinin kayıtları, TSK’nın kayıtlarında bulunamamıştı…

Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan arşiv taramaları sonucunda; Rize Askerlik Şubesi Başkanlığına ait 8355 Numaralı Askerde Kayıp olanlara ait Silahaltı defterinin 213’üncü sayfasında, Rize ili Ulucami köyünden Mutioğullarından lakaplı Mustafa oğlu 1882 doğumlu Kemal’in askerde meçhul 30.01.1337 (Mühür-Osman)” şeklinde yazılı olduğu tespit edildiği belirtilmiştir…

Yani…

Dedesi şehit mi, değil mi, belli değil, kayıp…

Ayrıca haksız bir şekilde Kılıçdaroğlu’nu “Sen şahadetten ne anlarsın” dedi, cevabını, “Benim oğlum TSK’da rütbe taktı, senin oğulların ne yaptı” diye cevap verdi…

Bildiğimiz kadarıyla Burak Erdoğan “Çürük raporlu”, Bilal Erdoğan ise “Bedelli askerlik” yaptı. Kendisine gelince, o da zaten “Kantin Subayı” idi…

Yani, dedesinin “Kayıp” olduğu, çocuklarının askerlik yapmadığı, kendisinin “Kantin subayı” olduğunu düşünürsek, “Şehitlik” mertebesinden anladığı ortada…

Askerlik ve asker konusunda daha önce de söylediklerini aklımıza getirdiğimizde, dilimiz tutuluyor doğrusu…

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA