VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

DARBE ve KONTROL…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 18 Temmuz 2017 - 13:29:09

15 Temmuz gecesi yaşananlar için CHP Genel Başkanı “Kontrollü darbe” tanımlamasında ısrarcı. 20 Temmuzda TBMM’de “OHAL” kararının alınmış olması ve sonrasındaki uygulamalarından yola çıkarak da o gün için “Sarayın darbesi” tanımlamasını yapıyor.

Bu görüş ve iddia, elbette sahibine ait…

Biz ancak, görüşün ve iddianın içeriğindeki gerçekler ile yaşanan gerçekleri birleştirerek doğruluğuna veya yanlışlığına dair düşüncelerimizi ortaya koyarız. Bu da bizim en tabii hakkımızdır.

O zaman düşüncemizi açıklamaya başlayabiliriz.

15 Temmuz saat 22 sıraları. Bir telefon geldi, ben yatmak üzereydim. Telefondaki kişi “N’apıyorsunuz” deyince, “Bu saatte yatılır, hayırdır” dedim.

“Allah Allah, televizyona bakmıyor musunuz” deyince de “Baktığım program bitti, yatıyorum” deyince “Yav, bir şeyler oluyor, bak” dedi ve telefonu kapattık, televizyonu tekrar açtık.

Görüntü şuydu…

Askerler, İstanbul’da körünün girişini kapatmışlar. Hangi yöne olduğunu görüntüden çıkarmaya çalıştım ve Anadolu yakasından Avrupa yakasına olduğuna karar verdim.

Düşüncem şu oldu: Galiba, Anadolu yakasından, Avrupa yakasına geçeceği istihbar edilen bomba yüklü aracın geçişini engellemek üzere, her iki kör de aynı istikamete kapatılmış.

Az daha baktım ve “Darbe girişimi” olduğu söylenmeye başladı.

Başka bir yerde, başka bir şey var mıydı? O saatte yoktu, ne Ankara’dan bir ses çıkıyordu, ne de başka illerden.

Ben de “Böyle geri zekâlı, aptalca, dangalakça bir darbe mi yapılır, üstelik emir-komuta zinciri de yoksa” dedim, gittim yattım…

Sonra tekrar kalktım ki saat 24’ü geçiyordu, o günün Cumhurbaşkanı, bu gününün aynı zamanda AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, milleti sokaklara meydanlara davet ediyordu.

İlk düşüncem, emir komuta zinciri içinde olmayan girişiminin başarılı olma şansı hemen hiç yok iken, millet sokaklara meydanlara niye davet edilir ki? Sokağa çıkan toplumun ne yöne gideceğini kontrol etmek o kadar zor ki. Hatta kontrol dahi edemezsiniz. Kontrolsüz kalan topluluktan ise sonucun ne çıkacağı belli olmaz. Sonuçta belli de olmadı ve Erdoğan’ın dediği gibi, tankı yumrukla durdurmaya kalktı. Bu arada bazı hainlerin kurşunları ile de sokaktaki vatandaş hayatını yitirdi.

Sokaktaki askerin hepsi “Darbeci” miydi? Üç günlük asker de mi darbeciydi?

Darbe teşebbüsünün birinci yılında, kimlerin hangi amaçla hazırlattığını bilemediğimiz afişlere göre, ordu haindi, darbeciydi. Milletin bağrından çıkan ve adı “Türk Silahlı Kuvvetleri” olan birimi, ağlayan asker fotoğrafları ile, üstelik aşırma bir fotoğraf ile rencide ettiklerini farkında mıydılar acaba?

Ve işin en ilginç tarafı, silahlı kuvvetlerin komutasındaki kişilerin, bana göre aymazlıkları ile başlayan, diğer ilgili kurumların her ne hal ise beklemesi ile devam eden süreçte, farkına varıldığında gerekli önlemlerin alınmamış olması manidardır. Gerekirse “Manidar” durumun derinine gireriz ama bilmeyen bir sağır sultan ile Köroğlu kaldı, onun da körlük lakabı zaten…

Gündüz saatlerinde, ilgili kişiler arasında başlayan görüşmelerden sonra önlem alınmamış olması birincisi. Cumhurbaşkanının haberi “eniştemden aldım” demesi ikincisi, Başbakan ile MİT başkanının 22:30 il 23:000 arasındaki konuşmaları üçüncüsü. MİT Başkanının Cumhurbaşkanı koruma müdürüne “Yeterli misin” diye uyarması dördüncüsü…

Sayılacak daha çok şey var ve bugün 15 Temmuz darbe girişimi üzerinden rant sağlamaya kalkışmak ve milleti bölmeye çalışmak da işin üstüne dikilen tüy mesabesinde…

XXX

Darbe girişimi ve sonrasında, bugüne kadar yaşadıklarımız ve iktidarın tutum ve davranışları, her şeyi kendi taraflarına yontmaları ve oradan çıkar sağlamaya çalışmalarını görüyoruz.

Muhalefet cephesinin yaklaşımlarını, millete düşmanca tutum olarak sunmaları, anlaşılır bir durum değildir.

Darbe konusunda sadece kendi doğrularını savunurken, karşı söylemleri “Düşmanca” göstermelerinin gereğini anlamak mümkün değildir.

Bütün bunlar yaşanırken, Bağımsız olamayan, olmayı başaramayan Cumhurbaşkanının, aynı zamanda AKP Genel Başkanlığını da edinmesi ile siyasi geleceğine yönelik mücadelesi, ülkede ayrımcılığa ve düşmanca kamplara bölünürlüğe davetiye çıkardığının farkında değil midir?

Daha da ötesi, darbe sonrasını, çıkarlarına uygun olarak kullanmasının akıllara getireceği soruların cevabını vermekte zorlanınca, insanlara karşı iftira yolunu seçmek doğru mu?

Bilindiği gibi, Anayasa oylamasında “Hayır” diyenlere söylediklerini unuttuk mu?

Unutmadık…

Biz unutmadık da kendisi de unutmamış olmalı ki, son konuşmalarından birinde Türkiye nüfusunun sayısını 50 milyon kişi olarak verdi. Demek ki geride kalanlar vatandaş değil…

(Bu söz, önceki gün ‘dil sürçmesi’ olarak açıklandı. 80 milyona varmaya ramak kalmış nüfus için dil nasıl sürçüyorsa!)

Acaba yerine Suriyelileri mi koyacak?

Benim düşüncem ve kanaatim o ki darbe bilindiği halde vatandaş sokağa dökülerek geleceğin, yani bugünlerde yaptıkları gibi, kendi geleceklerinin hesabını yapmışlardır ve sonucu da “Kontrollü darbe” tanımlamasına bire bir uymaktadır.

Değerlendirmem bu. Siz de yaşananların ışığı altında değerlendirin bakalım hangi sonuca varacaksınız…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz