7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

BÜYÜKŞEHİR’DE MEGA PROJELER DEVAM EDİYOR

BÜYÜKŞEHİR’DE MEGA PROJELER DEVAM EDİYOR

DİNİ HAYATI KORUMADA İMANIN ÖNEMİ
  • İHSANGÖRÜCÜ
    • İHSAN GÖRÜCÜ
    • ihsangorucu@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Haziran 2018 - 12:22:35

YA RABBİ! İBADET VE UBUDİYETİMİZ -KULLUĞUMUZ YALNIZ SANADIR…- İyyake ne’budu…- (Fatiha Suresinden)

İbadet ve kulluk, yani halik i zülcelal vel ikrama tapma ve kul olma, insanın o mabudu hakikisinden başkasına tapmasına engel olur. Fatiha -Elham- suresindeki “Yalnız sana ibadet ederiz -İyyake na’budu” ayeti, Ya Rabbi! Senden başka hiç kimseye tapmayız, kul ve köle olmayız manasına gelir. Zalim, gaddar, cebbar -Zorba, dikta- varlıklı ve madden güçlü zalimler, zayıf, aciz ve bilgisiz olan kitleleri halkları, yığınları kendilerine kul ve köle yapmışlardır tarihte her zaman. Onuru ve guruu olan insan için şu yalan dünyada kula kul olmaktan daha zor ve acı veren bir şey yoktur bittabi. Bireyin, kendisinden farkı olmayan birisinin ebedi boyunduruğuna girmesi en elim ve dünyada en vahim bir şey olduğundan dünyadaki en değerli ve doyulmayan zevk hürriyet, hür ve serbest yaşamak, kendi iradene göre yaşamaktır.

Allaha C.C. hakkıyla kul olanlar Allahtan başkasına karşı hür ve müstakil olur mesut yaşar. Bireyin sahip bulunduğu gerçek hürriyet-serbesti ve istiklal, Allaha tapması ve kul olması ile orantılı olduğundan ona “Tam kul olanlar tam hür”, yarım yamalak kul olanlar da yarı hür, yarı bağımlı olur. Ona kul olmayanlar ise mutlaka ya maddeye, ya da behimi arzularına -Nefis- veya kendileri gibi olan kul olan sair kişilere köle olarak behemehal bağımsızlıklarını ve hürriyetleriyle beraber şeref ve onurlarını da yitirirler.

Şeklen hür ve müstakil olasalar dahi gerçeklikte fikren, ruhen itikaden ve kalben bağımlı kalırlar. Allah CC inancı, insanın insan karşısında zelil olmasına ve küçülmesine engel olur. Allah, dik ve dümdüz, kusursuz yarattığı kullarının sadece kendi yüce varlığı karşısında tazimde bulunmalarını emrettiğinden, kendisinden başkalarına olan kıyamı, ruku’ ve sücudu yasaklamıştır. Böylece Allah hariç hiçbir varlığın önünde baş eğmeyen ve boyun bükmeyen fertler tam manasıyla şahsiyetli ve seçkin, onurlu insanlar olacaklar, her zaman ve ahvalde şartlar ne olursa olsun sadece doğru ve gerçek olanı söyleyecekler ve hakikatin gereğini yapacaklardır.

Hürmet, maslahat, nizam ve kadirbilirlik namına bile olsa, yönetilenlerin idare edenler, öğrenenlerin muallimler-hocalar, kadınların erkekler karşısında eğilmeleri,el etek öpmeleri hoş karşılanmamıştır…Mahluka gösterilen bu tür hürmet ve tazim-Yüceltme- Yüce Yaratıcıya saygısızlık olarak görülmüşmüştür. Allahın kendisine tahsis ettiği, has kıldığı bir tazim ve hürmet şekliyle peygamberler de dahil olmak üzere hiç bir ferde tazim ve hürmette bulunmanın caiz olmayışı, bir insanı öbür insan karşısında alçaltmamak ve küçültmemek hikmetine bağlıdır. İslamdaki nasafat ve musavaatın -Eşitlik-kaynağında bu realite yatmaktadır.

Dini vazifelerde; namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerde bu eşitlik inancı, fiil ve tatbikat şeklini almaktadır. Zengin fakir, alim cahil, güçlü zayıf ve amir memur ayırmadan, hiçbir zümreye hiçbir hatta en ufak ayrım yapılmadan, imtiyaz verilmeden, tolerans tanınmadan Allah CC katında , karşısında ve önünde bütün insanlar istisnasız aynı muameleye tabidir. Kayıtsız şartsız herkese Allahın kulu ve mahluku gözüyle bakılır, yetmişikibuçuk millete aynı gözle bakmayan en büyük alim olsa bile, hakikatte asi olmuş eşkiya,baş kaldırmış terörist kabul edilir. Bu eşitliği sınırlayan yegane şey, adalet, hizmet ve salih ameldir. İnsanlar ancak iyilik ve ihsan itibariyle Allahın huzurunda önde, daha önde ve en önde bulunurlar-Mukarrebuuun- İyi ile kötüye aynı gözle bakılmadığı gibi, iyi, daha iyi, ve en iyi de bir tutulmamış, bu suretle iyilikte yarışmaya ve fazilette mücadeleye teşvik edilmiştir. Allaha layıkıyla inanan kişiler: ”

YA RABBİ BİZ ANCAK VE ANCAK SENDEN YARDIM DİLERİZ …- Ve iyyake neste’iyn-(Fatiha Suresinden)

Diye niyazda bulunacaklarından, Allahtan başka kimseye müdare -Eyvallah-etmez, kimsenin karşısında yüz suyu dökmez, haysiyet, şeref ve izzet i neflerini kimseye payimal ettirmezler. Allahın en şerefli yaratığı olan insan karşısında dahi eğilip bükülmeyen bir kimsenin, şayet tam olarak İslami- İmani bir şuura ve idrake sahipse cansız putlar ve heykeller karşısında da eğilmesine imkan yoktur. Böyle kimseler kabirlerden, yatırlardan ve mezar taşlarından medet ummazlar.
Hülasatül kelam! Yüce dinimiz İslamda Allah inancı, insanın insana kul olmasını önlemekle kalmamış, aynı zamanda insanın nefsani temayüllerine ve süfli arzularına esir olmasına da engel olarak insandaki fikri ve ruhi değerlerin, fazilet ve meziyetlerin tamah, hırs, bencillik ve menfaatperestlik gibi aşağı ve bayağı arzulara kurban gitmesine de engel olmuştur. İşte İslam böyle yüce bir dindir, Müslüman olarak yaratan rabbimize hamd ederiz. Cenab ı Hak imanımızı her türlü iğvadan muhafaza buyursun. Amin

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz